FECR-I ATI EDEBIYATI (1909-1912)-LİSE EDEBİYAT KONU ANLATIMI-BİLGİMCE Eğitim ve Kültür Platformu

FECR-I ATI EDEBIYATI (1909-1912)

20 Mart 1909 tarihinde Istanbul?da biraraya gelen sanatçilar 1910 yilinda bir bildiri yayimlayarak kendilerini kamuoyuna tanitirlar. Bu, edebiyatimizdaki ilk bildiridir (24 Subat 1910, Servet-i Fünun).

Bildirilerinde, edebiyatin ciddiye alinmasi, Bati edebiyatinin daha yakindan tanitilmasi, düsünce ve edebiyat konularinda koferanslar düzenlenmesi, bir Fecr-i Ati kurulmasi gibi amaçlarinin bulundugunu açiklarlar.

Geçmiste kaldigini söyledikleri Servet-i Fünun anlayisini elestirmekle birlikte onlarin da bir adim ötesine gidememislerdir.

Konu, biçim, dil ve anlatim yönünden Servet-i Fünunculardan hiçbir farklari yoktur. Onlar, serbest müztezati biraz daha serbestlestirmisler ve Servet-i Fünuncularin tam kavrayamadigi sembolist siirin güzel örneklerini veren sairler yetistirmislerdir. Bunun disinda edebiyatimiza bir yenilik getirememisler bu nedenle de özentici, taklitçi bir topluluk olarak elestirilmislerdir.

Bu toplulukta yer alan kimi sanatçilar bireysel bir anlayisi devam ettirirken (Ahmet Hasim gibi) pek çogu da ?Milli Edebiyat? hareketine katilmis ve bu anlayisla ürünler vermislerdir.

Fecr-i Ati Sanatçilari:

Ahmet Hasim, Aka Gündüz (Enis Avni), Ali Canip Yöntem, Yakup Kadri Karaosmanoglu, Mehmet Fuat Köprülü, Refik Halit Karay, Celal Sahir, Faik Ali......

AHMET HASIM (1884-1933): Fecr-i Ati toplulugunun en basarili santçisi olan Ahmet Hasim topluluk dagildiktan sonra çalismalarina bireysel olarak devam eder.

Sairin yasami santini derinden etkiler. Bu nedenle siirlerinde çocukluk anilari, ask ve doga konularinda yogunlasir. Karamsar yaklasimi onun belirgin özelligidir. Siirlerinde agir ve süslü bir dil kullanmasina ragmen nesirlerinde daha açik ve nispeten yalin bir dil vardir.

Piyale adli siir kitabinin önsözünde siir anlayisini söyle açiklar: ?Siirin asil özelligi ?duyulmak?tir. Siirin dili musiki ile söz arasinda ve sözden ziyade musikiye yakindir. Yani bu dil, bir açiklama vasitasi olmaktan ziyade bir telkin vasitasidir ve siirde musiki anlamdan önce gelir. Bu bakimdan kelimeler, siire, anlam degerlerinden çok musiki degerleriyle girerler. Siirin anlam bakimindan açik olmasi zaruri degildir. Siirin dogdugu yer suuraltidir. Konu ise sadece terennüm için bir vesiledir?.

Siirde musikiyi ön plana alan, anlam açikligini ikinci plana atan, misralarda genis ve akici bir telkin yetenegi arayan ve siirin kaynagini bilinçaltinda bulan bu anlayis ile sembolizmin siir anlayisi arasinda yakinliklar vardir. Ancak sembolist siirin asil unsur olan sembol, Hasim?in siirlerinde yoktur. Onun, anlami anlasilmayan veya degisik yorumlara elverisli bulunan siirleri pek azdir. Bu bakimdan Hasim?i sembolist bir sair olarak kabul etmek pek güçtür.

Hasim?in siirine en uygun anlayis tarzinin, empresyonizm oldugu kabul edilebilir. Gerçekten siirlerinde dis dünyaya ait gözlemlerinin kendi iç dünyasinda yarattiigi izlenimleri aksettirmesi bu anlayisin en açik göstergesidir.

Göl Saatleri?nin küçücük ve manzun ?Mukkadime?si de empresyonizmin özlü bir ifadesinden baska bir sey degildir.

Eserleri:

Siirleri: Göl Saatleri, Piyâle

Nesirleri:          Gurebâ-hane-i Lâklâkan, Bize Göre

Gezi Notlari:     Frankfurt Seyahatnamesi