PRATİKLER
1.Sözcügün türü, görevi, islevi, çesidi sorulursa sözcügün isim mi, zarf mi, sifat mi,zamir mi ,edat mi? olduguna bakilacagini;
2.Sifatlarin isimleri, zarflarin genellikle fiilleri niteledigini
(güzel kiz: sifat ; güzel konus:zarf );
3.Sifatlarin mutlaka ilgili oldugu isimden önce gelmesi gerektigini ( kötü insan: sifat);
4.Niteleme sifatlarinin önündeki isim düserse sifatin adlasmis sifat oldugunu ( kötülerle arkadaslik yapmayin:adlasmis sifat)
5.Yüklemi ekeylem almis fiilimsiden olusan cümlelerin isim cümlesi oldugunu (Tek amacim, sizleri gelecekte iyi yerlerde görmektir.)
6.Ismin ?e , -de ,-den hal ekleriyle biten ögelerin genellikle dolayli tümleç oldugunu, ismin ?i haliyle biten ögenin her zaman belirtili nesne oldugunu, 3. tekil iyelik ekiyle ( -(s) i) biten ögenin özne oldugunu ( yolda gördüm: dt ) (bahçeyi gezdim: b.n) (babasi geldi: öz.);
7. ?den ekiyle biten öge cümleye bir sebep anlami katarsa o ögenin zarf tümleci oldugunu (hastalandigindan gelemedi:zt);
8.-de ve ?den çekim eklerinin sifat tamlamasi kurduklarinda yapim eki özelligini kazandigini (siradan insanlar ,candan arkadasim, gözde ögrenci: önündeki isme ?nasil? sorusunu yöneltebiliyoruz öyleyse alti çizili ekler sifat yapmistir ve bu yüzden artik yapim ekidir.);
9.Iyelik eklerinin bir ismin sonuna gelerek onun kime ait oldugunu bildirdigini, iyelik eklerini daha kolay bulabilmek için ismin basina ?benim, senin, onun, bizim,sizin,onlarin? getirebilecegimizi (kitabim, yavrusu?);
10.Iyelik eki almis bir isimin basinda iyelik zamiri (benim,senin,onun?) kullanilmamissa bunlarin tamaminin ?tamlayani düsmüs isim tamlamasi? oldugunu (pantolonum,annesi?) ;
11. Her ? im ekinin ayni ek olmadigini
(* telefonum nerede? :1.tekil iyelik eki ?benim telefonum?,
*çok iyiyim: ekfiilin genis zamani ;çünkü isme gelmis ve onu yüklem yapmistir,
*bizim çocuklarimiz: tamlayan eki,
*ölümden korkma: fiilden isim yapim eki
*yanina gelecegim:Sahis ekidir, bütün sahis ekleri mutlaka kip ekinden sonra gelir);
12.Isim (ad) tamlamalarinda ilk sözcüge tamlayan ikinci sözcüge tamlanan dendigini (yüreginin sesi ) ;
tamlayan t.nan
13. Isim tamlamalarinda tamlayanla tamlananlarin yer degistirebilecegini
(içini gidikliyordu bütün erkeklerin);
tamlanan tamlayan
14.Belirtili isim tamlamalarinda her iki unsurun da ek aldigini ve tamlanana ?neyin, kimin? sorularini yöneltebildigimizi (bahçenin kapisi :neyin kapisi)
belirtisiz isim tamlamalarinda sadece tamlananin 3.tekil kisi iyelik eki aldigini tamlayanin hiçbir ek almadigini ve hem daha kolay bulabilmek hem de sifat tamlamalariyla karistirmamak için tamlanana ?ne? sorusunu sordugumuzu (bahçe kapisi : ne kapisi?);
15.Belirtili ad tamlamalarinda araya sifatlarin girebilecegini ya da tamlayanin sifatlarla nitelenebilecegini (Sütçü Imam?in kahraman torunlari );
16. ?In tamlayan ekinin yerine bazen ?den ekinin de kullanilabilecegini (asagidakilerden hangisi?);
17.Takisiz isim tamlamalarinda iki unsurun da ek almadigini
tamlananin neye benzedigini ya da neyden yapildigini, ayrica sifat tamlamalariyla karistirmamak için araya ?den? ya da ?gibi? getirmemiz gerektigini (altin (dan) yüzük ,ipek (gibi) saç )
Takisiz isim tamlamalariyla niteleme sifatlarini birbiriyle karistirmayin, niteleme sifatlarinin arasina ?gibi? ?den? getiremezsiniz. (yorgun adam :sifat tamlamasi );
18.Bir sifatin birden çok adi niteleyebilecegini (yeni ev ve araba );
19.Bir ismin birden çok sifatinin olabilecegini (zeki, çaliskan, dürüst , bir ögrenciydi);
20.Kuralli birlesik sifatlarin , -li, -li eki almis sifat tamlamalarinin ismi nitelemesiyle ve sifat tamlamasinda isimle sifatin yer degistirmesi ve isme getirilen 3. t.k. iyelik ekini almis söz grubunun ismi nitelemesiyle olustugunu (uzun saç: sf. Tm. ~ uzun saçli erkek : birlesik sifat ; bozuk yol: sf. Tm. ~ yolu bozuk köy :birlesik sifat );
21.Belirtisiz isim tamlamalarinin da sifat olarak kullanilabilecegini (altin sarisi saç );
22. Zamirlerle de isim tamlamasi kurulabilecegini (benim üniversitelerim, senin dünyan, kendi insanlarimiz, kimin nesi)Msn Ögretmen öss kpss Gazeteler Sohbet hazir mesajlar ders izle Belirli Gün ve Haftalar Çanakkale savasi siir
23. Geçisli fiillerin yani neyi, kimi sorularini yöneltebildigimiz fiillerin kilis fiili (atmak, delmek, açmak),
Bir hareket bildiren, geçissiz olan ve hareketin kisinin kendi istegiyle gerçeklestigini ifade eden fiillere durum fiili (yürümek, güldü, oturmus)
Bir hareket bildirmeyen, eylemin kisinin kendi istegi disinda gerçeklestigini ifade eden ve geçissiz olan fiillere olus fiili (kararmak, sararmak,solmak,büyümek)dendigini ;
24.Fiil kiplerinin haber kipleri (-di, -mis,-yor, -ecek , -ar,-mez)
ve dilek kipleri (-ayim, -alim, -a ,-mali, emir ekleri) olmak üzere ikiye ayrildigini ;
25.Basit zamanli fiillerin tek ;birlesik zamanli fiillerin iki kip eki aldigini (gelmis: basit zamanli ~ gelmisti:birlesik zamanli)
26.Bir fiil birlesik zamanli ise orada mutlaka bir ekfiilin oldugunu (çalismaliymisim ~çalismali imisim);
27.Bir cümlede eger isim soylu bir sözcük yüklem olmussa orada mutlaka bir ekfiilin oldugunu (sinif temizmis, her seyim sensin, bu yaptiklarim senin içindi, o da iyidir.);
28. Fiil çatisi denince, fiillerin özne ve nesneye göre aldigi durumun soruldugunu;
29.Öznesine göre fiil çatisinin etken,edilgen,dönüslü,istes
olarak dört grupta incelendigini;
30.Bir fiilin edilgen olabilmesi için mutlaka ?l ,-n çati eklerini almasi gerektigini ve öznesinin (eylemi yapanin) belli olmamasi gerektigini (Sokaklar temizle-n-di) (kim tarafindan temizlendi? Cevap yok)
31.Bir fiil edilgen çatili ise öznesi mutlaka sözde öznedir. (çaylar içi-l-di ) (çaylar:sözde öznedir)
32.Bir fiilin dönüslü olabilmesi için ?l, -n çati eklerinden birini almasi, öznenin belli olmasi ve kendi kendine olma anlami vermesi gerektigini (kadin aynanin karsisinda süsle-n-di ) (kadin: gerçek özne)
33.Bir fiilin istes çatili olabilmesi için ??is? çati ekini mutlaka almasi , öznenin en az iki kisi olmasi ve eylemin birlikte ya da karsilikli yapilma anlami vermesi gerektigini (çocuklar döv-üs-tü :karsilikli ~ kadinlar gül-üs-tü: birlikte);
34.Etken fiillerin öznesinin belli oldugunu yani öznesinin gerçek oldugunu ve ?l , -n ,-s çati eklerinden birini almamasi gerektigini ( çocuklari dövdü)
35.Fiillerin nesnesine göre ?geçisli, geçissiz, oldurgan, ettirgen? oldugunu,
36.Bir fiillin basina ?onu? zamirini getirebiliyorsak o fiilin geçisli, getiremiyorsak geçissiz oldugunu (? sevdi? geçisli bir fiildir; çünkü ?onu sevdi? diyebiliriz.) (?oturdu? geçissiz bir fiildir çünkü ?onu oturdu? diyemiyoruz.yani geçisliler nesne alabilirken geçissizler alamiyor);
37.Geçissiz bir fiilin ?r , -t ,-tir ekleriyle geçisli yapilabilecegini ve geçissizken geçisli yapilan bu fiillere oldurgan fiil dendigini (adami öl-dür-dü)
38.Geçisli fiillerin ?t, -tir, -r ekleriyle yeniden geçisli yapilarak geçislilik derecesinin artirilabilecegini ve bu tür fiillere ?ettirgen? çatili fiiller dendigini(Bir de kitap al-dir-di. );
39. Sifat fiil ,zarf fiil ve isimfiil eklerinin üçüne birden fiilimsi(eylemsi) dendigini (sifatfiil ekleri:an-asi-mez-ar-dik - ecek -mis)
(zarffiil ekleri:-arak, -ip ,-madan, -inca, -dikça ,-diginda?)
(isinfiil ekler:- ma ,-is ,-mak) ;
40. Her -acak, -mez , -ar ,-mis eklerinin sifat fiil olmadigini,sifatfiil olabilmesi için genellikle sifat tamlamasi kurmasi gerektigini, söz konusu ekler eger temel cümlede fiili yüklem yapmissa zaman ekleri oldugunu ( geçmis günleri yad ettik :sifat fiil eki) (günler ne çabuk geçmis:geçmis zaman eki)
41.Bir cümlede kaç tane fiilimsi varsa o kadar yan cümle oldugunu (bir gülüsün ölmem için yetecek: iki fiilimsi eki oldugu için iki yan cümle vardir.);
42.Bir cümlede eger fiilimsi varsa o cümlenin girisik birlesik bir cümle oldugunu ve cümle yapisina göre sorulursa önce siklarda fiilimsi olup olmadigina bakacagimizi
(gülerek yanima geldi :girisik birlesik bir cümledir; çünkü
?erek fiilimsisi ekini almistir );
43. Birlesik fiillerin iki fiilin birlesmesinden ( öpüver , bakakaldi, yapabildi?), bir isimle bir yardimci fiilin birlesmesinden ( mutlu olmak, fark etmek, emretmek, etkili kilmak?) ya da deyimin cümlede yüklem olmasiyla (baltayi tasa vurdu) olustugunu ;
44.Fiil kipinde anlam kaymasinin bir zaman ekinin ya da dilek kipinin bir baska zaman eki ya da dilek kipi yerine kullanilmasi oldugunu ( Sabahlari yürüyorum (yürürüm) ,Nasrettin hoca esege ters biner (binmis) );
45.Yapim eki almamis sözcüklerin basit (geldi, çaylar ,seviyorum..), yapim eki almis sözcüklerin türemis ( taslik, isik, sevgi?) oldugunu ;
46.Yapim eklerinin sözcügün anlamini ve türünü degistirdigini (uç-ak , göz-lük, çiz-gi );
47.Çekim eklerinin sözcügün anlamini ve türünü degistirmedigini, adlara gelen çekim eklerinin durum ekleri,iyelik ekleri, çogul eki, tamlayan eki ; fiile gelen çekim eklerinin ise kip ve sahis ekleri oldugunu;
48.Ikili kökün (ortak kök, köktes) anlam degisikligi olmadan hem isim ,hem fiil kökü olarak kullanilabilen kökler oldugunu (Boya aldim :isim) (evi boyamis: fiil ), ?Ortak köklü? sözcüklerle ?sestes, essesli? sözcüklerin farkli oldugunu, sestes sözcükler arasindaki ses benzerliginin tesadüfi oldugunu ve aralarinda hiçbir anlamsal bag olmadigini oysa ortak köklü sözcüklerde anlamsal bag oldugunu ( Gül: ?Gül.? dedi bülbüle: Bu cümlede geçen ilk ?gül? sözcügü isimdir, ikincisi ise fiildir; dikkat ettiyseniz aralarinda hiçbir anlamsal bag yok, öyleyse bunlar sestes) ;
48.Ikilemelerin ve edat öbeklerinin de sifat ,zarf , isim olarak kullanilabilecegini ( çocuk gibi agliyordu: edat öbegi zarftir.
Deste deste para: ikileme sifat görevindedir);
49.Cümle ögelerine ayrilirken önce yüklemin tam ve dogru olarak bulunmasi ve hemen ardindan yükleme ?kim ,ne? sorularini yönelterek öznenin bulunmasi gerektigini, özne bulunmadan nesnenin bulunmamasi gerektigini;
50.Cümlenin ögeleri bulunurken isim tamlamalarinin, sifat tamlamalarinin, deyimlerin, ikilemelerin, birlesik sözcüklerin bölünemeyecegini ;
51. Anlatim bozuklugu sorularinda ;
a) Cümlenin dil bilgisi kurallarina uygun olup olmadigina,
b)Ortak ögelerden kaynaklanan bir yanlisligin olup olmadigina,
c)Tamlama yanlislarina,
d)Yan cümlenin yüklemi ile asil yüklemin çati uyumuna,
e)Sözcügün cümlede dogru yerde kullanilip kullanilmadigina,
f)Bir sözcügün yanlis anlamda kullanilip kullanilmadigina,
g)Sözcükler ya da düsünceler arasindaki anlam çeliskisine,
h)Cümlenin duru, akici, açik olup olmadigina ve gereksiz sözcük olup olmadigina ,
i)Özne- yüklem uyumuna bakilacagini ;
52.Duru cümlenin içinde gereksiz sözcük bulunmayan cümle
oldugunu
53.Akici cümlenin kolay okunur, anlasilir bir cümle oldugunu
54.Yalin cümlenin söz sanatlarindan arinmis cümle oldugunu
55.Ara sözlerin iki virgül, iki kisa çizgi ya da iki parantez arasinda söylenen açiklama niteliginde bir söz oldugunu ve ara sözün cümleden çikartildiginda cümlenin anlaminin bozulmadigini (Ayse ,evin en büyük olani, dün gelin oldu.);
56.Ara sözün görevi soruldugunda aslinda cümlenin hangi ögesini olusturdugunun soruldugu (Yukaridaki cümlede ara söz özne görevindedir.);
57.Eksiltili cümlenin yüklemi söylenmemis cümle oldugunu (Karsimiza birdenbire çikiveren bir deniz?);
58.Cümlenin kurulusuna (dizilisine) göre ya kuralli (düz) ya da kuralsiz (devrik) oldugunu, yüklemi sondaysa kuralli, sonda degilse devrik oldugunu (Yarin size gelecegim :kuralli)
(Yarin gelecegim size :devrik)
59. Bir cümlenin yükleminde, ?-me, -ma, -mez, -maz, -siz, -siz ekleri ya da ?yok? , ?degil? sözcükler varsa o cümlenin olumsuz bir cümle oldugunu ;
60.Sözcüklerin yanlis yazilmasinin , sözcüklere getirilen eklerin yanlis olmasinin yazim yanlisi oldugunu ;
61.Özel isimlerin hepsinin büyük harfle baslamasi gerektigi ;aksi taktirde bir yazim yanlisligi yapilmis olacagini (Yaban, Milliyet gazetesi, Karabas, Meydan Mahallesi ,Kenan)
62. ?f,s,t,k,ç,s,h,p? sert ünsüzleriyle biten bir sözcüge ?c,d,g? yumusak ünsüzüyle baslayan bir ek getirildiginde bu ünsüzler eger ?ç , t ,k? ye dönüstürülmezse orada bir yazim yanlisi yapilmis olacagini ve bu dönüsümden sonraki ses olayina ünsüz benzesmesi (sertlesmesi) dendigini (kitapci :yanli ~kitapçi: dogru ve ayni zamanda bir ünsüz benzesmesi vardir)
63. ?p,ç,t,k? sert ünsüzlerle biten kelimelere ünlüyle baslayan bir ek getirildiginde bu ünsüzlerin yumusadigini buna da ünsüz yumusamasi dendigini ,özel isimlerde bu yumusamanin olmadigini ( agaç ?i ~ agaci , Zonguldak?i )
64. Özel adlara , sayilara, kisaltmalara getirilen çekim eklerinin kesme isaretiyle ayrilmasi gerektigini ;aksi taktirde bir yazim yanlisligi yapilmis olacagini (Ayse?yi ,TDK?nin,5?te)
65. Baglaç olan ?de ,da? nin ayri yazildigini ,kesinlikle ?te,ta? biçimi olmadigini, cümleden çikartip cümleyi yeniden okudugumuzda cümlenin yapisinin bozulmadigini (Sana kitap da alacagim.) ;
66. Özel isimden sonra gelen ?de ,da? baglacinin kesinlikle kesme isaretiyle ayrilmayacagini( sizinle Ahmet de gelecekti.);
67. ?ki?nin çekimli bir fiilden sonra geliyorsa baglaç oldugunu ve mutlaka ayri yazilmasi gerektigini (duydum ki unutmussun gözlerimin rengini)
68. ?ki? eklendigi isimi sifat yapmissa yani önündeki isme
? hangi? sorusunu yöneltebiliyorsak o -ki?nin sifat yapan
?-ki? oldugunu, sifat yapan ?ki?lerin genellikle ??da ,-de? ekinden sonra geldigini ve bitisik yazildigini (duvardaki resim: hangi resim ; üzerindeki elbise :hangi elbise? );
69. ?ki? eger bir ismin yerini tutmussa ve ?ki? den sonra ?ler? çokluk ekini getirebiliyorsak o ?ki?nin ilgi zamiri oldugunu ve bitisik yazilmasi gerektigini (Seninki geliyor ~ Seninkiler geliyor );
70. ?mi? soru edatinin her zaman ayri yazildigini ,hangi ögeden sonra geliyorsa o ögeyi buldurmaya yönelik oldugunu
,- ma ,-me olumsuzluk ekinin darlasmis biçimiyle karistirmamak gerektigini (Siz mi geleceksiniz? :soru ekidir ve özneden sonra geldigi için özneyi buldurmaya yöneliktir.)
(Beni niçin dinlemiyor? :Burada ?me olumsuzluk ekinin darlasmis biçimidir ve bitisik yazilmalidir.)
71.Büyük ünlü uyumuna ?kalinlik ?incelik uyumu? , küçük ünlü uyumuna ise ?düzlük ?yuvarlaklik uyumu? dendigini ;
72.Içinde cümleyi kuran kisinin yorumu ,begenisi olmayan, herkesçe kabul edilen yargilarin ?nesnel? ; kisinin kendi begenisini, yorumunu dile getiren ve kanitlanamayan yargilara ise ?öznel? dendigini (Dünyanin en uzun nehri Nil nehridir :Nesnel ) (Nil?i seyretmeye doyum olmaz :öznel )
73.Bir sanatçinin anlatim biçimiyle ilgili cümlelere üslup cümlesi dendigini (Yazar, bu romaninda uzun cümleler kullanmis, yöre insaninin konusma dilinden yararlanmistir.);
74. ?Dolayli anlatim?la ?dolaylama? nin farkli kavramlar oldugunu;
75.Birinin cümlesini hiç degistirmeden kendi cümlemiz içinde aktarmaya ?dogrudan anlatim? ,birinin sözünü kendi cümlemiz içinde eriterek, az çok degistirerek vermeye ?dolayli anlatim? dendigini (Ögretmenim:?Bu olmamis.? dedi. :dogrudan anlatim) (Ögretmenim bunun olmadigini söyledi.
:Dolayli anlatim ),
76.Tek bir sözcükle anlatilabilecek bir sözcügün birden çok sözcükle anlatilmasina ?dolaylama? dendigini (Bu yil bacasiz sanayinin yüzleri güldürecegi söyleniyor :Turizm kastedilmis)
77.?Için? edatinin ?-mek için? seklinde kullanildiginda ?amaç- sonuç? ; ?-digi için? seklinde kullanildiginda ? neden ? sonuç? bildirdigini (seni görmek için geldim: amaç-sonuç)
(çalismadigi için kazanamadi: neden- sonuç);
78.Belgisiz zamir ve sifatlarin iki sözcükten olustugu durumlarda bitisik yazilmasi gerektigini (birkaç insan, biraz sevgi, birtakim medya?);
79. ?Etmek, olmak? yardimci fiilleriyle olusmus birlesik fiillerde isim unsurunda bir ünlü düsmesi ya da ünsüz türemesi olmussa bitisik, olmamissa ayri yazilmasi gerektigini
(reddetmek ,emretmek ,terk etmek);
80.Birlesik fiillerde isim unsuru tek basina kullanilamiyorsa düsüm olmasa dahi bitisik yazilmasi gerektigini (defetmek,defol, vazgeçmek ?);
( Not: Bu yaziyi edebiyatogretmeni.net disinda baska bir yerde okuyorsaniz bilin ki edebiyatogretmeni.net'ten alinmistir.)
81.Ünlü daralmasi sorulunca önce ?yor ekini arayacagimizi kelimeden ?yor?u çikartinca daralma olup olmadigini anlayabilecegimizi, daralma olabilmesi için mutlaka ?yor
ekinin olmasi gerektigi ;ancak her ?yor ekinin oldugu yerde daralma olmayabilecegini (bekliyor ~ bekle-yor :ünlü daralmasi var) ( seviyor ~sev-iyor :daralma yok );
82.Dilimizde sadece ?de-? ve ?-ye? fiillerinde -yor eki olmadan da daralma olabilecegini. (diye ,yiyecek);
83.Virgül ve noktali virgülden sonra gelen sözcüklerin ?özel isim degilse- küçük harfle, diger noktalama isaretlerinden sonra gelen sözcüklerin büyük harfle baslamasi gerektigini (Kuslar gibi uçmayi, baliklar gibi yüzmeyi ögrendik;ancak çok basit bir sanati unuttuk:Insanca yasamayi?)
84.Sifat ve isim tamlamalarinda tamlayanla tamlananin arasina virgül getirmenin bir noktalama yanlisligi oldugunu;
85.-ip, -ip, -up, -üp bagfiil (zarf fiil) ekini almis fiillerden sonra virgül getirilemeyecegini (kitaplarini alip çikti) ;
86. ? Mademki, halbuki, sanki, oysaki? sözcüklerinden sonra gelen ?ki?lerin baglaç oldugu halde kaliplastigi için bitisik yazilmasi gerektigini ;
87. Dilimizde üç ayri türde ?o? sözcügünün oldugunu;
88.?O? sözcügü , bir ismin önüne gelir ve önündeki isme ?hangi? sorusunu yöneltebilirsek buradaki ?o? nun isaret sifati oldugunu ( o insanlarla konusma)( hangi insanlar?)
89. ?O? sözcügünden sonra ?lar ekini getirebiliyorsak buradaki ?o?nun zamir oldugunu, bu zamirin eger bir insanin yerini tutarsa ?sahis zamiri? ,insan disi bir varligin yerini tutarsa ?isaret zamiri? oldugunu (Onlar mi söyledi?: sahis zamiri) (o çok aci olmus. :isaret zamiri)
90. ?Niçin? sözcügünün her zaman soru zarfi oldugunu, niçin anlaminda kullanilan ?ne, neden, niye, ne diye? sözcüklerinin de soru zarfi oldugunu ;
91. Türkçede soru zarfi , soru zamiri, soru sifati ve baglaç olmak üzere dört çesit ?ne? oldugunu,
a) ?ne? sözcügü ?niçin? anlaminda kullanilmissa soru zarfidir. ( Yüzüme ne bakip duruyorsun?)
b)Önündeki ismi belirtmisse, yani önündeki isme ?hangi? sorusunu yöneltebiliyorsak ?soru sifatidir.? (Ne tür romanlardan hoslanirsin?) (hangi tür)
c)Bir ismin yerini tutmussa yani ?ne? den sonra ?ler? ekini getirebiliyorsak ?soru zamiridir.? (Bana ne(ler) aldin?)
d)Baglaç olan ?ne? ise sözcük ya da sözcük gruplarini birbirine baglar ,?ne?ne? olarak kullanilabilir, cümleye olumsuzluk anlami katar. (Ne ders çalisiyor ne okula gidiyor)
Not:Bir cümlede ?ne? ne? baglaci kullanilmissa yüklem olumsuzluk eki almamalidir; aksi taktirde bir anlatim bozuklugu yapilmis olur.;
92. ?En? sözcügünün birkaç istisnasi disinda cümlede her zaman zarf oldugunu; (Içimizden en adami oydu: burada ?en? sifattir.) (en güzel sarkiyi o söylerdi:burada ?en? sifatin zarfidir);
93.Cümledeki yargi sayisinin, çekimli eylemlerin, eylemsilerin ve ekeylem alarak yüklem olmus ad soylu sözcüklerin toplami oldugunu (Bir siir istersin içinde benzetmeler olan, kusura bakma sevgilim heybemde sana benzeyecek kadar güzel bir sey yok) (bu dizelerde alti çizili sözcük ya da sözcükler birer yargidir dolayisiyla burada toplam alti yargi vardir);
94. ?Betimlemenin (tasvir etme)?, gözlemlerin okurun gözü önünde canlanacak biçimde olmasi gerektigini, bu anlatim biçiminde niteleme sifatlarinin, durum zarflarinin çokça kullanildigini,bir yerin ya da bir kisinin genellikle dis görünüsünün anlatildigini,hareketin olmadigini, kisaca betimlemenin sözcüklerle resim çizme isi oldugunu
(Adamin üzerinde açik mavi bir pardösü vardi.Kirli ve biraz da eski bu pardösünün üzerindeki açik kirmizi ve temiz atki bir çeliski gibi görünüyordu.)
95. ?Öykülemede? ise bir olay, bir hareket oldugunu
(Ögretmen sinifa girdi, defteri imzaladi, yerinden kalkarak dersi anlatmaya basladi?.);
96. ?Açiklamada? yazarin asil amacinin okuyucuyu bilgi sahibi yapmak oldugunu
97. ?Tartismada? ise yazarin okuyucunun var olan bilgilerini degistirmeye çalistigini , köklesmis bir düsünceye karsi çiktigini ve okuyucuya kendi düsüncesini kabul ettirmeye çalistigini (Bizde siir kesinlikle çevrilemez görüsü hakimdir.Bugün gidin yazin alaninda gelismis toplumlarin yazin tarihine bakin, sanatçilarin önce bu ise çeviriyle basladigini görürsünüz ayrica orijinalinden daha güzel çevirileri göreceksiniz orada.Bu da siirin çevrilebileceginin bir kaniti degil midir? )
98. ?Örnekleme? nin sözü edilen soyut bir düsüncenin kafamizda daha iyi canlanmasi ,somutlastirilmasi için basvurulan bir düsünceyi gelistirme yöntemi oldugunu;
99. Tanik göstermenin (alinti yapma) ise yazarin düsüncesini daha inandirici kilmak için sözünü ettigi konuda ,alaninda uzman birinin sözünü tirnak içerisinde oldugu gibi alma oldugunu;