DIVAN EDEBIYATI-LİSE EDEBİYAT KONU ANLATIMI-
DIVAN EDEBIYATI NAZIM BIÇIMLERI
1. GAZEL: Özellikle ask, güzellik ve içki konusunda yazilmis belirli biçimdeki siirlere denir. Beyit sayisi genellikle 5-9 arasinda degisir. Gazelin ilk beyti mutlaka kendi arasinda uyakli olur.Bu ilk beyte ?matla?, son beyte ise ?makta? adi verilir. Bir gazelin en güzel beytine ?beyt-ül gazel?, sairin mahlasinin bulundugu beyte de ?mahlas beyti? denir. Beyitleri arasinda anlam birligi bulunan gazele ?yek-âhenk?, ayni güç ve güzellikte beyitlerden olusan gazele de ?yek-âvâz? gazel adi verilir.
2. KASIDE: Din ve devlet büyüklerini övmek amaciyla belirli kurallar içinde yazilan uzun siirlerdir. En az 33, en çok 99 beyitten olusur. Kasidenin en güzel beytine ?beyt-ül kaside?, sairin mahlasinin bulundugu beyte de ?taç-beyt? adi verilir.
3. MESNEVI: Her beyti kendi içinde uyakli uzun nazim biçimidir.Bir anlamda Divan edebiyatinda manzum hikayelerin yazildigi bir biçim olarak da tanimlayabiliriz.
Mevlânâ?nin ünlü tasavvufi mesnevisi 25.700 beyitten olusmustur.
Mesneviler ask, dini ve tasavvufi, ahlaki-ögretici, savas ve kahramanlik, bir sehri ve sehrin güzelliklerini anlatma, mizah gibi türlü konularda yazilmistir. Divan edebiyatinda roman ve hikaye gibi türler olmadigi için mesneviler bir bakima bu türlerin yerini tutmuslardir. On bölümden olusur.Ayni sair tarafindan yazilmis bes mesneviye ?Hamse? adi verilir. Hamse sahibi olarak taninmis önemli divan sairleri: Ali Sir Nevâi, Taslicali Yahya, Nev?i-zâde Atâi?dir.
4. KITA: Yalniz ikinci ve dördüncü dizeleri birbiriyle uyakli iki beyitlik nazim biçimidir. Beyitler arasinda anlam birligi bulunur. Pek çok konuda yazilabilir.
5. MÜSTEZAT: Gazelin özel bir biçimine denir. Uzun dizelere kisa bir dize eklenerek yazilir. Uzun ve kisa dizeler gazel gibi kendi aralarinda uyaklanirlar. Kisa dizelere ?ziyade? adi verilir.
BENTLERDE KURULAN NAZIM BIÇIMLERI
1) RUBÂI: Dört dizelik ve kendine özgü ayri ölçüsü olan bir nazim biçimidir. Konusu daha çok dünya görüsüne ve sairin felsefi düsüncelerine yöneliktir.
Edebiyatimizda bu türün en basarili son temsilcisi olarak Yahya Kemal gösterilmektedir.
2) TUYUG (TUYUK): Rubâi gibi dört dizelik bir nazim biçimidir. Edebiyatimizda en çok tuyug yazmis sair Kadi Burhanettin?dir. Bu biçim yalnizca Türk edebiyatina özgüdür. (Rubai, Iran edebiyatindan geçmedir).
BIRDEN ÇOK DÖRTLÜKLER
1) MURABBA: Dört dizelik kitalardan olusur. Bent sayisi 3-7 arasinda degisir. Her konuda yazilir.
2) SARKI: Genellikle ask, içki, eglence konularinda yazilan dört dizelik nazim biçimidir. Biçim bakimindan ?murabba?ya benzer. Çogunlukla bestelenmek için yazilir. Bu biçim de tuyug gibi yalnizca Türk edebiyatina özgüdür. ?Sarki? biçiminin yaraticisi ve en güçlü sairi Nedim?dir.
NOT: Divan edebiyatinda üçlü ya da daha çok misrali bentlerden meydana gelmis nazim sekillerinin genel adi MUSAMMAT?tir. Yani dört dizeden olusan murabba, sarki gibi biçimlerin; bes dizeden olusan tahmis, tastir, tardiyye gibi biçimlerin ya da alti veya daha çok dizeden olusan biçimlerin tümünün üst basligi MUSAMMAT?tir.
TERKIB-I BENT: Bentlerle kurulan bir nazim biçimidir. Her bent, sayisi 5-10 arasinda degisen beyitlerden olusur. Bendin son beytine ?vasita beyti? denir. Terkib-i bentte vasita beyti her beytin sonunda degisir ve vasita beyti mutlaka kendi içinde uyakli olur.
Terkib-i bentlerde genellikle talihten ve hayattan sikayetler, dini, tasavvufi, felsefi düsünceler anlatilmis, toplumsal yergi niteliginde elestirilere yer verilmistir.
TERCI-I BENT: Biçim bakimindan terkib-i bente benzer ; ancak vasita beyti her bendin sonunda degismez ve aynen tekrarlanir. Konularinda daha çok Tanrinin gücü, evrenin sonsuzlugu, doganin ve yasamin karsitliklari vardir.
DIVAN EDEBIYATI NAZIM TÜRLERI
1. TEVHIT VE MÜNACÂT: Tanrinin birligini ve yüceligini anlatan siirlere tevhit, Tanriya yapilan yalvaris ve yakarislari anlatan siirlere de münacât denir. Daha çok kaside biçimiyle yazilmistir.
2. NAAT: Hz. Muhammed?i övmek için yazilan siirlere denir. Bunlar da daha çok kaside biçimiyle yazilmistir.
3. MERSIYE: Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan üzüntü ve aciyi anlatmak için yazilan siirlerdir. Genellikle terkib-i bent biçimiyle yazilmistir. (Bu türün, Eski Türk Edebiyati?ndaki adi sagu, Halk Edebiyati?ndaki adi ise agittir).
4. METHIYE: Bir kimseyi övmek için yazilan siirlerdir. Bunlar da genellikle kaside biçiminde yazilmistir.
5. HICVIYE: Bir kimseyi yermek için yazilan siirlerdir.
6. FAHRIYE: Sairlerin kendilerini övmek amaciyla yazdiklari siirlerdir.
NOT: Divan edebiyatinda bir sairin siirine, baska bir sair tarafindan ayni ölçü, uyak ve redifle yazilan benzerine ?Nazire? denir. Bu, nazire yazan sairin diger saire karsi duydugu saygi ve begeniden ileri gelmektedir. Edebiyatimizda bu türde de pek çok ürün verilmistir.
DIVAN EDEBIYATININ GENEL ÖZELLIKLERI
1. Nazim birimi genellikle beyittir ve cümle beyitte tamamlanir. Beyit, cümleye egemendir.
2. Nazim ölçüsü ?aruz?dur.
3. Dili Arapça, Farsça, Türkçe karisimi olan Osmanlica?dir.
4. Siirlerde tam ve zengin uyak kullanilmistir.
5. Siirlerin konuyu içeren basliklari olmadigi için nazim biçimlerine göre adlandirilmislardir.
6. Klise bir edebiyattir. Duygu ve düsünceler degismez sözlerle (Mazmun) anlatilir.
7. Anlatilan sey degil, anlatis biçimi ön plandadir.
8. Soyut bir edebiyattir. Insan ve doga gerçekte oldugundan farkli ele alinmistir.
9. Aydin zümrenin edebiyatidir. Medrese kültürü hakimdir. Genellikle saraya ve çevresine seslenir.
10. Sanatlara bolca yer verilmis, sanat yapmak amaç durumuna gelmistir.
11. Ulusal bir edebiyat olmayip dinin etkisiyle sekillenmistir. Arap ve Iran edebiyatinin etkisi çok fazladir.
12. Siirde daha çok ask, sevgili, içki, din ve kadercilik gibi konular islenmistir.
13. Nazim ön planda tutulmus, nesre pek az yer verilmistir.
14. Nesir alaninda tezkireler (edebiyat tarihi görevini gören biyografik eser), münseatlar (mektuplar), tarihler, dini metinler ve nasihatnamelere de rastlanmaktadir. Bunlarda da sanat yapma amaci ön plandadir.
15. 13.yüzyilda gelismeye baslamis 16. ve 17. yüzyillarda en olgun dönemini yasamis, 19.yüzyilin sonlarina kadar sürmüstür.
DIVAN EDEBIYATININ ÖNEMLI SAIR VE YAZARLARI
HOCA DEHHANI: 13. yüzyilda yasamistir. Din disi konularda siir yazan ilk divan sairidir. Divani vardir.
MEVLANA : XIII.yüzyilda yasamistir. Birkaç Türkçe beyit disinda, tüm siirlerini Farsça ile yazan ünlü tasavvuf sairidir. Oglu Sultan Veled de tasavvufi konulari isleyen bir sair olarak bilinir. Mesnevi, Divan-i Kebir, Mektubat, taninmis eserleridir.
ALI SIR NEVÂI: Çagatay lehçesinin en güzel örneklerini veren sair 15. yüzyilda yasamistir. Muhakemetü?l-Lugateyn adli eserinde Türkçe?nin Farsça?dan daha üstün bir dil oldugunu savunmustur. Hamsesi vardir. Anadolu disinda Türkçe siir yazan ilk sairdir.
SEYHI:15. yüzyilda yasamistir. ?Harnâme? adli eseri edebiyatimizda ilk fabl türü eser olarak bilinmektedir. Mesnevi alaninda basarili olmustur.
SÜLEYMAN ÇELEBI: 15. yüzyilda yasamistir. Hz. Muhammed için yazdigi Vesilet-ün-Necat (mevlit) adli mesnevisiyle taninmis bir sairdir. (Islam edebiyatinda Hz. Muhammed?in hayatini anlatan eserlere SIYER denir).
FUZÛLI: Fuzuli 16. yüzyilin en güçlü sairlerindendir. Arapça, Farsça, Türkçe divani olan tek sairdir. Eserlerini Azeri lehçesiyle yazmistir. Divan edebiyatinin en lirik sairi olarak kabul edilmektedir. Ona göre yasamin anlami aci çekmekle özdestir. Platonik bir ask arayisi vardir. Din disi konularda yazmakla birlikte tasavvuftan da etkilendigi bilinmektedir. Kendisine baglanan maasi almasinda güçlük çikaran memurlari sikayet etmek için yazdigi ?Sikayetnâme? adli mektubu edebiyatimizdaki en ünlü yergilerden biridir.
Divanlarindan baska bir naat olan ?Su? kasidesi, Leyla vü Mecnun mesnevisi, Peygamber ailesini anlattigi Hadikat-üs-Süeda?si Sah Ismail ile II:Bayezid?i karsilastirdigi Beng ü Bâde?si ve tip bilgisini sergiledigi Sihhat ve Maraz?i en taninmis eserleridir.
BÂKI: Baki,16. yüzyil sairlerindendir. Döneminde ?sairler sultani? olarak taninmis ve saratin bütün olanaklarindan yararlanmistir. Iyi bir medrese egitimi gördügü bilinmektedir.
Dünya nimetlerinin hepsinden yararlanma anlayisindadir. Kanuni?nin ölümü üzerine yazdigi mersiyesi çok taninmistir. Divani vardir.
NÂBI: 17. yüzyil sairlerindendir. Divan edebiyatinda didaktik siirler yazmasiyla bir yenilik olarak kabul edilmektedir. Din, töreler ve sosyal yasamla ilgili ögütler verir.
Nâbi?nin Divan?indan baska Hayriye, Hayrâbâd adli iki didaktik eseri, gezi notlarini içine alan Tuhfet-ül Harameyn?i ve Münseat adli eserleri vardir.
NEFI: Nefi , 17. yüzyil sairlerindendir. Edebiyatimizdaki en ünlü kaside sairi olarak bilinir. Övgülerindeki ve yergilerindeki asiriliklariyla ünlüdür. Yazdigi hicviyelerindeki asirilik bogdurulmasina neden olmustur. Hayal gücü çok zengin olan Nefi?nin somut benzetmelerden yararlanmasi da belirgin bir özelligidir. Türkçe ve Farsça divani olan Nefi?nin ayrica hicviyelerini topladigi Sihami-i Kaza adli bir eseri de vardir.
NEDIM: 18.yüzyil sairlerinden olan Nedim, Lale Devri?nin sairi olarak bilinir. Eserlerinde ask, içki, zevk ve sefayi isler. ?Mahallilesme akimi?nin önderi olan sairin Halk edebiyatindan da etkilendigi bilinmektedir. Siirlerinde halkin agzindan alinma deyimler oldugu gibi, halkin konusma diline de oldukça yaklasmistir. Samimi ve içten bir söyleyisi olan Nedim, sarkilariyla taninmistir. Divan siirindeki kliseleri (mazmunlari) bir ölçüde yikmis olan sairin Divan?i vardir.
SEYH GALIP: Divan edebiyatinin 18.yüzyilda yasamis son büyük sairidir. Galatasaray Mevlevihanesinde seyhlik yapmistir. Nabi?nin ?Hayrâbâd?ina nazire olarak ve Mevlânâ?nin mesnevisinden etkilenerek yazdigi ?Hüsn-ü Ask? adli meshur mesnevisinde, tasvvuf konusundaki düsüncelerini ortaya koyar. Bu eserinde allegorik (sembolik) bir anlatim kullanan sair hayal gücünden ve masal ögelerinden de yararlanmistir.
EVLIYA ÇELEBI: (17.yy) Edebiyatimizda gezi türünün ilk örneklerini veren yazar, usta bir gözlemcidir. Elli yillik bir süre içinde gezdigi yerleri konusma diline yakin bir dille anlatmistir. Anlatiminda abartili olmakla birlikte, Divan nesrinin kaliplarini da kirmistir. 10 ciltlik ?Seyahatnâme? adli eseri çok taninmistir.
NOT: Divan edebiyatinin nesir yazari olarak taninan diger önemli yazarlari sunlardir:
SINAN PASA: (15.yy) Tazarrunâme adli süslü nesri ile taninir.
MERCIMEK AHMET: (15.yy) Farsça?dan çevirdigi Kabusnâme adli eseriyle taninir.
NAIMÂ: (17.yy) Kendi adiyla anilan (?Naima Tarihi?) adli tarih eserinin yazaridir.
KATIP ÇELEBI: (17.yy) Batililarin Haci Kalfa dedikleri yazar ve düsünürdür. Arapça, Farsça, Fransizca, Latine bilen yazarin tarih, cografya, matematik konularinda yazilmis eserleri vardir.
TASAVVUF FELSEFESI
Tanri nedir? Evrenin olusu nasildir? Biz neyiz? Niçin geldik dünyaya? Yasamimizin anlami, var olmanin asli, gerçek, baslangiç ve son nelerdir? Bu ve bunun gibi fizik ötesi sorulara cevap vermeye çalisan düsünüs yoluna ?Tasavvuf? düsüncesi denir. [Vahdet-i Vücut (Varligin Birligi) Teorisi].
Bu düsünüse göre Tanri tek varliktir. (Vücud-i Mutlak). Ayni zamanda tek güzelliktir (Hüsn-i Mutlak).
Tek varlik olan Tanri kendisini görecek gözler, sevecek gönüller istemis ve kainat olarak tecelli etmistir.
Bu tipki aynayla kapli bir odada olmak gibidir. Ayna varligin çesitli görüntülerini yansitir.
O halde, evren ve tüm insanlar Tanri?nin bir görüntüsüdür. Öyleyse insanlar arasinda renk, inanç, dil, irk...gibi ayrimlar yapmak anlamsizdir.
Bütün görüntülerde ?Varlik? ve ?Yokluk? ögeleri bir aradadir. Insan dünyaya bagli tutku ve zevklerini yok ederek ?Varlik? ögesini gelistirir. Bunun yolu da tekkelerden (tarikatlar) geçer. Burada insan siki bir egitimle dünya nimetlerinden vazgeçerse, sonunda özü olan Tanri?ya kavusabilir. Bu da gerçek asktir. Insanlarin birbirlerine duyacaklari ask ise mecazdir. Bu, kisiyi Tanri?dan uzaklastirir. ?Bir hirka, bir lokma? insana yetmelidir. Tekkelerde bu yolla Tanri?ya ulasan insan sonunda ?Enel Hak? (?Ben Tanri?yim?) derecesine varir. Bu kisilere ?Insan-i Kâmil? ya da ?Ermis? denir.
DIVAN EDEBIYATI?NDA DÜZYAZI
Divan, siire agirlik veren bir edebiyattir. Düzyazi, ancak bilimsel çalismalarda, tarihlerde, kimi sanatsal metinlerde ve gezi türü eserlerde kullanilmistir.
Divan Edebiyati?nda düzyazilar, yazilis amaci ve dil tutumu dikkate alinarak üçe ayrilir:
1.
Sanatli(süslü) Düzyazi
Söz ustaligi göstermek amaciyla yazilir. Sinan Pasa?nin Tazarru?at adli eseri, bu türün en taninmis örnegidir. Sanatli düzyaziya insa denir
2. Orta Düzyazi
Yer yer agir ve süslü, yer yer sade bir dille yazilan düzyazilardir. Genellikle tarih kitaplarinda bu düzyazi türü görülür. Osmanlilar zamaninda tarihçilik,?vakanüvis? adi altinda yürütülen bir tür memurluktu. Sarayda görevlendirilen vakanüvisler, önemli önemsiz her olayi günü gününe notlar halinde yazarlardi. Bu eserler, olay anlatimina dayali oldugundan, bilimsel tarih anlayisiyla bagdasmaz. Divan döneminin baslica tarihçileri arasinda Asikpasazade ,Ali, Ebülgazi Bahadir Han,Naima, Peçevi, Mütercim Asim sayilabilir.
3. Sade Düzyazi
Dil ve anlatim ustaliginin degil, ele alinan konunun önem tasidigi düzyazi türüdür. Bu anlayis nedeniyle, sade düzyazilarda ustaca söz söyleme çabasi görülmez; dil açik, yalin, dogaldir. Bu düzyazi türünü kullananlardan baslicalari sunlardir: Mercimek Ahmet , Katip Çelebi, Evliya Çelebi (Eseri:Seyahatname).