HALK EDEBIYATI
Halk Edebiyati, sözlü edebiyatin uzantisidir. Halkin yarattigi sözlü eserlerden olusur. Dil., biçim, konular, duyarliklar bakimindan halk kültürüne siki sikiya baglidir.
HALK EDEBIYATININ GENEL ÖZELLIKLERI
1. Islamiyet'ten önceki edebiyatimizin Islam uygarligi içindeki biçimidir. Bir anlamda sözlü edebiyat dönemimizin gelismis biçimi olarak düsünebiliriz.
2. Halk edebiyati ürünleri yazili degildir. Müzik esliginde sözlü olarak olusur.
3. Divan edebiyatinda oldugu gibi siir yine egemen türdür.
4. Siirlerde baslik yoktur, biçimiyle adlandirilir.
5. Nazim birimi dörtlüktür.
6. Ölçü, hece ölçüsüdür, En çok yedili, sekizli, on birli kaliplar kullanilmistir.
7. Siirlere genel olarak yarim uyak hakimdir.
8. Dil halkin konustugu günlük konusma dilidir.
9. Halk edebiyati gözleme dayalidir. Benzetmeler somut kavramlardan yararlanilarak yapilir. Söyledikleri her sey gerçek yasamdan alinmadir.
* Özellikle 18. yüzyildan itibaren halk sairleri, divan sairlerinden etkilenerek aruzun belirli kaliplariyla siirler yazmayi denemislerdir. Hatta divan siirinin mazmunlarini da kullanmislardir. Bu durumun ortaya çikmasinda halk sairlerinin, aydinlar ve divan sairlerince hor görülmelerinin, degersiz ve güçsüz sayilmalarinin etkisi de vardir.
Halk siirinde ?mâni? ve ?kosma? tipi olarak iki ana biçim vardir. Aslinda az sayida olan öteki biçimler bu iki ana biçimden çikmistir.
Dizelerin kümelenisi, dizelerin hece sayisi ve uyak düzeni bakimindan özellik gösterenler ?biçim?, biçimi ne olursa olsun konu bakimindan benzerlerinden ayrilanlar da tür adi altinda toplanmistir.
I. Anonim Halk Siiri Nazim Biçimleri:
MÂNI: Halk siirinde en küçük nazim biçimidir. Yedi heceli dört dizeden olusur. Uyak düzeni aaxa seklindedir. Birinci ve üçüncü dizeleri serbest, ikinci ve dördüncü dizeleri uyakli mâniler de vardir (xaxa).
Mânilerin ilk iki dizesi uyagi doldurmak ya da temel düsünceye bir giris yapmak için söylenir. Temel duygu ve düsünce son dizede ortaya çikar. Baslica konusu ask olmakla birlikte bunun disinda türlü konularda da yazilabilir.
Le beni eyle beni Ipek yorgan düreyim
Elekten ele beni Aç koynuna gireyim
Alacaksan al artik Açildikça ört beni
Düsürme dile beni Var oldugun bileyim
Birinci dizesi yedi heceden az olan mâniler de vardir. Dizeleri cinasli uyaklarla kuruldugu için böyle mânilere ?Cinasli Mâni? ya da ?Kesik Mâni? denir.
Bugün al Sürüne
Yârim giymis bugün al Madem çoban degilsin
Sâd edersen bugün et Ardindaki sürü ne
Can alirsan bugün al Ben bir körpe kuzuyum
Al kat beni sürüne
Beni böyle yandiran
Sürüm sürüm sürüne
TÜRKÜ: Türlü ezgilerle söylenen anonim halk siiri nazim biçimidir. Söyleyeni belli türküler de vardir. Halk edebiyatinin en zengin alanidir. Anadolu halki bütün acilarini ve sevinçlerini türkülerle dile getirmistir.
Türkü iki bölümden olusur. Birinci bölüm asil sözlerin bulundugu bölümdür ki buna ?bent? adi verilir.
Ikinci bölüm ise bentlerin sonunda yinelenen nakarattir. Bu bölüme ?baglama? ya da ?kavustak? denir.
Türküler, genellikle yedili, sekizli, on birli hece kaliplariyla yazilmistir. Konulari çok degisik olabilir. Ninniler de bu gruptandir.
Sögüdün yapragi narindir narin
Içerim yaniyor disarim serin ( bent )
Zeynep?i bu hafta ettiler gelin
Zeynebim Zeynebim anli Zeynebim
Üç köyün içinde sanli Zeynebim
( nakarat )
II. Âsik Edebiyati Nazim Biçimleri:
KOSMA: Halk edebiyatinda en çok kullanilan biçimdir. Genellikle hece ölçüsünün on birli (6+5 ya da 4+4+3) kalibiyla yazilir. Dörtlük sayisi üç ile bes arasinda degisir. Sair kosmanin son dörtlügünde adini ya da mahlasini söyler. Uyak düzeni genellikle söyle olur:
baba ? ccca ? ddda...
Eger benim ile gitmek dilersen
Eglen güzel yaz olsun da gidelim
Bizim iller kiraçlidir asilmaz
Yollar çamu kurusun da gidelim
...... ...... .....
Karac?oglan der ki buna ne fayda
Hiç ragbet kalmadi yoksula bayda
Bu ayda olmazsa gelecek ayda
Onbir ayin birisinde gidelim
DESTAN: Dört dizeli bentlerden olusan, oldukça uzun bir nazim biçimidir. Kimi destanlarda dörtlük sayisi yüzden fazladir. Genellikle hece ölçüsünün on birli kalibiyla yazilir. Uyak düzeni kosma gibidir.
baba ? ccca ? ddda
Destanin son dörtlügünde sair mahlasini söyler.
Konulari bakimindan destanlari savas, yangin, deprem, salgin hastalik, ünlü kisilerin yasamlari, mizahi....gibi gruplanadirabiliriz.
Esnaf Destani
...................................
Nalbant oldum kirdim nalin çogunu
Bir katir nalladim dinle oyunu
Meger acemiymis bilmem huyunu
Çenemi teptirdim nalin sökerken
Manav oldum elma armut tez çürür
Cambaz oldum ip üstünde kim yürür
Kasap oldum her gün gözüm kan görür
Yüregim bayildi kana bakaraken
Ben bu sanatlari bir bir dolastim
Tekrar gelip sairlige bulastim
Kâmili mürsidin eline düstüm
Tekke-i ask içre çile çekerken.
SEMÂI: Hece ölçüsünün sekizli kalibiyla yazilir (4+4 durakli ya da duraksiz). Dörtlük sayisi üç ile bes arasinda degisir. Semâilerin kendine özgü bir ezgisi vardir ve bu ezgiyle okunur. Uyak düzeni kosma gibidir:
baba ? ccca ? ddda
Semâilerde daja çok sevgi, doga, güzellik gibi konular islenir.
Incecikten bir kar yagar Karac?oglan egmelerin
Tozar Elif Elif diye Gönül sevmez degmelerin
Dedil gönül abdal olmus Iliklemis dügmelerin
Gezer Elif Elif diye Çözer Elif Elif diye.
VARSAGI: Güney Anadolu bölgesinde yasayan Varsak Türklerinin özel bir ezgiyle söyledikleri türkülerden gelismis bir biçimdir. Dörtlük sayisi ve uyak düzeni ?Semâi? gibidir. Varsagilar yigitçe, mertçe bir üslupla söylenir. Bu da dörtlüklerin içindeki ?bre? ?hey? ?behey? gibi ünlemlerle saglanir. Halk edebiyatinda en çok varsagi söylemis sair Karacaoglan?dir.
Bre agalar bre beyler Behey elâ gözlü dilber
Ölmeden bir dem sürelim Vaktin geçer demedim mi
Gözümüze kara toprak Harami olmus gözlerin
Dolmadan bir dem sürelim Beller keser demedim mi
Karacoglan
TÜRKÜ: Hece ölçüsünün türlü kaliplariyla söylenen ezgili, anonim siirlerdir. Bazen de kime ait oldugu bilinen siirler, türkü formlariyla söylenir. Türkülerde genellikle iki bölüm bulunur. Birincisi, siirin iskeletini olusturan ?asil bölüm? ; ikincisi ?kavustak?tir. Kavustaklar, asil bölümlerin arasina gelerek onlari birbirine baglar.
ÂSIK EDEBIYATI NAZIM TÜRLERI
Âsik edebiayti nazim türleri genellikle kosma ve semâi biçimiyle yazilir. Bu türler kosma ve semâilerden konulari bakimindan ayrilir.
GÜZELLEME: Doga güzelliklerini anlatmak ya da kadin, at gibi sevilen varliklari övmek için yazilan siirlerdir.
Dinleyin agalar medhin eyleyim Yokusa yukari kekli sekisli
Elma yanaklimin kara kaslimin Inise asagi tavsan büküslü
O gül yüzlerine kurban olayim Düsmanin görünce sahin bakisli
Dal gerdanlimin da sirma saçlimin Kuguya benziyor boynu kiratin
Noksani Köroglu
TASLAMA: Bir kimseyi yermek ya da toplumun bozuk yönlerini elestirmek amaciyla yazilan siirlerdir.
Ormanda büyüyen adam azgini
Çarsida pazarda insan begenmez
Medres kaçkini softa bozgunu
Selam vermek için kesan begenmez
Kazak Abdal
KOÇAKLAMA: Coskun ve yigitçe bir üslupla savas ve dövüsleri anlatan siirlerdir.
Körogluyum medhim merde yegine
Koç yigit degismez cengi dügüne
Sere serpe gider düsman önüne
Ölümü karsilar meydan içinde
AGIT: Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan acilari anlatmak amaciyla söylenen siirlerdir (Anonim halk siiri ürünü olan agitlar da vardir).
Civan da canina böyle kiyar mi
Hasta basin tas yastiga koyar mi
Ergen kiza beyaz bezler uyar mi
Al giy alli balam sallarin hani
Hifzi
MUAMMA: Kapali bir biçimde anlatilan bir olayin ya da bilginin okuyucu tarafindan anlasilmasini, bunlarla ilgili sorularin cevaplandirilmasini isteyen bir tür manzum bilmecedir.
NASIHAT: Bir sey ögretmek,bir düsüncenin yayilmasina çalismak gibi amaçlarla söylenen didaktik siirlerdir.
NOT: ?Destan, ilahi, nefes ve deme?, hem birer nazim biçimi, hem de tür olarak degerlendirilir
HALK SAIRLERININ GRUPLANDIRILMASI
Halk sairleri, halk siirinin yerlesmis kurallarina bagli kalmakla birlikte, türlü kültürel nedenlerle dil, anlatim, ölçü kullanimi bakimindan farkli yönelisler içine girebilmektedirler. Ayrica yasadiklari çevre de onlarin sanat anlayislarini farklilastiran bir etmen olarak karsimizi çikmaktadir. Halk sairlerini, iste bu gibi noktalari dikkate alarak söyle ayiriyoruz:
1.
GÖÇEBE(GEZGIN) SAIRLER
Bir yere bagli kalmadan gezerler. Genellikle egitim görmedikleri için, Divan Edebiyati?ndan etkilenmezler. Dilleri sadedir. Hece ölçüsüne baglidirlar. Geleneksel siir anlayisini sürdürürler.
2.
YENIÇERI SAIRLER
Osmanlilar zamaninda askerlik, hayat boyu süren bir meslekti. Orduda görev arasinda sairler yetismistir. Bunlar, katildiklari savaslarla ilgili yigitlik siirleriyle dikkati çekerler. Dil, anlatim, ölçü bakimindan, göçebe sairler gibi geleneksel siir anlayisina baglidirlar.
3. KÖYLÜ SAIRLER
Hayatlari köylerde, kasabalarda geçer. Büyük kentlerle ilgileri olmadigi için, kent kültüründen, Divan Edebiyati?ndan etkilenmeden, halk siiri geleneklerine bagli kalmislardir.
4.KENTLI SAIRLER
Genellikle Divan Edebiyati?nin etkisinde kalirlar. Hem Halk, hem de Divan Edebiyati tarzinda siirler söylerler. Dillerinde Arapça ve Farsça sözcüklerin orani yüksektir. Hece ölçüsüyle birlikte aruza da yer verirler.
5. TASAVVUF (TEKKE ) SAIRLERI
Tekkelerde yetistikleri, din ve tasavvuf konusunda egitim gördükleri için, dilleri, göçebe, yeniçeri ve köylü sairlere göre bazen daha agirdir. Zaman zaman Divan Edebiyati?nin dil, anlatim, biçim, ölçü özelliklerini tasiyan siirler söylerler. Örnegin Yunus Emre bile, aruz ölçüsü ve mesnevi düzeniyle Risaletü?n-Nushiyye adli bir eser vermistir.
HALK ÖYKÜLERI
Halk öyküleri, destanlarin zamanla biçim ve öz degisimine ugramalari sonunda ortaya çikmis sözlü eserlerdir. Anonimdir. Baslica türleri sunlardir:
1. DESTAN ÖYKÜLER
Destanlardaki olaganüstülük gibi bazi özellikleri koruyan halk öyküleridir XIII.-XIV.yüzyilda Dogu Anadolu?da ortaya çikan Dede Korkut Öyküleri ile Köroglu Öyküsü, bu türün taninmis örnekleridir.
2. ASK ÖYKÜLERI
Iki sevgilinin askini, bunlarin kavusmasini önleyen engellerle mücadelesini anlatan öyküler olup en taninmislari Kerem ile Asli, Emrah ile Selvi, Asuman ile Zeycan ,Asik Garip.v.b.?dir.
3.
DINI ÖYKÜLER
Islamiyet?in yayilmasina katkilari olan kisilerin hayatlarini ve mücadelelerini temel alan öykülerdir .Hz. Ali?nin savaslarini anlatan Kan Kalesi Cengi, Hayber Kalesi Cengi; Anadolu?da Islamiyet?in yayilmasi için mücadele eden komutanlarin savaslarini anlatan Battal Gazi Öyküsü, Dnisment Gazi Öyküsü gibi sözlü, anonim eserler, bu türün örnekleri arasinda yer alir.
TEKKE EDEBIYATI NAZIM TÜRLERI
Din ve tasavvufla ilgili kavrami duygu, düsünce, ilke ve kurallari halka yaymak amaciyla bir tarikata bagli sairlerce yazilan siirlerdir.
ILAHI: Din ve tasavvuf konularinin islendigi siirlere ?ilahi? denir. Tanriyi övmek, ona yalvarmak için yazilan siirlerdir. Özel bir ezgiyle okunur. Kosma gibi uyaklanan ilahilerde 4-4 durakli 8?li ölçü kullanilir.
Cennet cennet dedikleri
Birkaç köskle birkaç huri
Isteyene ver sen ani
Bana seni gerek seni
Yunus Emre
NEFES: Bektasi sairlerinin yazdiklari tasavvufi siirlere denir. Nefeslerde genellikle Hz. Muhammet ve Hz. Ali için de övgüler bulunur.
Pir Sultan Abdal sâhimiz
Hakk?a ulasir yolumuz
On iki imam katarimiz
Uyamazsin demedim mi
Aleviler, bu türde yazilmis olan siirlere ?DEME? adini verirler.
Ilahi, nefes ve demeler, bestelenerek söylenir.
SATHIYÂT-I SOFIYÂNE: Inançlardan alayli bir dille söz eder gibi yazilan siirlerdir. Görünüste saçma sanilan bu sözlerin, yorumlandiginda tasavvufla ilgili türlü kavramlara degindigi anlasilir. Bu tür siirlere genellikle Bektasi sairlerinde rastlanir. Medrese hocalarina göre bu sathiyeler küfür sayilir.
Yücelerden yüce gördüm
Erbabsin sen koca Tanri
Âlem okur kelâm ile
Sen okursun hece Tanri
Asi kullar yaratmissin
Varsin söyle dursun deyü
Anlari koymus orada
Sen çikmissin uca Tanri
Kaygusuz Abdal yaradan
Gel içegör su cür?adan
Kaldir perdeyi aradan
Gezelim bilece Tanri
NOT: Manzum olmayan Anonim Halk Edebiyati ürünleri de vardir. Bunlari masallar, halk öyküleri (Kerem ile Asli, Arzu ile Kamber, Battal Gazi, Hz. Ali Cenkleri.........), bilmeceler, atasözleri, deyimler, Karagöz ve ortaoyunlari seklinde siralayabiliriz.
HALK EDEBIYATININ ÖNEMLI SAIRLERI
YUNUS EMRE: (13.yy) Tasavvuf düsüncesini benimseyen sair Tanri askini ve insan sevgisini dile getirmistir.
Tekke edebiaytinin en lirik sairidir. Halkin konustugu Türkçeyi bir edebiyat dili haline getirmistir. Yalin ve içten bir söyleyisi vardir. Zaman zaman aruz ölçüsüyle ve divan edebiyati anlayisiyla da siirler yazmistir.
Tüm insanlarin esit ve kardes olduguna inanmis; dil, din, irk ayrimi yapilmasina karsi çikmistir. Türkçe divan sahibi ilk sairdir. Ayrica Risaletü?n-Nushiyye adli ögretici bir mesnevisi vardir.
HACI BAYRAM VELI : XIV.yüzyil ikinci yarisiyla XV. Yüzyilin ilk yarisinda yasamis bir tasavvuf sairidir. Bayramiyye tarikatini kurmustur. Yunus Emre etkisinde sade bir dil ve lirik bir anlatimla dile getirdigi siirlerinden yalnizca birkaç tanesi bilinmektedir.
KAYGUSUZ ABDAL: (16.yy) Softa görüsle alay eden özgür düsünceli bir Bektasi sairidir. Hem heceyle hem de aruzla yazilmis siirleri vardir.
PIR SULTAN ABDAL: (16.yy) Alevi-Bektasi siir geleneginin en ünlü sairidir. Dinsel inançlarin etkili oldugu bir ayaklanmanin önderligini yapmis, asilarak öldürülmüstür. Siirini bir araç olarak kullanmasina ragmen kuru bir ögreticilige düsmemis, siirini duygu yönünden de beslemistir.
KÖROGLU: (16.yy) Çogunlukla koçaklama türünde örnekler vermis coskulu siirler söylemistir. Bolu Beyi?yle olan mücadelesi efsanelesen sair, halkin gönlünde yerini almistir.
KARACAOGLAN: (17.yy) Din disi konularda yazmis, yasama sevinci, insan ve doga sevgisini dile getirmistir. Âsik edebiyatinin duygu yönünden en zengin ve güçlü sairidir.. Hayati hakkinda kesin bilgilere sahip olmadigimiz Karacaoglan?in XVI ya da XVII . yüzyilda Güneydogu Anadolu bölgesinde yasayip dolastigi sanilmaktadir. Sair Toroslar?da, Türkmen boylari arasinda yetismis; göçebe bir sair olarak Anadolu içinde ve disinda gezmistir. Geleneksel siirin dil, anlatim, ölçü anlayisindan ayrilmadan ask, doga, ölüm, ayrilik gibi temalari islemistir;özellikle kosma ve semai biçimlerinde büyük basari kazanmistir.
GEVHERI: (17.yy) Aruz ölçüsünü de sikça kullanan Kirimli bir halk ozanidir.
DERTLI: (19.yy) Toplumsal yergi içerikli, softaligi, yobazligi elestiren siirleriyle taninan Bolu?lu bir halk ozanidir.
DADALOGLU: (19.yy) Çukurova yöresinde yetisen halk sairlerindendir. Türkmen boylarinin yerlesik hayata geçirilmesi için 1865?te yöreye yollanan Firka-i Islahiye adli Osmanli ordusuyla Türkmenler arasindaki çatismalara katilmis, bu olaylari yigitçe bir eda ile koçaklamalarina yansitmistir. Ayrica ask ve dogadan söz eden siirleri de basarilidir. Siirlerini temiz bir halk diliyle ve hece ölçüsü ile yazmistir.
ÂSIK VEYSEL: XX. yüzyil halk sairidir. Sarkisla?da dogup büyümüs, Cumhuriyetin onuncu yilinda Ankara?ya gelerek siirlerini okumus, bundan sonra ünü yayilmaya baslamistir. Çocuklugunda geçirdigi çiçek hastaligiyla gözünü kaybeden Asik Veysel; genellikle gezgin bir hayat sürmüs ; kent kent dolasarak asktan, dogadan , kardeslikten, birlikten, baris içinde yasamaktan ve insani insan yapan erdemlerden bahseden siirlerini saz esliginde söylemis; bu içerigin halka yakin düsmesi , ona kitlesel bir sevginin dogmasina yol açmistir. Tasavvuf felsefesinin kazandirdigi hosgörü anlayisi, siirinin temellerinden biridir. Siirlerini Deyisler, Sazimdan Sesler adli iki kitapta toplamistir. Son olarak tüm siirlerini , Ümit Yasar Oguzcan tarafindan Dostlar Beni Hatirlasin adiyla yayimlanmistir.