Yunan Adaları'ndan Merhaba KALİMERA! DÜNYA MUTFAĞINDAN YEMEK KÜLTÜRÜ -YEMEK TARİFLERİ-BİLGİMCE Eğitim ve Kültür Platformu

Yunan Adaları'ndan Merhaba KALİMERA!

Mimarisi, geçmişten kalan izleri ve karakteristik özellikleriyle birbirine hiç benzemeyen, ancak yeme içme kültürleri, orijinal Yunan ezgilerinin çalındığı plajları ve gece hayatının renkliliğiyle ortak bir paydada birleşen adalar, Tura Turizm Seamer Tours ile bu bahar bir başka güzeldi.

Kalimera
Yunan adalarına gitmek dünyanın bildiğim bir köşesine yeniden seyahat etmek gibiydi. Tanıdık gelen şey sadece insanların yüzleri ve duruşları değil, yenilen yemekler, içilen kahveler, konuşurken sarf edilen vücut dili, biraz müzik, birazda dilin tonlamasıydı. Anlatmak öyle zorki. Sebebi vücut dilimi, bakışlar yada mimiklermi bilinmez, sanki karşıdan bana doğru yürüyen kadın Türkçe konuşmaya başlayacak gibi geldi ilk zamanlar. Sonra sonra bu duygunun ben de bıraktığı izlerin azaldığını farkettim. Ettim etmesine ama biraz zaman aldı açıkçası.

Adalarda sokak aralarından, evlerin pencerelerinden, restoranlardan caddelere taşan müzik son derece karakteristik, fakat bir o kadar da bildik tınılar taşıyordu. Demek istediğim, şarkılardaki buzuki namelerine kadar farklı ve orijinalse, melodiler o kadar tanıdık, bildikti. Bizim coğrafyamızın insanı hayrete düşüren dans ve müzik çeşitliliği için de bir yerlerde, bu ezgiler ve ezgilere eşlik eden danslar zaten vardı. O yüzden Yunan sınırları içindeki müzik ve dans iki duyguyu birden yaşattı. Hem benzerlikleriyle kendi ülkeme getirdi çoğu zaman, hem orijinalliği ile gerçekten Yunanistan'da olduğumu hissettirdi. Adalarda tipik Akdeniz adasının yaşam tarzı hakimdi. Yani insanlar da telaş yok, koşturma yok. Bu sükunet herşeylerinden belli oluyordu. Örneğin bankalar pazartesiden cumaya 08.00 - 14.00 saatleri arasında açık. Sezonda turistik dükkanlar sattığı ürünlere göre, ortalama hergün sabah 08.00'den 22.00'ye kadar açık kalıyor. Ancak öğleden sonra saat 14.00 civarında kapanıyor, akşam üstü 17.00 civa rında yeniden açılıyor.

Geleneksel lokantalarda mönülerin ilk sayfasında "mezedes", yani mezeler var. Bu arada sırası gelmişken özellikle Santorini'nin spesiyali olan Fava, baklayerine sarı mercimekten ve kapari karıştırılarak yapılıyor. Üzerine zeytinyağı gezdirilerek ve kıyılmış taze soğan serpiştirilerek servis ediliyor.

 

Çiçekler
Hemen herkesin artık bildiği üzere Yunan lokantasına "taverna" deniyor. Ancak her tavernada canlı müzik olmuyor. Eğer içeri de müzik varsa, bu tamamen işletmenin kendi tasarrufun da verilen bir hizmet. Tavernalarda zeytinyağlılar dışında hazır yemek bulmak pek mümkün değil. Herşey, anında taze taze hazırlanıyor. Özelliklede salatalar... Buradaki emsallerini tattığımda Yunan salatasının bizim çoban salatadan ne farkı var, diye düşünmüşümdür hep. Farkı malzemelerin büyük küpler şeklinde doğranması ve üzerine neredeyse kekiğe bulanmış bir dilim keçi peyniri konularak servis edilmesiymiş, öğrendim. Tavernalar genel olarak balıkçı ve etçi olmak üzere ikiye ayrılıyor. Etçi tavernalar da ki etten kasıt keçi, oğlak ya da kuzu eti. Genellikle etler mangalda kızartılıyor. Adalar mutfağını asıl ünlü kılan deniz ürünleri ise balıkçı tavernaların konusu. Bu mekanlarda akla gelebilecek tüm deniz ürünleri ızgara yapılıyor, en küçük balıklar bile. Güneşte kurutulmuş ya da temizlenmiş ahtapot salatası veya ızgarasıda en az balıklar kadar popüler. Taze balık, ıstakoz, tuzlama balık herhangi bir tavernada sipariş edebileceğiniz, heran hazırlanabilir yemekler. Adalarda yemek büyük bir keyif. Tipik bir Akdeniz kahvaltısıyla başlayan günün en önemli öğünü geç yenen akşam yemeği oluyor. Hani yapıları sakin demiştimya, ada halklarının akşam yemekleri için de bir telaşı yok. Akşam yemeğinden önde, özellikle saat 18.00 civarında adalıların en büyük keyfi yanında biraz keçi peyniri, biraz Nohut köftesiyle uzo içmek. Esasında adalılar için uzo öğle saatlerinden itibaren herzaman içilebilecek bir içki. Zaten evvelezel Yunanistan'ın ev şaraplarının popülerliğinin aksine, adalarda içki sıralamasında yerini alan öncelikli olarak uzo. Ama her halükarda, evde, imalathanelerde, fabrikalarda yüzlerce leziz çeşidini üreten ülke için şarabın yeri ayrı. Daha çok da kıta Yunanistan'da. Yine adalara özgü içimi biraz zor bir içki dereçina denilen özel bir şarap. En ucuz içki olan bu şarapta geleneksel şıranın içine çam reçinesi ekleniyor. Bu nedenle son derece iddialı bir tadı oluyor ve hayli sert olması bakımından çok miktarda içilemiyor. Adaların tatlılarından bahsetmeden geçmek olmaz. Örneğin bizim için tanıdık bir lezzet olan Lokma tatlısı, yani Louko mades. Bizdekinden biraz daha büyük pişirilen lokmalar aynı usulle, yani şerbete atılarak tatlandırılıyor, üzerlerine mutlaka tarçın serpilerek yeniyor. Bir diğer önemli tatlı ise antik dönem sütun başlıklarında bulunan saka kuşu ve değişik bitki şekilleri verilerek hazırlanan badem ezmesi. Sakız kokan bademli yağlı baklava, amberkökü ve gül suyu, ballı çökelek helvası ise yemeklerden sonra yeniyor. Zaten yemeklerden sonra meyve ve kahve ikramı adetten.