HALK EDEBIYATI - 2-LİSE EDEBİYAT KONU ANLATIMI-BİLGİMCE Eğitim ve Kültür Platformu

  HALK EDEBIYATI - 2

Kaynagini geleneklerden, halkin kültüründen alan bir edebiyattir. Halk Edebiyati, Islamiyet öncesi sözlü edebiyatin uzantisidir. Halkin yarattigi sözlü eserlerden olusur. Dil, biçim, konular, duyarliklar bakimindan halk kültürüne siki sikiya baglidir.

Halk Edebiyati; edebî zevk, düsünce ve anlatim gücüne ulasmis âsik ve tekke tarzi sahibi belli eserlerle, malzemesi dile dayali destan, efsane, halk siiri, mani, agit, türkü, bilmece, masal, halk hikâyesi, fikra, atasözü, deyimler, tekerlemeler gibi sözlü gelenekte yasayip kusaktan kusaga aktarilan anonim ürünlerden olusur.

Halk Edebiyati kavrami içinde toplanan bu türlerin bir bölümü günümüzde de bazi bölgelerde dinamik olarak yasamaktadir.

Dogu Anadolu bölgesinde canli olarak devam eden Âsiklar gelenegi, kahvelerde, dügünlerde, bayramlarda, sohbetleri zenginlestirirken, ayni zamanda dinleyenleri düsündürmekte ve eglendirmektedir.

Nasrettin Hoca, Bektasî, Laz ve benzeri tipler etrafinda tesekkül etmis ve etmekte olan fikralar güldürürken düsündürmekte toplumu ve kisileri elestirirken anlatani ve dinleyenleri daha iyiye, daha güzele yöneltmektedir.

Bilmeceler yetisen genç nesillerin zihin gelisimine yardimci olmaktadir.

Atasözleri ve deyimler eski nesillerin tecrübelerini ve tavsiyelerini yeni nesillere aktarmaktadirlar.

Millet hayatindaki, savaslar, göçler, destanlarda anlatilmis, ölenlerin ardindan yakilan agitlar ve her konuyu isleyen türküler kederi, neseyi ve sevgiyi yansitmaktadir.

Dini yasayistaki heyecan ve vecd ilâhîlerle anlatilmis, âsiklar Türk dilinin anlatim gücünü, inceligini musiki ile dile getirerek yüzyillarca yasatmislardir.

HALK EDEBIYATI?NIN GENEL ÖZELLIKLERI

1.   Dil ve anlatimda süslü söyleyise yönelis yoktur. Genellikle yalin anlatim kullanilir.

2.   Söylendikleri, yasatildiklari devir ve çevrenin yaygin Türkçesi kullanilmistir.

3.   Halkin içinden dogan eserler, konu, tema ve duyarlik bakimindan halkin hayatina siki sikiya baglidir.

4.   Sairler, genellikle okumamis kisilerdir.

5.   Ask, doga, ayrilik, özlem, ölüm, din, tasavvuf konularinin yani sira toplum hayatini ilgilendiren sorunlara da sik sik egilen sairler, bunlarla ilgili elestiriler getirirler. Daha çok somut konular islenir. Biçimden çok konuya agirlik verilmistir.

6.   Âsik edebiyati siir agirlikli bir edebiyattir.

7.   Âsik veya saz sairi denilen sanatçilar tarafindan daima müzik esliginde söylenir. Sair siirlerini saz esliginde, belli bir ezgi ile söyler.

8.   Âsiklar, bu edebiyatin mensur kismini olusturan halk hikâyelerinin olusumu, gelisimi ve aktarilmasinda da önemli rol oynarlar.

9.   Siirde nazim birimi dörtlüktür. Yaygin olarak hece ölçüsü kullanilmistir. Hecenin en çok 7?li, 8?li ve 11?li kaliplari kullanilmistir. Fakat sehirde yasamis, medrese egitimi almis bazi ozanlar aruzu da kullanmislardir.

10.  Siirler isledikleri konuya göre güzelleme, koçaklama, agit ve taslama, ilahi? gibi adlar almislardir.

11.  Kosma, türkü, mani, destan, semâî? gibi degisik nazim sekilleri kullanilmistir.

12.   Âsik edebiyati dogaçlamaya (irtical) dayanir. Âsiklar, eserlerini bir ön hazirlik olmaksizin, dogrudan sözlü olarak meydana getirirler. Bu yüzden siirlerde derin bir anlam, kusursuz bir biçim görülmez.

13.  Dinî-tasavvufî edebiyatin etkisinde kalmistir.

14.  Halk deyimlerine ve güzel halk söyleyislerine yer verilir.

15.  Azda olsa benzetmelerden faydalanilmistir. (Boy serviye, yüz aya, kas kaleme, dis inciye, yanak güle)

16.  Siirlerin basligi yoktur, Nazim sekilleri ile adlandirilir.

17.  Genellikle yarim kafiye kullanilir. Daha çok redifle ahenk saglanir. Kafiyenin yani sira ?ayak? da söz konusudur.

18.  Konu, sekil ve dil bakimindan dis tesirlerden uzaktir.

19.  Nesir alaninda da eserler verilmistir. Nesir halk edebiyatinda nazma göre çok çok önemsiz kalmistir. Çünkü duygu ve düsüncelerin kaliciligi siirle daha kolay saglanmaktadir.

20.  Nesir örnekleri arasinda halk masallari, halk hikâyeleri, efsaneler, atasözleri, deyimler, halk tiyatrosu, bilmeceler, fikralar sayilabilir.

21.  Bunlardan en yayginlari -tür olarak- masallar, hikâyeler ve efsanelerdir.

22.  Atasözü, bilmece ve deyimler zaten -halkin ürünü olmakla beraber- her alanda herkes tarafindan kullanilmaktadir.

23.  Halk edebiyati gözleme dayalidir. Benzetmeler somut kavramlardan yararlanilarak yapilir. Söyledikleri her sey gerçek yasamdan alinmadir.

24.  Özellikle 18. yüzyildan itibaren halk sairleri, divan sairlerinden etkilenerek aruzun belirli kaliplariyla siirler yazmayi denemislerdir. Hatta divan siirinin mazmunlarini da kullanmislardir. Bu durumun ortaya çikmasinda halk sairlerinin, aydinlar ve divan sairlerince hor görülmelerinin, degersiz ve güçsüz sayilmalarinin etkisi de vardir.

 

Halk Edebiyati üç bölümde incelenir:

a) Anonim (Ortak) Halk edebiyati

b) Asik Edebiyati (Saz Siiri)

c) Tekke (Tasavvuf) Edebiyati 

 

Anonim Halk Edebiyati:

Söyleyeni belli olmayan, agizdan agza, kulaktan kulaga yayilan, halkin ortak mali olan ürünlerin olusturdugu edebiyattir.

Özellikleri sunlardir:

1)     Belli bir sahibi yoktur. Halkin ortak mali olan ürünlerden olusur.

2)     Dili sade, akici bir halk Türkçesidir.

3)     Siirlerde hece ölçüsünün 7?li, 8?li, 11?li kaliplari agirlikli olarak kullanilir.

4)     Somut ve gerçeklerle iç içe bir edebiyattir.

5)     Siirlerinin nazim birimi dörtlüktür.

6)     En çok yarim kafiye kullanilmistir.. Bazi manilerde cinasli kafiye görülür.

7)     Mecazlara ve edebi sanatlara fazla yer verilmez.

8)     Ölüm, ask, tabiat sevgisi, ayrilik acisi, özlem, yigitlik, toplumsal aksakliklar gibi konular islenir.

9)     Sözlü gelenege dayanir.

10)  Anonim halk edebiyati ürünleridir; mani, ninni, türkü, destan, tekerleme, bilmece, masal v.b.

 

ANONIM HALK EDEBIYATININ BELLI BASLI ÜRÜNLERI

MANI

Anonimdir. Sevgi, tabiat, övgü, yergi, evlât sevgisi, ayrilik, hasret ve ask konularini isler. Konu sinirlamasi yoktur. aaxa seklinde kafiyelenir. Genellikle tek bir dörtlükten olusur.

Mani çesitleri:

Düz Mani: Yediser heceli dört dizeden olusur. Kafiyeleri çokluk cinassizdir.

Kesik mani: Birinci dizesi 7 heceden az, anlamli ya da anlamsiz bir sözcük grubu olan maniler. Bu kesik dize sadece kafiyeyi hazirlar.

Cinasli mani: Kesik manilerde eger kafiye cinasli ise bunlara cinasli mani denir.

Yedekli (artik) mani: Düz maninin sonuna ayni kafiyede iki dize daha eklenerek söylenen maniler. Cinasli kafiye kullanilmaz, birinci dizeleri anlamlidir.

Deyis: Iki kisinin karsilikli söyledigi manilerdir. Soru yanit seklinde düzenlenir. Bir baska kisinin agzindanmis gibi aktarildigi sekilleri de vardir. gazeteler

TÜRKÜ

Daima bir ezgiyle söylenen, düzenleyicisi bilinmeyen ya da unutulmus olan, degisik konulardan söz eden, genelde hecenin 11?li kalibiyla olusturulan siirlerdir. Türküler besteli siirlerdir.

UYARI: Daima bir ezgi ile söylenen "ninni" ve "agit" türleri de türkü kapsamindadir. Yani ninniler ve agitlar bagimsiz bir nazim biçimi degil, türkü biçiminin türleridir. Bunlar da anonim ürünler­dir. Ancak kosma biçimindeki kimi agitlarin söyleyenleri bellidir; onlar da bestelendiklerinde türkülesirler.

 

AGITLAR

Sevilen bir kisinin ölümünden duyulan aciyi dile getiren ve her zaman bir ezgiyle söylenen siirlerdir. Agitlar aslinda bir türkü çesididir. Dörtlüklerden olusur. 11?li hece ölçüsüyle söylenir. Genellikle uzun hava ve kirik hava denilen ezgilerle terennüm edilir. Kosmanin bir çesidi olan agitla karistirilmamalidir. Asik Edebiyati?ndaki agitin söyleyeni bellidir.

NINNILER

Her zaman bir ezgiyle söylenen, türkü biçiminde olusturulan ve küçük çocuklari uyutmak için söylenen siirlerdir. Aslinda bir türkü çesididir. Genellikle dörtlüklerden olusur. 8?li ve 11?li hece ölçüsü kullanilmistir. Bazi ninnilerde hece ölçüsüne dikkat edilmedigi görülür. Söyleyeni belli olmayan bu ürünler dörtlüklerden ve nakarat bölümlerinden olusur.

 

ATASÖZLERI

Uzun deneyim ve gözlem ürünü olan, topluma bir ögüt vererek dogru yolu göstermeye çalisan kisa, özlü sözlerdir. Islamiyet öncesi edebiyatta sav olarak bilinen atasözlerinin çogu hece ölçüsüne uygun ve sanatlidir. Atasözlerinde genellikle genis zaman kipi kullanilir. Didaktik özellikler tasiyan atasözleri hem gerçek, hem de mecaz anlam tasir.

?Bol zamanda dar harcanan, dar zamanda bol harcanir. ?

 

BILMECELER

Bir varlik veya nesnenin adini anmadan niteliklerini üstü kapali bir biçimde söyleyerek o varlik, nesne veya kavramin ne oldugunu dinleyene buldurmayi amaçlayan sözlerdir. Çogu ölçülü, kafiyeli, aliterasyonlu ve cinasli olan bilmeceler birer söz oyunu niteligindedir. Bilmecelere Divan Edebiyati?nda Muamma adi verilmistir.

?Elimde bir tane/Içinde bin tane? Nar

Manisa?dan, Tire?den, simdi geçti buradan. (Rüzgar).

Burdan vurdum kilici, Halep?ten çikti ucu. (Simsek)

 

FIKRALAR

Insani güldürürken çogu kez düsündürmeyi de amaçlayan kisa, nükteli öykücüklere fikra denir. Nasrettin Hoca, Bektasi, Incili Çavus... fikralari halkin ortak mali olmustur.

 

KARAGÖZ

Seyirlik halk oyunlarindan olan Karagöz, bir gölge oyunudur. Oyunda Karagöz cahil halk tipini; Hacivat ise aydin tipini temsil eder. Geleneksel Türk Tiyatrosu ürünlerindendir.  Manda ve deve derisinden yapilan resimlerin, bir isik yardimiyla sahnedeki perdeye yansitilmasiyla olusur. Bir gölge oyunudur. Bu nedenle bazi kaynaklarda ?Hayal-i Zil? seklinde de adlandirilir. Kahramanlari Karagöz, Hacivat, esraftan kimseler, Beberuhi, Tuzsuz Deli Bekir, saticilardir. Karagöz; okumamis, hazir cevap, söylenenleri ters anlayan ve buna göre cevaplar veren kaba bir adamdir. Hacivat ise aydin ve yari aydin kisileri temsil eder. Karagöz oyununda bütün konusmalar perdenin arkasindaki tek kisi tarafindan yapilir. Bu nedenle Karagöz oynatmak zor bir istir. Karagöz oyununun oynatildigi perdeye ?hayal perdesi? denir.

Karagöz oyunu dört bölümden olusur:

1)     Öndeyis ve giris: Sahneye göstermelik denen bir resim konulur.

2)     Muhavere: Karagöz ve Hacivat?in karsilikli konusmalari

3)     Fasil (Asil oyun)

4)     Bitis: Oyunun sonunda hatalar için özür dilenen ve bir sonraki oyunun yerinin belirtildigi bölümdür.

 

ORTAOYUNU

Seyircilerle çevrilmis bir alanda, yazili bir metne bagli kalmadan ve dogaçlama (tuluat) yoluyla oynanan bir oyundur. Pisekar ve Kavuklu oyunun temel kisileridir.

Halkin ortak malidir. Oyunlarin güldürme unsurlari karsilikli konusmalardaki söz oyunlari, hazir cevaplilik, yanlis anlamalar ve yöresel konusmalarin taklitleridir. Oyunda Karagöz ile Kavuklu?nun; Pisekâr ile Hacivat?in bütün özellikleri aynidir. Karagöz ile Ortaoyunun farki ise, Karagöz?ün perdede, Orta Oyun?un meydanda oynanmasidir. Yani Orta Oyunu canli kisilerle oynanirken Karagöz?de tasvirlerin gölgesi oynatilir.

 

EFSANELER

Eskiden beri söylenegelen, olaganüstü kisi ve olaylardan söz eden, konusma diliyle olusturulan, üslup kaygisindan uzak, hayali öykülerdir. Efsaneler kimi yönlerden destan ve masali andirir. Masallar iyi bir sonla bitmesine ragmen, efsanede böyle bir durum söz konusu degildir. Efsaneler bir inanis konusudur. Narligöl Efsanesi, Aglayan Kaya Efsanesi...

 

MASALLAR

Olaganüstü olay ve kisilere yer veren, çogu kez bir egitim amaci güden hayali öykülere masal denir. Masallarda yer ve zaman kavrami yoktur. Bunlar toplumun begenisini, düsünüs biçimini, geleneklerini kusaktan kusaga aktarirlar. Toplumun begenisini, düsünüs tarzini, geleneklerini, dünya görüsünü kusaktan kusaga sözlü olarak aktaran ürünlerdir. Çogunlugu olaganüstü olaylarla doludur. Kafdagi gibi olaganüstü cografi unsurlar; dev, yedi basli canavar, ev büyüklügünde kus gibi olaganüstü yaratiklar vardir. Masallarda yer ve zaman kavrami belli degildir. Masallarin anlatiminda genellikle ?mis?li geçmis zaman kipi kullanilir. Söyleyeni bilinmeyen bu ürünler, kulaktan kulaga günümüze kadar gelmistir. Masallarda iyilik, dogruluk, yardimlasma ögütlenir. Bu nedenle masalla, didaktik eserlerdir. Masallarin özellikle basinda, bazen de ortasinda ve sonunda tekerleme denilen kafiyeli sözle kullanilir.  Türk masallarinin sonunda, genellikle iyiler ödüllendirilir. Kirk gün, kirk gece dügün yapilir. Kötüler ise ya kirk katir ya da kirk satir cezasina çarptirilir.

Sözlü gelenekte gelisen masallar,  sonradan kitap haline getirilmistir. Türk Edebiyati?nda masal derleme konusunda en ciddi çalismayi yapan Eflatun Cem Güney?dir. Masallardan etkilenerek günümüzde çocuk hikâyeleri dogmustur.

 

DEYIMLER: En az iki kelimeden meydana gelen, genellikle mecaz anlamli söz gruplarina denir. Deyimlerde soyut kavramlar, somut varliklarla anlatilir.  Açikgöz, bosbogaz, kafa patlatmak, burun kivirmak...

 

Tekerlemeler: Ses ve kelime benzerliginden yararlanilarak olusturulan yari anlamli, yari anlamsiz, hos söyleyisli sözlerdir. Tekerlemelerde vezin, kafiye, seci ve aliterasyonlardan yararlanilir. Duygu, düsünce ve hayaller, tezada, abartmaya, güldürmeye, tuhafliga ve sasirtmaya dayali olarak ustalikla anlatilir. Az gitmis, uz gitmis. Dere, tepe düz gitmis. Alti ay, bir güz gitmis...

 

HALK HIKÂYELERI

Destanlarin zaman içinde degisime ugramis biçimleri sayabilecegimiz halk hikâyeleri gerçege daha yakin olmalari bakimindan destandan ayrilirlar. Anonimdirler.

Halk hikâyelerinde siirle düzyazi iç içedir. Halk hikâyeleri konulari yönünden iki grupta incelenebilir.

Tek olay çevresinde gelisen halk hikayeleri oldugu gibi, kisi ve olay sayisi çok halk hikayeleri de vardir. Bu hikayeler âsiklar ve yaslilar tarafindan anlatilir.

Halk hikayeleri konularina göre dört çesittir.

a.     Ask Hikayeleri: Leyla ile Mecnun, Kerem ile Asli, Ferhat ile Sirin, Yusuf ile Züleyha, Ercisli Emrah ve Selvi, Tahir ile Zühre, Âsik Garip Hikayesi, Asik Kerem Hikayesi, Elif  ile Mahmut...

b.     Dini-Tarihi Halk Hikayeleri: Hayber Kalesi, Kan Kalesi, Battal Gazi, Danismend Gazi, Hz. Ali ile ilgili diger hikayeler...

c.     Kahramanlik Hikayeleri: Köroglu Hikayesi

d.     Destanî Halk Hikâyeleri: Dede Korkut Hikayeleri

 

NOT: Halk hikayeleri, destan ile roman arasindaki asamanin ürünüdür.

NOT: Destan geleneginden Halk hikâyeciligine geçisin ilk ürünü Dede Korkut Hikayeleri?dir. Bu nedenle Dede Korkut Hikayeleri özel bir önem tasir.

Dede Korkut Hikayelerinin en önemli özellikleri sunlardir:

1)     Asil adi ?Kitab-i Dede Korkut Alâ Lisan-i Taife-i Oguzan? seklindedir.

2)     12, 13 ve 14. yy.da Dogu Anadolu?da ve Azerbeycan?da yasayan müslüman Oguz boylarinin geleneklerini, göreneklerini, iç mücadelelerini, doga üstü güçlerle, yaratiklarla savasmalarini ele alir.

3)     14. ve 15. yy.da yaziya geçirilmistir. Bu konudaki yaygin kanaat hikayelerin 14.yy.?da yaziya geçirildigi seklindedir. Hikayelerin kimin tarafindan yaziya geçirildigi bilinmemektedir.

4)     Toplam on iki hikayeden olusur.

5)     Siir ve düzyazi (nazim-nesir) karisik olusturulmustur.

6)     Hikayelerde az da olsa masal ve destan unsurlari görülür.

7)     Çok temiz, güzel ve zengin bir kullanilmistir.

8)     Anlatim açik, yalin ve durudur. Kesinlik ifade eder.

9)     Hikayelerde en önemli meziyet kahramanliktir.

10)  Aileye, çogalmaya, kadina, çocuga ve çocuk terbiyesine büyük önem verilir. Kadinlarin ailenin en önemli unsuru oldugu vurgulanir. Önsözünde dört ayri tadin tipi çizilir.

11)  Bütün hikayelerde dini unsurlar (namaz kilma, dua etme, ari sudan abdest alma) görülür.

12)  Kahramanlar dövüslerini, Allah ve peygamber sevgisi için yapar.

13)  Türk milletinin karakteristik özellikleri; dogruluk, adelet, güzellik yüceltilir.

14)  Misafirperverlik ve cömertlik insanlarin ortak özelligidir.

15)  At, agaç, su, yesillik kisaca tabiat çok sevilir.

16)  Kahramanlarin en büyük yardimcisi atlardir.

17)  Kadinlar, eslerine karsi asiri saygili ve itaatkârdir. Esler de kadinlarina önem verir, iyi davranir.

18)  Hikâyelerde, birçok ögüt vardir. Bu nedenle bu hikayeler didaktiktir.

19)  Hikayelerde yasanan olaylarin tarihi bilgilerle ilgisi vardir.

20)  Hikayelerde geçen ve hikayeler adini veren Dede Korkut; yasli, herkesin saygi gösterdigi, hakanlarin bile akil danistigi, çocuklara isim koyan, eglencelerde kopuz çalip siirler söyleyen, kirginliklari gidermede aracilik eden kisidir.

ASIK EDEBIYATI

Asik edebiyatinin kaynagi, Islamiyet?in kabulünden önceki Sözlü Edebiyat?tir. 15. Yy?dan sonra geliserek günümüze kadar ulasmistir.

Siirini, ask, doga, kahramanlik gibi konularda, saziyla birlikte söyleyen sairlere Islâm?dan önce ?ozan?, ?baksi?, ?kam? ?oyun? denilirken, Islâm?in kabulünden sonra ?âsik? ya da ?saz sairi? denmistir.

Bu âsiklarin olusturdugu edebiyata da ?âsik tarzi Türk edebiyati? denir.

Âsik edebiyati siirden ibarettir. Bu siir din disi bir siirdir; âsik da denilen sairlerin kopuz, baglama, cura, tambura esliginde söyledikleri sözlü-besteli edebiyat türüdür.

Usta-çirak iliskisiyle yetistirilen asiklarin çogu okuma yazma bilmeyen ancak saz çalma ve siir söyleme yetenegi olan kisilerdir. Âsiklar, saz sairligini usta âsiklarin yaninda ögrenir, sonra onlardan mahlâs alarak diyar diyar gezmeye, ellerinde saz siirler söylemeye baslarlar.

Gelisme alanlari arasinda kahvehaneler, asker ocaklari, kervansaraylar, bozahaneler, tekkeler, konaklar vardir.

Âsik, bilgi, duygu ve becerisini yaptigi atismalarda gösterir. Asik siiri diger halk edebiyati ürünleri gibi sözlü edebiyat ürünüdür. 15. yy?dan itibaren yaziya geçirilmeye baslanmistir. Ilk olarak okuma yazma bilen kisilerce derlenerek ?cönk? adi verilen defterlere yazilmistir âsik siirleri. Böylece siirlerin zamanla unutulup kaybolmasi engellenmistir.

Asiklik gelenegi Anadolu cografyasinda bugün de canli olarak yasatilmaktadir.

Özellikleri:

1)     Asik veya ozan denilen kisilerin, saz esliginde söyledikleri siirlerden olusur.

2)     Genelde sözlü olmasina ragmen sairler, siirlerini ?cönk? dedikleri defterlerde toplamislardir.

3)     Sairler, sazlarini omuzlarina alarak köy köy, kasaba kasaba, sehir sehir dolasmislardir.

4)     Siirlerde anlatim içten, canli ve yalindir.

5)     Sairler, halkin içinden çiktigindan halk dilini kullanmislardir. Bu sade dil 18. ve 19. yüzyillarda bazi sairler tarafindan Divan Edebiyati?nin etkisinde kalmasiyla eski ariligini kaybetmistir.

6)     Nazim birimi dörtlüktür.

7)     Kosma, semai, destan, varsagi gibi nazim sekilleri kullanilmistir.

8)     Hece ölçüsünün 7?li, 8?li ve 11?li kaliplarina agirlik verilmistir.

9)     Ask, tabiat, gurbet, ayrilik, ölüm, özlem, kiskançlik, yigitlik, toplumun sorunlari, insan davranislari, bunlarla ilgili elestiriler konu olarak islenmistir.

10)  Siirlerin son dörtlügünde sairin adi veya mahlasi geçer.

11)  Göz kafiyesi anlayisi yerine, kulak kafiyesine agirlik verilmistir. Yani kafiye için ayni sesin kullanilmasina gerek yoktur. Buna göre p/b , ç/s, t/d, l/ n gibi seslerle de kafiye yapilmistir.

12)  Genellikle yarim ve cinasli kafiye kullanilmistir.

13)  Benzetme (tesbih) ve kisilestirme (teshis) disinda edebi sanatlara fazla yer verilmemistir.

14)  Bazi ürünlerde yöresel özellikler görülür.

15)  Siirler genellikle hazirlik olmaksizin irticalen yani içe dogdugu gibi söylenir.

16)  Divan Edebiyati?nda görülün kalislasmis benzetmeler (mazmun) Halk Edebiyati?nda da vardir. Buna göre sevgili anlatilirken yesil basli ördek, inci dis, elma yanak, badem göz, kiraz dudak, keman kas, sirma saç, selvi boy gibi benzetmeler kullanilmistir.

17)  Divan Edebiyati daha çok düsünceye önem verdigi için soyut bir edebiyattir. Halk Edebiyati?nda ise sair gördügünü, yasadigini anlatir. Bu nedenle Asik Edebiyati, somut bir edebiyattir. Ayrica Divan Edebiyati?nda sevgilinin tipi çizilir, adi söylenmez. Halk Edebiyati?nda ise sevgilinin adi (Elif, Ayse...) vardir.

18)  Siirler, islenen konulara göre ?koçaklama, güzelleme, taslama, agit? gibi adlar alir.

19)  Asik Edebiyati hayali olaylardan çok, gerçekçiligin ön plana çiktigi bir edebiyattir.

20)  Asik Edebiyati?nin yüzyillara göre en önemli temsilcileri sunlardir:

16. yüzyil: Köroglu, Kul Mehmet, Asik Garip, Asik Kerem

17.yüzyil: Karacaoglan, Kayikçi Kul Mustafa, Asik Ömer, Kuloglu, Ercisli Emrah

18.yüzyil: Gevheri

19.yüzyil: Dertli, Dadaloglu, Erzurumlu Emrah, Bayburtlu Zihni, Seyrani, Ruhsati

20.yüzyil: Âsik Veysel, Âsik Ali Izzet, Âsik Murat Çobanoglu, Âsik Reyhanî, Âsik Seref Tasliova.

NOT: 19. yüzyil halk sairlerinden Dadaloglu, Divan siirinden etkilenmemis, böylece ayni yüzyildaki Halk sairlerinden ayri yol izlemistir.

DINÎ-TASAVVUFÎ TÜRK EDEBIYATI

 

Dinî-Tasavvufî Türk edebiyati Islâmiyet?in ve Tasavvufun etkisiyle ortaya çikmistir.

Islâmiyet?in köklesip yayilmasinda büyük etkisi olan tasavvuf, zamanla edebî eserlerde de islenmis, din ve tasavvuf, edebiyat araciligiyla yayilmaya çalisilmistir.

Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatina Tekke edebiyati da denir.

Dinî-Tasavvufî Türk edebiyatinda asil olan sanat yapmak degil, dinî-tasavvufi düsünceyi yaymaktir.

Tekke sairlerinin çogu tarikatlarda yetismis seyh ve dervislerdir.

Tekke siiri, halk siirinden de divan siirinden de nazim sekilleri almistir.

En belirgin özellikleri sunlardir:

1)     Kurucusu 12. yüzyilda Dogu Türkistan?da yetisen Hoca Ahmet Yesevi?dir.

2)     Tekke Edb., Anadolu?da 13. y.y.?dan itibaren gelismistir.

3)     Bu edebiyat sairleri tarikat merkezi olan tekkelerde yetismistir.

4)      Nazim birimi genellikle dörtlüktür.

5)      Hem aruz hem hece vezni kullanilmistir.

6)     Siirlerin çogu ezgilidir.

7)     Allah, insan, felsefe, dogruluk, ibadet gibi konular islenmistir.

8)     Ilahi, nefes, nutuk, devriye, sathiye, deme gibi nazim sekilleri kullanilmistir.

9)     Dili Asik Edebiyati?na göre agir, Divan Edb.?na göre sadedir.

10)  Asik, masuk, sarap, saki gibi mazmunlara yer verilmistir.

11)  Yüzyillara göre bu edebiyatin en önemli temsilcileri sunlardir:

12.yy.: Hoca Ahmet Yesevi

13.yy.:Yunus Emre, Haci Bektas-i Veli

14.yy.:Kaygusuz Abdal

15.yy.: Haci Bayram-i Veli, Esrefoglu Rumi

16.yy.: Pir Sultan Abdal

17.yy.: Niyaz-i Misrî, Sinân-i Ümmî, Hüdâi

18.yy.: Sezai

19.yy.: Kuddusi, Turâbi

 

GÜNÜMÜZ HALK EDEBIYATI GENEL ÖZELLIKLER

1-Türk edebiyatinin baslangicindan 16. yüzyila kadar ozan ve 16.yüzyildan sonra da asik adiyla taninan halk sairleri, Halk edebiyati gelenegini devam ettirdiler.

2-Asik Veysel, Cumhuriyet dönemi halk sairlerinin en büyüklerindendir. Günümüzde bu gelenegi sürdüren halk sairlerinin en taninmislari ise, Seref Tasliova, Âsik Reyhanî ve Murat Çobanoglu?dur.

3-Sosyal yapinin hizla degistigi ve kitle iletisim araçlarinin gelistigi günümüzde asiklar, yine de sözlü gelenegi devam ettiren önemli bir kültür tasiyicilaridirlar.

4-Daha çok Dogu Anadolu?da yetisen asiklar deyislerini saz esliginde dogaçlama olarak söylerler.

5-Gezdikleri gördükleri yerlerde bölgenin ileri gelenleri tarafindan agirlanan asiklar, asik kahvelerinde, dügünlerde, odalarda sadece siir söylemezler. Bildikleri ve kendilerinin tertip ettikleri hikâyeler de anlatirlar.

6-Asiklar daha çok gurbet, ayrilik, ölüm, yigitlik, güzellik, rüsvet, yolsuzluk, yoksulluk, cahillik gibi ferdi ve sosyal konularda düsüncelerini dile getirmislerdir.

    

Halk Edebiyati Nazim SEKILLERI:

Halk siirinde ?mâni? ve ?kosma? tipi olarak iki ana biçim vardir. Aslinda az sayida olan öteki biçimler bu iki ana biçimden çikmistir.

Dizelerin kümelenisi, dizelerin hece sayisi ve uyak düzeni bakimindan özellik gösterenler ?biçim?, biçimi ne olursa olsun konu bakimindan benzerlerinden ayrilanlar da tür adi altinda toplanmistir.

ANONIM HALK EDEBIYATI NAZIM SEKILLERI:

A.    mani:

Çogunlukla 7 heceli dört dizelik bir bendden meydana gelir. Ama dizeleri 4-5-8-10-14 heceli kaliplarla söylenmis maniler de vardir.

Söyleyenleri belli degildir. Birinci, ikinci dördüncü dizeler birbirleriyle kafiyeli, üçüncü dize serbesttir. Yani kafiye dizilisi aaxa'dir. Aaaxa ve axaxa düzeninde maniler de var. Ilk iki misra doldurmadir, konuya giris için söylenir. Burada somut nesneler, doga ile ilgili görüntüler dile getirilir. Son iki misrada ise asil söylenmek istenen verilir. Rubainin etkisiyle olustugu sanilir. Maniler, düz mani ve ayakli (cinasli, kesik) mani olarak iki grupta incelenir. Cinasli manilerde misra sayisi dörtten fazla olabilir. Mani", Dogu Anadolu'da "bayati", Urfa'da "hoyrat"... gibi adlar alir.

 

B.    TÜRKÜ

Anonim Halk edebiyati nazim sekli ve türüdür.

Ilk kez kimin tarafindan söylendigi bilinen türküler de vardir.

Isimleri bilinen saz sairlerinin söyledikleri de giderek halka mal olmustur. Ancak türkülerin büyük çogunlugu anonimdir.

Halkin duygularini, sevinçlerini ve acilarini ifade etmek için

söylenir. Daha çok ask, doga, güzellik, kahramanlik, toplumsal olaylar islenir.

Türkülerin kaliplasmis bir nazim sekli yoktur. Iki bölümden olusur.

Birinci bölüm asil sözlerin bulundugu bölümdür ki buna ?bent? adi verilir. Ikinci bölüm ise bentlerin sonunda yinelenen nakarattir. Bu bölüme ?baglama? ya da ?kavustak? denir. Her türküde kavustak (nakarat) olmayabilir.

Çok çesitli uyak düzeni kullanilir. 7?li, 8?li veya 11?li hece ölçüsüyle

söylenir.

Türküler besteleriyle söylenir. Bu nedenle bir türkünün ilk kez

söylenmesine ?türkü yakmak? denir.

Özel durumlarda ya da ezginin, sözlerin çesitlemesine göre ninni,

agit, deyis, hava adlari da kullanilmaktadir.
Bir yörede yakilan türkü diger bir yöreye sekli ve söylenis biçimi degiserek geçebilir. Türküler ezgilerine, konularina ve yapilarina göre ayrilir.
Ezgilerine Göre Türküler:

Uzun havalar (Divan, kosma, hoyrat), Oyun havalari , bozlak, kayabasi, türkmani, Çukurova
Konularina Göre Türküler:
Ninniler ve çocuk türküleri, tabiat üzerine türküler, ask, ayrilik, ölüm, dügün, kahramanlik, askerlik, tören, is, eskiya, acikli olaylarla ilgili türküler, güldürücü türküler, karsilikli söylenen türküler, oyun türküleri, agitlar.
Yapilarina Göre Türküler:
Asil bölüm olan ana dizelerin dize sayisina göre üçleme, dörtleme, besleme gibi adlar alir.

Asik Edebiyati Nazim Sekilleri:

 

A) Kosma: Âsik Edebiyati?nin en sevilen ve en yaygin olarak kullanilan siir biçimidir. Kosmalar genellikle lirik konularda söylenir.

Dörder misralik bölümlerden olusur. Dörtlük sayisi genelde üç ile bes arasinda degisir. Alti dörtlükten olusan kosmalar da vardir. 11?li hece ölçüsüyle (6+5 ya da 4+4+3 durakli olarak) yazilir/söylenir. 4+3 ve 4+4 kalibiyla söylenmis kosmalar da vardir.

Sözlü Türk Edebiyatin?daki kosuk nazim seklinin devami niteligindedir. Kosmalarda degisik kafiye örgüleri kullanilir. En yaygin kafiye örgüsü: abab   cccb    dddb     cccb ...   veya; aaab   cccb    dddb...  veya; xaxa   bbbc   ccca   ddda... seklindedir.  Son dörtlükte sairin adi veya mahlasi geçer. Kosmalar konu yönünden Divan Edebiyati?ndaki Gazel ve sarki?ya benzer. Türk Edebiyati?nin taninmis kosma sairleri Karacoglan, Bayburtlu Zihni, Asik Ömer ve Erzurumlu Emrah?tir.

Genellikle saz esliginde, ezgiyle söylenen kosmalar, ezginin niteligine göre ?Acemi kosmasi, Ankara kosmasi, topal kosma, kesik kerem? gibi türlere ayrilir.

Ask ve doga konularinin yani sira, ayrilik, özlem, yalnizlik, gurbet, sila, ölüm gibi temalari isler.

Kosmalar konularina göre dört çesittir:

a)     Güzelleme: Insan, hayvan ve tabiat güzelliklerinin anlatildigi kosmalara denir. En ünlü sairi Karacaoglan (17. yy) dir.

b)     Koçaklama: Yigitçe bir anlatimla söylenen, kahramanlik ve savas konulu kosmalardir. Bu türün en basarili sanatçilari Köroglu (16. yy) ve Dadaloglu (19.yy)'dur.

c)     Taslama: Toplumun ve insanlarin eksik yönlerinin ele alinarak, bunlarin elestirildigi kosmalardir. Ayni konunun islendigi siirler Divan Edebiyati?nda hiciv, Bati edebiyatinda satir, çagdas edebiyatta yergi olarak adlandirilir. Bu türün ünlü ozani Seyrani (19. yy)'dir.

d)     Agit: Ölüm ve dogal afetler üzerine özel bir ezgiyle söylenen kosmalardir. Ölüm konulu siirlere Sözlü Türk Edebiyati?nda Sagu, Divan Edebiyati?nda Mersiye adi verilir.

 

B) Semai:

Semai, "isitilerek ögrenilen siir" demektir.

Âsik edebiyatinin kimi yönlerden kosmaya benzeyen bir nazim biçimidir. Semainin baslica özellikleri sunlardir:

8'li hece ölçüsüyle söylenir. Kosma gibi 3-6 dörtlükten olusur. Halk siirinde aruzla söylenmis semailer var­sa da bunlar Divan siirine özenen kimi ozan­lar tarafindan söylenmistir.

Uyak düzeni kosmaya benzer. Kosmada islenen temalar ve konular sema­ide de islenir. Söyleyenleri bellidir.

Semainin de güzelleme, koçaklama, tasla­ma... gibi türleri vardir.

Genellikle ask ve doga konusu islenir. Kafiye düzeni ve dörtlük sayisi bakimindan Kosmaya benzer;  fakat semailerde 8?li hece ölçüsü kullanilir. Ayrica semailerin kendine özgü bir de ezgisi vardir. Karacoglan?in semaileri ünlüdür.

 

C) Varsagi:

Güneydogu Anadolu'da yasayan Varsak bo­yu ozanlarinca söylenen siirlere varsagi denilmis­tir.

 Çok yaygin olmayan bir nazim biçimidir, ölçüsü ve uyak düzeni semai gibidir. (8'li öl­çü, abab / cccb / dddb...) özel bir ezgisi vardir.

Genellikle 3-5 dörtlükten olusur. Dörtlük sayisi daha fazla da olabilir.    Kosma ve semaide islenen konu ve temalar varsagida da islenir. Müziginde ve sözlerinde meydan okuyan, babacan, erkekçe, yigitçe  bir hava duyulur. Bu da dörtlüklerin içindeki ?bre? ?hey? ?behey? gibi ünlemlerle saglanir. Hayattan ve talihten sikayet üzerinde sik sik durulur. Bu türün en güzel örneklerini Karacaoglan vermistir.

 öss

D) Destan:

Âsik edebiyatindaki destani, uluslarin basin­dan geçen kahramanlik olaylarini anlatan destan (epope) ile karistirmamalidir. Âsik edebiyatindaki destanlar, toplumu yakindan ilgilendiren savas, ayaklanma, eskiyalik, kitlik, deprem, yangin gibi olaylar; toplumsal yergiler; cimrilik, dalkavukluk, mirasyedilik... gibi gülünç hayat olaylari üzerinde durur.

Destanlarin diger özellikleri sunlardir:

Duygusal ögelere hemen hiç yer verilmez.

11'li ya da 8'li hece kalibiyla söylenir. Dörtlüklerle olusur.

Uyak düzeni kosmaya benzer. Konusu ve uzunlugu bakimindan kosmadan ayrilir.

Halk siirinin en uzun nazim biçimidir. Kimi destanlarda dörtlük sayisi yüzden fazladir. Dörtlük sayisi konunun özelligine baglidir.

Kendine özgü bir ezgisi vardir

Destanin son dörtlügünde sair mahlasini söyler.

Konulari bakimindan destanlari savas, yangin, deprem, salgin hastalik, ünlü kisilerin yasamlari, mizahi....gibi gruplandirabiliriz.

Seyranî ve Âsik Ömer bu alanda ünlüdür. Kayikçi Kul Mustafa?nin Genç Osman Destani ??en ünlüsüdür??.

 

NOT: Halk siirinde aruz ölçüsüyle düzenlenmis siirler de vardir. Bunlar Divan edebiyatinin Halk edebiyatina etkisiyle olusmustur. Halk edebiyatinda özel bir adla anilan ve aruzla olusturulan bu yoldaki nazim biçimleri sunlardir:

Divan (Divani), Selis, Semai, Kalenderi, Satranç, Vezn-i âhar

ÂSIK EDEBIYATI NAZIM TÜRLERI

 

Âsik edebiyati nazim türleri genellikle kosma ve semâi biçimiyle yazilir.
1. Güzelleme

Insan, tabiat, ask, sevgi sevgilinin güzelliklerinden bahseden siirlerdir. Kosma nazim sekliyle yazilir. Lirik siirlerdir.

En önemli sairi Karacaoglan?dir.
2. Koçaklama

Coskun ve yigitçe bir üslûpla yigitlik, kahramanlik ve savas konularini isler. Epik siirlerdir. Kosma seklinde söylenir.

Edebiyatimizda Köroglu ve Dadaloglu koçaklama sairi olarak taninir.
3. Taslama

Bir kimseyi veya toplumun bozuk yönlerini elestirmek için yazilan siirlerdir. Kosma nazim sekliyle yazilir.

Asik Dertli, Bayburtlu Zihni, Ruhsati ve Develili Seyrani önemli taslama sairleridir. Divan edebiyatindaki adi hicviye?dir.
4. Agit

Sevilen bir kisinin ölümünden duyulan üzüntüyü dile getirmek amaciyla ve kosma nazim sekliyle yazilan siirlerdir.

Islamiyet öncesindeki adi sagu, Divan edebiyatindaki adi ?mersiye?dir.

Anonim halk edebiyatinda da agitlar olmakla birlikte agitlar âsik tarzi Türk edebiyatina aittir.

Dogal afetler, ölüm, hastalik vb. çaresizlikler karsisinda korku, heyecan, üzüntü, isyan gibi duygulari ifade eden ezgili ürünlerdir.

Agit söyleme isine agit yakma, agit söyleyenlere ise agitçi denilmektedir.

Kosma nazim sekliyle söylendigine göre dörtlüklerden olusur.

Kafiye semasi kosmadaki gibidir.

(Anonim halk siiri ürünü olan agitlar da vardir).

MUAMMA: Kapali bir biçimde anlatilan bir olayin ya da bilginin okuyucu tarafindan anlasilmasini, bunlarla ilgili sorularin cevaplandirilmasini isteyen bir tür manzum bilmecedir.

NASIHAT: Bir sey ögretmek, bir düsüncenin yayilmasina çalismak gibi amaçlarla söylenen didaktik siirlerdir.

TEKKE EDEBIYATI NAZIM TÜRLERI

Tekke siirinde görülen ve dinsel içerikli ko­nulari isleyen ilahi, nefes, deme, sathiye ... gibi ürünler nazim biçimi degil, birer nazim türüdür. Çünkü bunlar da kosma tipi nazim biçimiyle ve hece ölçüsünün genellikle 7, 8 ve 11'li kaliplanyla söylenir. Söz konusu türlerde dörtlük sayisi genellikle 3-7 dir. Ilahi, nefes ve demeler, bestelenerek söylenir.

 

a) ILAHI

Herhangi bir tarikatin izini tasimaksizin Al­lah'i öven siirlere denir. Daima özel bir ezgi ile söylenir.

Divan siirindeki tevhit ve münacaatin Halk edebiyatindaki karsiligidir. En ünlü sairi Yunus Emre'dir.

Degisik tarikatlara göre ?deme, nefes, âyin? gibi adlar alir. Sekil olarak Kosma biçimindedir. Yani dörtlüklerden olusur. Son dörtlükte sairin adi veya mahlasi geçer. Genelde 7?li hece ölçüsü kullanilir. Bazi ilahilerde aruz vezni kullanilmistir.  Aruz vezninin kullanildigi ilahiler gazel seklindedir.

 
Nefes

Bektasî sairlerinin yazdiklari tasavvufî siirlerdir.

Nefeslerde genellikle tasavvuftaki vahdet-i vücut (varligi birligi) kavrami anlatilir. Bunun yani sira Hz. Muhammet ve Hz: Ali için övgüler de söylenir.

Nefeslerde kalenderane ve alayci bir üslûp göze çarpar.

Edebiyatimizda Pir Sultan Abdal nefesleriyle ünlüdür.

 

Deme

 Alevi-Bektasi tarikatindan tasavvuf siirlerinin tarikatlarini ve hareketleriyle ilgili temalari isleyen, sorunlarini konu edinen siirlerine "deme" adi verilir. Genellikle 8?li hece ölçüsüyle yazilan demeler saz esliginde kendine özgü bir makamla söylenir.

 

Nutuk: Tekke Edebiyati?nda Pirlerin ve mürsitlerin, tarikata yeni giren müridleri bilgilendirmek tarikat derecelerini ve tarikat adabini ögretmek amaciyla söylenen didaktik siirlerdir.

Devriye: Evrendeki canli can­siz her sey Allah'tan gelmistir, yine Allah'a döne­cektir. Bu felsefeyi yansitan siirlere Tekke edebi­yatinda devriye denilmistir.

Sathiye: Dini ve tasavvufi halk siirinde genel olarak mizahi manzumelere sathiye adi verilir. Tasavvufi konulari isleyenleri sathiyat-i sûfiyâne adini alirlar. Inançlardan alayli bir dille söz eder gibi yazilan siirlerdir. Görünüste saçma sanilan bu sözlerin, yorumlandiginda tasavvufla ilgili türlü kavramlara degindigi anlasilir. Bu tür siirlere genellikle Bektasi sairlerinde rastlanir. Medrese hocalarina göre bu sathiyeler küfür sayilir. Bu türün en taninmis sairi Kaygusuz Abdal?dir.

HALK SAIRLERININ GRUPLANDIRILMASI

1.       GÖÇEBE(GEZGIN) SAIRLER

 Bir yere bagli kalmadan gezerler. Genellikle egitim görmedikleri için, Divan Edebiyati?ndan etkilenmezler. Dilleri sadedir. Hece ölçüsüne baglidirlar. Geleneksel siir anlayisini sürdürürler.

 

2.       YENIÇERI SAIRLER

Osmanlilar zamaninda askerlik, hayat boyu süren bir meslekti. Orduda görev arasinda sairler yetismistir.  Bunlar, katildiklari savaslarla ilgili yigitlik siirleriyle dikkati çekerler. Dil, anlatim, ölçü bakimindan, göçebe sairler gibi geleneksel siir anlayisina baglidirlar.

3. KÖYLÜ SAIRLER

Hayatlari köylerde, kasabalarda geçer. Büyük kentlerle ilgileri olmadigi için, kent kültüründen, Divan Edebiyati?ndan etkilenmeden, halk siiri geleneklerine bagli kalmislardir.

4.KENTLI SAIRLER

Genellikle Divan Edebiyati?nin etkisinde kalirlar. Hem Halk, hem de Divan Edebiyati tarzinda siirler söylerler. Dillerinde Arapça ve Farsça sözcüklerin orani yüksektir. Hece ölçüsüyle birlikte aruza da yer verirler.

5. TASAVVUF (TEKKE ) SAIRLERI

Tekkelerde yetistikleri, din ve tasavvuf konusunda egitim gördükleri için, dilleri, göçebe, yeniçeri ve köylü sairlere göre bazen daha agirdir. Zaman zaman Divan Edebiyati?nin dil, anlatim, biçim, ölçü özelliklerini tasiyan siirler söylerler. Örnegin Yunus Emre bile, aruz ölçüsü ve mesnevi düzeniyle Risaletü?n-Nushiyye adli bir eser vermistir.

BASLICA HALK SAIRLERI

YUNUS EMRE (1250-1320)

XIII. Yüzyil halk sairidir. Hayati hakkinda kesin ve yeterli bilgi yoktur. Eskisehir?de dogup öldügü söylenir. Hayati efsanelerle örülmüstür.

Tasavvuf felsefesi, XII. yüzyildan itibaren Anadolu?ya yayilmaya baslamis; Mevlana, Sultan Velet, Ahmet Fakih gibi sairlerle edebiyata girmistir. Varlik- yokluk, Insan-tanri-ölüm iliskilerini güçlü bir kültür donanimi ve büyük siir yetenegiyle irdeleyerek halka ulastirabilmistir.

Tüm halk sairlerini yüzyillar boyunca etkilemistir. Ilahi türünün en usta sairidir.

Ilahi türü siirlerinde Halk Edebiyati?nin geleneklerine bagli kalmistir. Bunlarda dil sade, anlatim yalin, ölçü hecedir. Risaletü?n-Nushiyye adli dini didaktik eserinde ise, bu gelenekten ayrilarak aruz ölçüsünü, mesnevi nazim biçimini kullanmistir.

Allah inancini ve insan sevgisini isler. Siirlerinde coskun bir lirizm vardir. Tekke edebiyatinin en lirik sairidir. Siirlerinde hem aruz hem de hece vezni kullanilmistir. Isledigi konular yönüyle evrenseldir.

Eserleri: Türkçe divan sahibi ilk sairdir. Ayrica Risaletü?n-Nushiyye adli ögretici bir mesnevisi vardir.

 

HACI BAYRAM VELI (1352-1429)

Tasavvuf sairidir, güçlü bir medrese egitimi almistir. Bayramiyye tarikatini kurmustur. Yunus Emre etkisinde sade bir dil ve lirik bir anlatimla dile getirdigi siirlerinden yalnizca birkaç tanesi bilinmektedir.

 

KAYGUSUZ ABDAL ( ?- ? )

15. yy tasavvuf sairlerindendir. Yunus Emre?den etkilenmistir. Alevi-Bektasi halk siirinin kurucusudur. Nefeslerine hiciv-mizah motifli tekerlemeler katarak insanlik kusurlariyla alay etmis, Bektasiligin ilkelerini nükteli bir dille yaymistir. Hem heceyle hem de aruzla yazilmis siirleri vardir. Budala-name adli eserinde 15. yy. halk nesrinin sade örnekleri vardir.

 

ESREFOGLU RUMI (? ? 1409)

Esrefoglu Rumi, Iznik medreselerinde ögrenim görmüs, ögrenimini bitirdikten sonra da yine Iznik'te Çelebi Mehmet medresesinde müderris adayi olmustur. 15. yy. tasavvuf sairlerinden olan sanatçi, Haci Bayram Veli?ye damat ve dervis olmustur. Yunus Emre?nin izinden yürümüs hem aruz hem de heceyle siirler yazmistir. Bir divanda topladigi siirlerinde tasavvuf ilkelerini yaymaya çalismistir.

 

PIR SULTAN ABDAL ( ?- ? )

XVI. yüzyil tekke ve asik edebiyatinin ünlü sairlerindendir. Sivas?ta yasamistir. Alevi-Bektasi siir geleneginin en ünlü sairidir. Kanuni zamaninda Dogu Anadolu?da patlak veren bir isyana katilmis, yasadigi olaylarin izlenimlerini siirlerinde anlatmis, Iran sahinin propagandasini yaptigi için Hizir Pasa tarafindan Sivas?ta idam ettirilmistir. Sanatinin belirleyici özellikleri, güçlü bir inanç, sade bir halk dili, coskun bir lirizm olarak özetlenebilir. Tasavvuf, tabiat, ask ve halkin gerçek yasayisiyla ilgili konular isler. Bütün siirlerini hece ölçüsüyle söylemis Divan edebiyatinda etkilenmemistir. Siirini bir araç olarak kullanmasina ragmen kuru bir ögreticilige düsmemis, siirini duygu yönünden de beslemistir.

KÖROGLU ( ?- ? )

XVI. yüzyilda yasadigi sanilan bir halk sairidir. III. Murat zamanindaki Osmanli-Iran savaslarina katilan sair, Sirvan ve Tebriz?in alinisi üzerine destan söylemistir. Öteki siirlerinde yigitlik, kahramanlik konularini islemis oldugundan, halk öyküsündeki Köroglu ile karistirilabilmektedir.

En çok koçaklamalariyla taninan sair, kavganin ve yigitligin simgesi olmustur.

Ask, tabiat, yigitlik, arkadaslik gibi konulari islemistir.

Bolu Beyi?yle olan mücadelesi efsanelesen sair, halkin gönlünde yerini almistir.

KARACAOGLAN (1606? -1697)

Dogum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmeyen Karacaoglan?in Toroslar?da yasayan, Türkmen boylari arasinda yetistigi saniliyor. Göçebe bir sair olarak Anadolu içinde ve disinda gezmistir. Geleneksel siirin dil, anlatim, ölçü anlayisindan ayrilmadan ask, doga, ölüm, ayrilik gibi temalari islemistir; özellikle kosma ve semai biçimlerinde büyük basari kazanmistir. Bütün asik edebiyati sairlerini etkilemistir.

Ask ve tabiat sairidir. Dili sadedir ari ve duru bir Türkçedir. Siirlerinde tasavvufa ve dini konulara yer vermemistir. Divan ve Tekke siirinden hiç etkilenmemistir. Siirlerini hece ölçüsü ile yazmistir. Âsik edebiyatinin duygu yönünden en zengin ve güçlü sairidir. Kosma, semai, ara sira da destan söylemistir.

 

KAYIKÇI KUL MUSTAFA (? ? 1658)

17. yy. halk sairidir. Devrin önemli sairlerinden biridir ancak hayati hakkinda fazla bir bilgi yoktur. Yeniçeri sairidir. Siirleri yeniçeriler arasinda, sinir boylarinda sevilerek okunmustur. Siirlerinde tarihsel olaylari islemistir. Genç Osman için söyledigi destan ünlüdür. Siirlerinde sade bir dil kullanmistir. Akici bir üslubu vardir.

 

ASIK ÖMER  (? ? 1707)

Konya dogumludur. Saz sairleri arasinda en çok siirleri olan odur. Halk sairleri yaninda Divan sairlerinden de etkilenmis, aruzla da siirler yazmistir. Tevhid, naat, gazel, kaside ve murabbalari vardir. Kosma, semai, varsagi? türlerinde daha basarili olmustur. Dili diger halk sairlerinden biraz agirdir.

 

GEVHERI  (? ? 1737?)

Asik Ömer gibi Divan edebiyatindan etkilenmis, hecenin yaninda aruzla da siirler yazmistir. Heceyle yazdigi siirlerde daha basarilidir. Medrese egitimi gördügü için kosma ve türkülerinde bile yer yer yabanci sözcükler, Divan mazmunlari görülür.

 

DERTLI (1772 -1845)

Toplumsal yergi içerikli siirleriyle taninan Bolu?lu bir halk ozanidir. Halk siirinin son ustalarindan sayilir. Divan, Tekke ve Halk siirini iyi bilen sair, Divan siiri yolunda eserler de vermis fakat asil basariyi heceyle yazdigi siirlerinde göstermistir.

ERZURUMLU EMRAH ( ? ? 1860)

 Zamanin ünlü sairlerindendir. Saz sairleri arasinda Divan siirini en iyi bilenlerden biridir. Heceyle yazdigi kosma ve semaileri yaninda aruzla yazilmis gazel, murabba ve muhammesleri de vardir. Asil sanati hece ölçüsü ile yazdigi kosma ve semailerinde görülür.

 

SEYRANI (1807 -1866)

Kayseri?nin Develi kasabasinda dogmustur.

Istanbul a gelmis ancak devrin büyüklerini hicvettigi için, memleketine dönmek zorunda kalmistir

Hicivleriyle taninir. Aruzlar da yazmakla birlikte asil söhretini hece ölçüsüyle bulmustur.

 

DADALOGLU (1785? -1868?)

XIX. yüzyilda, Çukurova yöresinde yetisen halk sairlerindendir. Türkmen boylarinin yerlesik hayata geçirilmesi için 1865?te yöreye yollanan Firka-i Islahiye adli Osmanli ordusuyla Türkmenler arasindaki çatismalara katilmis, bu olaylari yigitçe bir eda ile koçaklamalarina yansitmistir. Türkmenleri destekleyen, mücadeleye çagiran siirler yazmistir. ?Ferman padisahinsa daglar bizimdir? dizesi onun karakterini açiklar. Ayrica ask ve dogadan söz eden siirleri de basarilidir. Siirlerini temiz bir halk diliyle ve hece ölçüsü ile yazmistir. Içinde bulundugu tarih ve toplum olaylarini siirlerine yansitmistir. Sehir yasamindan uzak kaldigi için Divan edebiyatindan etkilenmemistir. Kosma, semai, destan, varsagi türünde siirler söyleyen Dadaloglu türkülerinde daha basarilidir. Anlatim yönünden Karacaoglan ve Köroglu?nu animsatir.

 

BAYBURTLU ZIHNI (1802 -1859)

Medrese ögrenimi görmüs, divan katipligi yapmis, birçok memurluklarda bulunmustur. Divan edebiyatindan etkilenerek kaside, gazel ve tahmisler yazmistir. Siirlerini topladigi bir Divan?i ve Sergüzest-name adli bir mesnevisi vardir. Asil ününü heceyle yazdigi, Divan?ina bile almadigi yergi ve taslama türündeki asik tarzindaki siirleriyle kazanmistir.

ASIK VEYSEL (1894 -1973)

20. yüzyil halk sairidir. Sarkisla?da dogup büyümüs, Cumhuriyetin onuncu yilinda Ankara?ya gelerek siirlerini okumus, bundan sonra ünü yayilmaya baslamistir.

Çocuklugunda geçirdigi çiçek hastaligiyla gözünü kaybeden sair; genellikle gezgin bir hayat sürmüs; kent kent dolasarak asktan, dogadan, kardeslikten, birlikten, baris içinde yasamaktan ve insani insan yapan erdemlerden bahseden siirlerini saz esliginde söylemis; bu içerigin halka yakin düsmesi, ona kitlesel bir sevginin dogmasina yol açmistir.

Siirlerinde insan, yurt, tabiat sevgisini dile getirmistir. Tasavvuf felsefesinin kazandirdigi hosgörü anlayisi, siirinin temellerinden biridir. Siirlerinde sade bir Türkçe görülür. Kimilerince Halk siirinin son büyük ustasi olarak nitelenmistir.

Siirlerini Deyisler, Sazimdan Sesler adli iki kitapta toplamistir. Son olarak tüm siirlerini, Ümit Yasar Oguzcan tarafindan Dostlar Beni Hatirlasin adiyla yayimlanmistir. Ahmet Kudsi Tecer tarafindan edebiyatimiza kazandirilmistir.