OSMANLI ISLAHAT HAREKETLERI VE TANZIMAT
Osmanlida islahat hareketlerini doguran neden, bir anlamda Batinin dünya ölçeginde konumu ve bunun Osmanli?ya etkisidir. Nitekim Batida 13. Yy?dan itibaren Pazar iliskilerini ön plana çikaran yeni bir üretim tarzi agirlik kazanmaya baslamistir. Bu yeni tarz üretim biçimi, 15. Ve 16. Yy?larda ki Rönesans hareketinin yol açtigi bilimsel devrimle birleserek, sinai kapitalizmi haline dönüsmeye baslamistir. Üretim hacminin artmasi, sermaye yatirimlarinin çogalmasi süreci Batinin teknolojik üstünlügünü dogurmustur. ?bunun yani sira 16. Yy?dan itibaren ulusal devletlerin ortaya çikmaya baslamasi; Rönesans hareketinin bireyi cemaat cenderesinden kurtarmasi; Reformasyon hareketi ile evrensel kilise idealinin yikilmasi; ekonomik gelismelerin dayattigi cografi kesifler ve sömürgelestirme hareketi Bati Avrupa?yi tamamen baska bir evren haline getirmistir? .Diger yandan Osmanli Imparatorlugunun 18.yy?daki yenilgileri ve giderek büyük bir güç olma niteligi kaybedisi, Avrupa kuvvet dengesini de degistirmistir. Artik Bati için Osmanli, askeri üstünlügünün yani sira, ekonomik bakimdan da gücünü yitiren bir devlet görünümündedir. Osmanli devleti artik Bati ülkeleri için bir tehdit olmaktan çikiyor ve Dogu tehlikesini, Rusya temsil ediyordu. ? Rusya?nin yükselisi Avrupa düzenine yeni bir biçim vermis ve Osmanli devletinin yerini ve islevini de kökünden degistirmistir. Artik Osmanli devleti, Dogudan gelen bir tehdit degil, Rusya?ya karsi kullanilacak bir frendir. Kisacasi bir tampon devlettir?
Batinin elde etmis oldugu teknik, askeri ve ekonomik üstünlüklerin yani sira Osmanli Imparatorlugu 17. Ve 18. Yy?larda ekonomik açidan gerileme ve çöküntü, sosyal açidan dagilma ve anarsik bir düzen içerisindedir. Bununla birlikte geleneksel devlet sistemi de çökmüs görünmekteydi.
Osmanli Imparatorlugunu içinde bulundugu bu durumdan kurtarmak için (Türkiye?nin modernlesmesi tarihinde en önemli safhalardan biri olan) 3. Selim ve 2. Mahmut döneminde devlet kurumlarinda ve bunu tamamlamak için egitim alaninda girisilen genis reform hareketleri, dikkati çeken gelismelerin basindadir. Ancak Ülken?in de belirttigi gibi yenilikçilerin önüne hep iki engel çikmaktadir. Bunlardan birincisi; ?Modern arastirmayi hatta ögretimi, din için tehlikeli sayan fanatikskolastik zihniyet, ikincisi ise ;Modern arastirmanin derin köklerine inmeye sabredemeyen ve her seyden önce, gücünün ihtiyacina cevap vermek isteyen idareci zihniyettir. Birincisi ile savas kolay olmadi. Fakat o nispeten yenildi, geriledi. Hatta modern zihniyet, 19. Yy?in sonlarindan beri eski ?medrese?nin içerisinde bile kismen sokuldu. Fakat ikincisi ile savas çok daha güçlü oldu ve bugüne kadar gerçek ilim zihniyetinin yerlesmesine asil engel bu ikincisi oldu? . Bu nedenle Osmanli yenilikçileri ordunun islahindan basla¤¤¤¤¤, egitim kurumlarini düzenlemek, ekonomik plan kurmak gibi her alanda düsünceyi ---?--- olarak gördü. Bunun sonucu olarak reformlar, sorunlarin derinligine inmekten ve teorik çerçevesini olusturmaktan çok prakmatik amaçlar çerçevesinde yapilmistir. ?Osmanli Batililasamaya pragmatik bir yaklasimla girdi. Ama bu sürece girince gelismeler onu bu güne kadar getirdi. Osmanli?nin Batililigi teorik planda hazirlayamayisinin en önemli kaniti, tarih, felsefe, ve edebiyat alanindaki yavas degismelerdir?
Osmanlinin içinde bulundugu durumdan bir an önce kurtulma düsüncesi, Osmanli yenilikçilerinin pratik çözümlere yönelmesi ve bir anlamda ?yüzüstü Batililasma? hareketlerinin gerçeklesmesine neden olmustur. ?bu yüzüstü Batililasma hareketleri gerçeklestigi siralarda Osmanli imparatorlugu da çöküntü halinde bulunuyordu. 1553 te Kanuni Sultan Süleyman?in bazi batili devletlere verdigi ilk müsaadenin, sonradan devlet zayifladikça batili kuvvetler tarafindan genisletilmesinden dogmus olan kapitülasyonlari, Türkiye?nin üzerinde ekonomik bir cendere haline getirmistir. Modernlesme kuramlarini hazirlamak üzere yabanci devletlerden alinan büyük borçlar da, ayrica memleketin ödeyemeyecegi ikinci bir yükü ? Duyun-u Umumiye? yi dogurmaktaydi. Bu sirada yabanci müdahaleler günden güne artiyor ve Türkiye Hiristiyan tebaasinin haklarini korumak bahanesi ile ve her vesile ile ?Babiali? ye baski yapiyorlardi. Artik batililasma ve modernlesme yalnizca ordunun islahi ve bunun için gereken teknik tedbirlerin alinmasindan ibaret kalamazdi.?
Bu noktada Tanzimat, askeri ve teknik olarak baslayan batililasmanin siyasi- hukuki bir sekil olarak, eski islahat zincirinin daha genis bir halkasidir. Tanzimat?la birlikte 1683?den itibaren her sahada gerileyen Osmanliya karsin; Rönesans ve Reform hareketleri ile her sahada ilerleyen Avrupa ile aramizdaki mesafenin askeri ve teknik alanlardaki islahatlarla kapatilamayacagi görülmüstür. ? 16. Yy?in sonlarina kadar Osmanli devleti batiya karsi kendini hep üstün hissetmistir. 16. Yy?in sonlarindan itibaren özellikle 17 yy?in ikinci yarisinda siddetle duyulmaya baslayan bozukluklari gidermenin yolu olarak her ikisi ile dönüsün uygun olacagi ileri sürülmüstür. 2. Osman (1618-1622) ve 4. Murat (1623-1640) saltanatlari ile Köprülüler vezareti dönemleri Osmanli Imparatorlugunu islah etmenin eski düzenin ihyasiyla mümkün oldugu düsüncesinin müfrit bir sekilde uygulandigi dönemdir. Ancak, 17. Yy?in son yilinda (1699) Osmanli Devleti Batiya karsi ( en azindan askeri alanda) geri oldugunun bilincine varmaya baslamistir. Ve bu tarihten sonra düzeni reforme etmenin atiflari, önce mütereddit, sonra açik bir sekilde batiya yönelme baslanmistir.
Demek ki, 18. Yy?in basindan Cumhuriyet dönemine kadar olan islahat çabalari tarihi, bir anlamda, Osmanli Batililasma tarihidir de ve bu baglamda, Osmanli Batililasmasi ile Islahat hareketleri özdestir? . Osmanli batililasmasinin, bati sekline göre islahat olmaktan öteye geçememesi, Osmanli Batililasmasi ile islahat hareketlerinin özdes olmasi, Osmanli Batililasma sürecini 18. Yy?dan baslayan ?islahat hareketleri? içinde düsünmek gerekliligini dogurmaktadir.
Bu noktada, Osmanli islahat hareketlerinin hepsini Batililasma süreci içerisinde düsünemeyiz. Nitekim, ? Osmanli Devletinde yapilan islahatlari iki grupta toplamak ya da mutabaka etmek mümkündür. Bunlardan birinci grubu; devletin kendi tarih ve kültürü baz alinarak yapilan islahatlar, ikinci grubu ise ; Avrupa kültür ve medeniyetinden etkilenerek yapilan islahatlar olusturmaktadir. Tanzimat, ikinci grupta yer alan türden islahatlarin bir neticesi olarak gerçeklesmis genis bir islahat programi olarak karsimiza çikmaktadir?
Bu noktada 19. Yy islahatlarinin zirve noktasi olan Tanzimat fermani, ilanindan önceki islahatlarin bir neticesini sunan ve ilanindan sonra yapilacak islahatlarin bir programini ortaya koyan bölge olmasi nedeni ile, Türkiye?nin modernlesme süreci içerisinde önemli bir konuma sahiptir ve Türk tarihsel gelisiminde önemini sürdürmektedir.
TANZIMAT?I HAZIRLAYAN GELISMELER
Tanzimat?i ortaya çikaran nedenleri, 18. Yy?da Osmanli toplumunun tüm kurum ve kuruluslarini ayakta tutan, inanç, düsünce, bilim ve felsefe, askeri, maliye, hukuk, idare, ekonomik ve siyaset alanindaki degisim ve dönüsümlerden ayri düsünemeyiz. Nitekim , bu degisim ve dönüsümlerin yasanmasinda, Batili devletlerin Osmanli toplumu üzerindeki etkisi de önemlidir. Bu baglamda Tanzimat?i ortaya çikaran nedenleri iç ve dis faktörler olarak iki kisimda ele alabiliriz.? Iç faktörler, Tanzimat?in bir sonuç olarak ortaya çiktigi Osmanli batililasma hareketlerini anlatirken genel olarak üzerinde durulan hususlardir. Dis faktörler ise cereyan eden hadiselerdir.?
Gerçekten 16. Yy?dan beri Osmanli devleti sahip oldugu üstünlügü kaybedip, devlet kurumlarinin ve kanunlarin asrin ihtiyaçlarina cevap verecek nitelikte olmamasi, devletin maddi ve manevi gücünü kaybetmis olmasi, bunun sonucunda her sahada yenilgiye ugramasi yeniden ve genis bir islahat hareketini zorunlu kiliyordu. Bununla birlikte, Osmanli Devleti?nin müdahale edemedigi alanlardaki gelismeler Tanzimat?in alaninda daha güçlü belirleyiciler olarak ortaya çikmistir. Bu gelismelere bakacak olursak;
Tanzimat?i hazirlayan siyasi gelismelerden biri, Osmanli kendi içinde bir kuvvet olan Misir valisi Mehmet Ali Pasanin, Osmanli?ya karsi elde etmis oldugu basarilardir. Nitekim, ?II. Mahmut zamaninda, Misir valisi Mehmet Ali Pasa, Fransizlarin yardimi ile bir çok reform yapmis ve oldukça güçlenmistir. Mora isyaninin bastirilmasinda gösterdigi yararliliklardan dolayi kendisine Girit valiligi vad edilmistir. Ancak, Pasa bunun yaninda Suriye valiligini de istemis ve bu istegi sultan tarafindan red edilmistir. Bu gelismeler üzerine, Misir ile Osmanli devleti arasinda savas hali baslamistir?. 2. Mahmut?un Mehmet Ali Pasa karsisinda aldigi yenilgiler Osmanli Devletini Tanzimat?a zorlayici bir etki yapmistir. Bunun yaninda Misir meselesi Tanzimat?in sadece yeni bir düzen isteginden degil, kendini koruma ihtiyacindan kaynaklandiginin somut bir göstergesidir.
Tanzimat?in bir saltanat sorunu oldugunu belirten Küçük?e göre, saltanata yapilmis en somut tehdit Misir ve Mehmet Ali Pasadir. Ona göre; ?Misir Tanzimat?i iki boyutta etkiliyor. Hem bir model hem de zorlayici bir neden olarak. Yeniçerilige karsi kazanilan zafer gününde Mahmut?un giysileri Misir?in Türkiye?deki yenilikler için model olmasi boyutunu veriyor. Daha sonra Misir ile savas ve bu savasin yol açtigi utanç verici yenilgiler, Misir?in zorlayici yanini getiriyor. Fakat ister model olsun, isterse zorlayici, Misir 19. Yy Türk aydin ve yenilik tarihinde önemli bir yere sahip bulunuyor.
Tanzimat?in ilaninda Misir?in zorlayici etkisinin model olma etkisinden daha etkili oldugunu söyleyebiliriz. Nitekim, Misir meselesi, Osmanli Devletini yabanci devletlerle birçok antlasma yapmak zorunda birakmistir. Özellikle Ingiltere ile yapilan ticaret antlasmasi, 2. Mahmut?un Mehmet Ali Pasaya karsi Ingiliz destegini saglamasinin bedeli olarak imzalamistir.
Tanzimat?i hazirlayan ekonomik gelismeler ise Misir meselesi ile baglantili olan Tanzimat Fermani?nin ilanindan önce, 16 Agustos 1838?de Ingiltere ile imzalanan Balta Liman Antlasmasidir. Balta Liman Antlasmasi ile birlikte, Ingilizlere ticari alanda genis imtiyazlar saglanmistir. Bu durum, Ingilizlerin Osmanlilar üzerinde daha fazla nüfuz saglamasina olanak tanimistir. ?1838 Osmanli-Ingiliz ticaret antlasmasini 25 Kasim 1838?de Fransa il imzalanan ticaret antlasmasi izlemistir. Daha sonra benzer hükümler ihtiva eden antlasmalar Sardunya, Gelemenk, Belçika, Prusya, Sicilya ve Brezilya gibi devletlerle de imzalanmistir?
.
Osmanli devletinin kötü durumda olan ekonomisi, yabanci devletlerle yapilan antlasmalarla daha kötüye gitmistir. Ayrica batili devletlere antlasmalarla verilen imtiyazlar, Osmanli devletinde nüfuz sahibi olmalarina yol açmistir.
Balkanlardaki milliyetçilik hareketleri ve Avrupa devletlerinin baskilari da Tanzimat?i hazirlayan sosyal, siyasal gelismeler çerçevesinde önemlidir.
1789?da Fransiz ihtilalinin bir sonucu olarak ortaya çikan Milliyetçilik hareketi Avrupa?yi etkisine almis, bu durumdan Osmanli Devleti?nin Avrupa?da yer alan eyaletleri de etkilenmistir. Özellikle Avrupa devletlerinin dini unsurlari kullanarak azinliklari kiskirtmalari ve Hiristiyan tebaanin haklarini korumak bahanesi ile Osmanli devletine yaptigi baskilar siyasi ve hukuki islahatlar yapma zorunlulugunu dogurmustur.
?Avrupali devletler, Hiristiyanliklarini bahane ederek, Osmanli Devleti?ni zayif düsürmek için gayri Müslim unsurlara hamilik yapmaya baslamistir. Rusya bir taraftan Balkanlarda Bulgarlari destekliyor ve Bulgar milliyetçiligini körükleyerek onlari Osmanli ?ya karsi isyana tesvik ediyordu. Diger taraftan Osmanli Devleti?ndeki Rum ve Ermeni Ortodokslarin dini haklarina gerekçe göstererek bu cemaatlerle iliskiye geçiyor ve açikça Osmanli Devleti?nin iç islerine karisiyordu. Ermenilerin Katolik olduklari tezinden hareketle Fransa?da Katolik cemaati ile ilgili olduklari devlete telkinlerde bulunuyordu. Hiristiyan mezhepler vasitasi ile kendi çikarlarini koruyan Fransa ve Rusya?nin faaliyetlerini izleyen Ingiltere?de ayni yöneteme basvurarak bölgede Protestanlik propagandasi yapti ve bir Protestan cemaati olusturdu. Ingiltere?nin bu tesebbüsünü Almanya ve ABD?de desteklemistir?
.
Bununla birlikte, Tanzimat?a batinin etkisinin devlet zihniyetindeki degismelerde görmekteyiz. Nitekim, bati memleketlerine elçilikle giden devlet adamlarimiz, orada uyanan yeni devlet anlayisi, hürriyet ve esitlik fikirlerinden etkilenmislerdir.
?Osmanli toplumunda 3. Selimin baslattigi yeniliklerin 2. Mahmut tarafindan daha kati ve kararli sekilde yürütülmesi ile, ülkenin kapilari Batiya açilmis oldu. Devletin öncelikle askeri, idari ve mali alanlarda yaptigi degisikliklerle, merkezi idarenin güçlenmesi ve oteritesinin ülkenin her yerinde hakim kilinmasi isteniyordu. Ancak açilan kapidan sadece askeri, idari ve mali alanlardaki kurum ve fikirler gelmiyordu. Avrupa?da köklü bir degisimin atesini körükleyen Fransiz ihtilalinin devrimci fikirlerine de ilgi fazlaydi. Bu fikirlerin yurda girisini saglayan baslica Osmanli Imparatorlugu?nda meydana gelen tüm bu gelismeler, Osmanli?nin içinde bulundugu durumdan kurtulusunun, yalnizca askeri ve teknik islahatlarla mümkün olamayacagi fikrini dogurmustur. Bu noktada, Tanzimat, siyasi-hukuki islahatlari kapsayan bir programi olarak gündeme gelmistir.
Faaliyetler, yeni kurulan askeri okullardaki Fransiz ögretmenlerin çalismalari ile Fransiz hükümetinin Istanbul?daki propaganda girisimleriydi. Ayrica Bati ülkelerine gönderilen ögrenciler, diplomatik görevliler, Bati dillerini bilen ve bu dillerde yazilanlari okuyan genç bürokrat ve aydinlarin faaliyetleri de Batili fikirlerin taninmasini sagliyordu? .
3. Selim döneminden itibaren Bati baskentlerinde açilan düzenli temsilciliklerde görevlendirilen genç memurlar Avrupa?daki gelismeleri ve fikirleri yerinde tanima olanagi buldular. Bunun yaninda 1821?de kurulan Tercüme odasinin Türk yenilik tarihinde önemi büyüktür. ?1821?de Bab-i Ali?de kurulan tercüme odasinda Bati dillerini ögrenen genç kusaklar, Avrupa?da çikan yayinlari ve Batiyi daha yakindan tanima imkani bulan gençler, devletin yeni bürokrat sinifini olusturdular, Tanzimat döneminin ünlü sadrazamlari, Ali,, Fuat, Resit Pasalar da içinde olmak üzere pek çok yenilikçi aydin ve bürokrat ilk egitimlerini Tercüme Odasinda gördüler?
TANZIMAT FERMANININ HAZIRLANMASI VE ILANI
II.Mahmut?un 1826-1839 yillari arasinda gerçeklestirdigi islahatlar, 3. Selim zamanindan beri yapilan islahatlarin devami olup, Tanzimat islahatlarinin öncüsüdür. Bu noktada, ?Tanzimat kavraminin 1839?dan önce kullanildigi ve II. Mahmut döneminde ilan edilmesinin planlandigini görmekteyiz.
?Mustafa Resit Pasa Osmanli Devleti?nde bir reform yapmayi kafasina koymustu. Bu projeye ?Tanzimat Hayriye? adini vermis ve bu reform paketini hazirlayip bir hatt-i hümayunla ilan edilmesi hususunda 2. Mahmut?u ikna etmisti. Bu amaçlarla 24 Mart 1838 yilinda Meclis-i Vala?yi Ahkam-i Adliye kuruldu. Meclisin görevi Tanzimat-i Hayriye?nin nasil hazirlanacagini müzakere etmek idi. Meclis 31 Mart 1838?de ilk toplantisini yapti?
Meclis-i Vala-yi Ahkam-i Adliyenin kurulmasi ile baslayan Tanzimat Hayriye?nin Gülhane Hatti?nda belirtilen esaslarin büyük bir kismini içerdigi görülmektedir. Nitekim, ? II.Mahmut, Meclis-i Vala?yi kurdurarak, yeni düzenlemeler yapma yetkisini bu Meclise devretmis, iktidarinin bir kismindan feragat etmistir. Resit Pasanin Hariciye Naziri sifati ile talebi, bu Meclisin yetki alanina girmektedir. Padisah acil görünenleri uygulamaya sokarken, Meclis?in yetkilerini çignememeye özen göstermektedir. Tanzimat döneminin ayirt edici vasfi olan, saray iktidarinin bürokrasi (Meclis-i Ahkam-i Adliye )ile paylasildigina dair bir isarettir bu? 2. Bu açidan Tanzimat Meclislerinin, kanunlastirma hareketi ile birlikte idari, mali, adli ve egitimle ilgili olanlarda bir reform hareketi hazirlamak ve iktidarin saray ve Bab-i Ali bürokrasisi ile paylasilmasina geçisi noktasinda da islevsel olmasindan dolayi, ?II. Mahmut dönemi ile Tanzimat dönemi arasinda bir geçis meclisi niteliginde oldugunu söyleyebiliriz.
Mustafa Resit Pasa, II.Mahmut öldügünde Ingiltere?de bulunuyordu. Abdülmecid tahta çiktiginda Istanbul?a gelerek Tanzimat hazirliklarina basladi. ?Abdülmecid?in Disisleri Bakani Mustafa Resit Pasa, Batti uygarligina hayran bir devlet adamiydi. Elçilik yaptigi Paris ve Londra?da bu ülkelerin yönetim sistemlerini inceleyip yakindan bakma imkani bulmustu. Mustafa Resit Pasa, devlet yönetiminin her din ve mezhepten tebaanin hak ve hürriyetlerini güvenceye alacak ve kanun hakimiyetinin tesis edecek sekilde yeniden düzenlenmesini istiyordu. Bu düzenlemeleri öngören bir ferman yayinlamasi halinde, Batili ülkelerin Hiristiyan tebaanin haklarini bahane ederek, Osmanli?nin içislerine karismayacagina, düzenin yeniden saglanacagina ve böylece çöküsün durdurulacagina inaniyordu?
.
Resit Pasa, fikirlerini Sultan Abdülmecid?e açarak, islahatin gerekliligini anlatti. ?Abdülmecid?de, M. Resit Pasanin fikirlerini kabul etti. Fermanin hazirlanmasini M. Resit Pasaya birakti. Bu vazifeyi üzerine alan M. Resit Pasa, geceli gündüzlü çalisarak, kendi kalemi ile bir ferman sureti hazirladi, Abdülmecid?e okudu. Fermani begenen padisah, temize çektirip imza etti. Padisahin imzasini tasiyan teblig ve emirlere ?Hatt-i Humayün? denildigi için bu islahat projesine de ?Hatt-i Humayün? denildi. Gülhane Parki?nda okundugu için de ?Gülhane Hatt-i Humayün? denildi?
FERMANI ILANI
Tanzimat fermani, 3 Kasim 1839?da Gülhane Parki?nda, padisah, diger devlet büyükleri, ulema, lonca ve esnaf temsilcileri ve halkin ?Gülhane Hatti Humayunu adi§huzurunda Mustafa Resit Pasa tarafindan okundu verilen bu fermanla, Osmanli Devleti?nde, Islam hukuku ve geleneksel kurumlarin biraktigi hizli bir degisim süreci basladi?
?Tanzimat fermani, ilanindan yaklasik yirmi gün sonra devletin resmi gazetesi olan Takvim-i Vekayi?nin 187 numarali ve 15 Ramazan1255/22 Kasim 1839 tarihli nüshasinda yayinladi. Arkasindan Fransizca?ya tercüme edilerek Istanbul?da bulunan yabanci devlet temsilciliklerine gönderildi?
TANZIMAT KAVRAMI VE TANZIMAT?IN DÖNEMI
Tanzimat kelimesinin lügat manasi ?düzenlemeler? seklinde verilebilir. Bu terim ?tenzim? kelimesinin çogu olup, o da ?nizam verme? anl¤¤¤¤¤ gelmektedir. Nasil ki ? Nizam- cedit kavraminin, ?yeni düzen? ya da ?yeni askeri anlaminin disinda genis manasi ile, baslangici ve sonu belli olan bir dizi islahati ifade ederse, ? Tanzimat? da 3 Kasim 1839?da ilan edilen ferman disinda, Osmanli Devleti?nin en önemli reformlarinin yapildigi bir dönemi ifade etmektedir?
Bu durum Tanzimat?in baslangiç ve bitis tarihlerinin belirlenmesine de yansimistir. ?Genis anlamiyla Tanzimat (düzenlemeler), Osmanli devlet yapisinda ve devlet toplum iliskilerinde yapilan düzenlemeleri ifade eder. Bu açidan bu deyimin kaps¤¤¤¤¤, 3. Selim ve 2. Mahmut reformlarini sokan yazilar oldugu gibi, Tanzimat döneminin 2. Mesrutiyete (1908) kadar sürdügü görüsünü savunanlarda vardir. Dar anlami ile Tanzimat ise, genel olarak kabul edildigi üzere, 1839 Gülhane Hümayunu ile baslayip 1870?li yillarin baslarina kadar süren sinirli bir dönemi ifade eder?.
Görüldügü üzere Tanzimat?in baslangiç ve sona eris tarihinde tam bir kesinlik yoktur. Bunun nedeni ise, Tanzimat?in, bir yandan 3. Selim zamanindan beri yapilan islahatlarin bir devami niteliginde olmasi, diger yandan da Imparatorlugunun sonuna kadar etkisini sürdürmesidir.
TANZIMAT FERMANININ IÇERIGI
Tanzimat fermani bes temel alanda düzenlemeler getiriyordu. Islam hukuku ve geleneksel kurumlara ilaveten Bati hukuku ve kurumlarinda yapilan düzenlemeler, ekonomi, askeriye, egitim ve edebiyat, sanat alaninda öngörülen düzenlemeleri içeriyordu.
Tanzimat fermaninin giris bölümünde, yayinlanis sebebi padisahin agzindan özetle söyle açiklanmaktadir; ?Devletin ilk dönemlerinde seriat hükümlerine tam manasiyla riayet edildigi için devletin gücü ve tebaanin refahi yükseldi. Son yüz elli yildan beri seriat hakimiyeti kalmadigindan, devletin gücü zayifladi ve tebaasinin refah düzeyi düstü. Bu gidisin durdurulabilmesi için devletin iyi idare edilmesi, vatandasin güvenliginin saglanmasi, halkin malinin, irz ve namusunun korunmasi, vergi ve askerlik konularinda yeni kanunlarin çikarilmasi zorunludur. Müslim ve gayri Müslim tüm tebaaya esit sekilde uygulanacak bu kanunlarla devletin gücü ve halkin refahi yeniden yükselecektir. Osmanli ülkesinin cografi durumu, topragin bereketliligi, halkin yetenegi ve zekasi göz önünde tutulursa, gerekli çarelere basvuruldugu taktirde; Allah?in yardimi ile bes- on sene içerisinde istenilen sonuçlara ulasilacagindan kimsenin süphesi olmasin?.
Padisah, fermanda uyruklara taninan haklarin kendisi tarafindan güvence altina alindigini söylemekte, çikacak yasalar? din ve devlet ve mülk ve milleti ihya için vaz olunacak oldugundan?, bunlara karsi gelmeyecegine de yemin etmektedir. ? Gülhane Hatti Hümayununda kabul edilen prensipler su sekilde siralanabilir?.
- Din ve mezhep ayrimi yapilmaksizin bütün vatandaslarin can, mal ve namus güvenliginin saglanmasi garanti altina alinmistir.
- Iltizam usulünün kaldirilmasi ve vergilerin herkesin malina ve gelirine göre alinmasi kararlastirilmistir.
- Devletin kuvvetlenip gelismesi, huzur ve asayisin saglanmasi için bütün vatandaslarin askerlik görevini yapmasi ve askere alinacak hakkaniyet ilkesine uyulmasi esaslari getirilmistir
- Suç isleyenlerin durumlari yasalar geregince incelenip karara baglanmadikça kimse hakkinda ceza uygulanmamasi ve kanun önünde herkesin esit sayilmasi benimsenmistir.
- Tüm devlet memurlarina maas baglanacak. Rüsvet kesinlikle yasaklanacak ve bu yasaga uymayanlar siddetle cezalandirilacak.
Tanzimat Fermani?nin amaci, çesitli iç ve dis olaylarin etkisi ile islemez durumda olan devlet idaresini yenilestirerek devlet oteritesini etkin kilmak, vatandasa hak ve hürriyetler veren adaletli bir yönetim sistemi kurmakti.
Fermanda ?seriata uymama? nin bu bozulmanin ana nedeni olarak gösterilmesine ragmen kurtulusun yeni yasalarda, seriata dayanmayan yeni kanunlarda aranmasi çelisik bir durum yaratmaktadir. Bu çeliskinin kaynagi Abadan söyle anlatmaktadir: ?Seriat ile seriat ? ötesi anlayis arasindaki denge GHH?nin yazilisi sirasinda ser?i anlayis dogrultusunda bozulmustur. Bunda, ?ifadede agirbasliligi? saglamak düsüncesi kadar, ulemayi ve tutuculari ürkütmemek niyeti rol oynamistir. Yoksa GHH ve Tanzimat anlayisinda seriata baglilik vurgulamalari ilkesel olmaktan çok biçimseldir,görünüsledir?
Abadan?in belirttigi üzere Tanzimat?in bu niteligi daha çok halkin tepkisini azaltmak düsüncesinden kaynaklanmistir. Nitekim, Tanzimat düsüncesi ne halktan geliyordu, ne de halka mal olmustu. Aksine Osmanli toplumuna, taht çevresinden indiriliyor ve bir aydin despotizminin bürokratik dünya görüsüydü.