- Hrıstıyanlık, Milano Fermanı (313) ile serbest bırakıldı. 330 yılında Romanın resmi dini oldu. Kavimler göçüyle Avrupa'da Hakim din haline geldi. Kilise gibi örgütlü bir kurum sayesinde hızla yayıldı.
- Düşünce alanında Kilisenin koymuş olduğu kurallar geçerliydi. Buna dogmatizm denir. Bilgiyi, inancı ve düşünceyi Kilisenin koymuş olduğu normlarla birleştirmeye bu ortaçağ düşüncesine SKOLASTİK düşünce denir. Bu düşüncede deney ve gözleme yer yoktur. Ortaçağ Avrupa'sında laiklik yoktu. Avrupa'da 6-12 yy arası Karanlık Çağ, 12. yy'dan sonrası ise Aydınlanma Çağıdır.
- Hrıstıyanlıkta ilk mezhep ayrılıkları 325 İznik Konsülü ile başlamıştır. Bu mezhepler ARİANİZM, NASTURİZM ve MONOFİZİZM'dir.
- 451 yılında Kadıköy Konsülü ile İstanbul Kilisesi Roma dan ayrıldı. Böylece Ortodoksluk mezhebi doğdu.
- Katolik Kilisesi dini ve dünyevi üstünlüğünü koruyabilmek için Ortodoks Kilisesinin ve Protestanlığın nüfuzunu kırmaya çalıştı. Bu yüzden çıkan savaşlara MEZHEP SAVAŞLARI denir.
- XVI. yy da Alman Kilisesinin Katoliklikten ayrılması sonucu Protestanlık mezhebi çıktı. Rus Kilisesi de İstanbul'dan ayrıldı.
SİYASİ YAPI
- Ortaçağ Avrupa'sında en önemli siyasi güç, Frank İmparatorluğuydu.
- Frank İmparatorluğunun temeli Merovenjler zamanında atıldı. (Bu hanedan zamanında İspanya müslümanları, Puvatya Savaşında (732) Franklara yenildiler. Daha sonra Karolenjler yönetime egemen oldular.
- Karolenjler yönetiminde kardeş kavgalarına Strazburg Yemini ile son verilmesine rağmen savaşlar yeniden başladı.
- Verdün Anlaşması (843) ile Frank İmp.luğu parçalandı ve bugünkü Fransa, Almanya ve İtalya devletlerinin temeli atıldı.
- Frank İmp.luğunun parçalandığı IX. yy da Normanlar kuzeyden gelerek Avrupa'yı istilaya başladılar.
- Normanlar, Feodalitenin İngiltere ve İtalya'ya geçmesine neden oldular. Arapların çekilmesiyle de İspanyaya geçti.
ORTAÇAĞDA---Avrupa'da:
Fransa'da--- Frank İmparatorluğu
Almanya'da ---Mukaddes Roma Germen İmparatorluğu
İstanbul'da--- Bizans İmparatorluğu en güçlü devletlerdi.
Mukaddes Roma-Germen İmparatorluğu ile Papa arasında tevcih (din adamlarını atama)kavgaları yaşandı.
İNGİLTERE
-Kavimler Göçüyle birlikte İngiltere'de yedi krallık kuruldu(Briton, İskoç, Galler (vs).
-Yurtsuz Jan, halkın baskısıyla 1215 yılında Magna Carta’yı (Büyük Şart) ilan etti.
-Buna göre halkın rızası olmadan vergi alınmayacak, özgürler haksız yere tutuklamayacak, hapis ve sürgün edemeyecekti.
-Bu belge Avrupa’da ilk demokrasi hareketi ve ilk Anayasa Kabul edilir.
-Bu fermandan sonra İngiltere’de Parlâmento açıldı (1295)
-Lordlar ve Avam Meclisi
HAÇLI SEFERLERİ
Hıristiyanlık dininin peygamberi olan Hz. İsa Kudüs’te yaşamıştır. Bu yüzden Kudüs ve çevresi Hıristiyanlık için kutsal topraklardır. Kudüs, aynı zamanda Müslümanlar ve Yahudiler için de kutsaldır. Ancak, bu topraklar, 636 yılında Halife Hz. Ömer döneminde, ünlü komutan Halid bin Velid tarafından İslam devleti topraklarına katıldı. Avrupalı Hıristiyanlar, Müslümanların elinde bulunan bu kutsal yerleri almak için bir takım askeri seferler düzenlediler. Bu seferlere katılanlar elbiselerinin ve kalkanlarının üzerinde bir haç işareti taşıdıkları için bu seferlere Haçlı Seferleri denmiştir.
Şimdi Haçlı Seferlerinin nedenlerini sırasıyla inceleyelim.
Siyasal Nedenler
Müslüman Araplar, Dört Halife ve Emeviler döneminde Suriye, Filistin ve İspanya’yı ele geçirmişlerdi. Aynı zamanda, son derslerimizde gördüğümüz gibi, Selçuklu Türkleri Anadolu’nun büyük bölümünü Hıristiyanlık Bizans’ın elinden alarak devlet kurmuşlardı. Bu durum Avrupalı Hıristiyanların sinirini bozuyordu.
Ekonomik Nedenler
Avrupalılar çok eskiden beri doğudan gelen ipek, porselen ve baharat gibi mallara çok ilgi göstermişlerdir. Ancak, o zaman dünyanın en büyük ticaret yolları sayılan İpek” ve Baharat” yollarının denetimi Müslümanların denetiminde bulunuyordu. Bazı Avrupalılar, bu Müslüman ülkelerine giderek zengin olmak istiyorlardı.
Dinsel Nedenler
Hıristiyanlar için Kudüs’e haç ziyareti yapmak kutsal bir görevdi. Ancak, haç merkezinin Müslümanların elinde olması Hıristiyanların hoşuna gitmiyordu. Haç görevini rahat yerine getiremediklerini düşünüyorlardı. Avrupa’nın önde gelen Hıristiyanlık tarikatları önce devlet ve derebeyler arasında barışı sağladılar sonra onları, Müslümanlarla savaşmaya çağırdılar. Bu savaşı Hz. İsa ve Tanrı istiyor, Müslümanlarla savaşmak en kutsal görevdir, bu savaşa katılanlar cennete gidecekler” diye propaganda yaptılar. Ayrıca, Hıristiyanlık Bizans’ın Türk akınlarından kurtulmak için diğer Hıristiyanlık ülkelerden iki de bir yardım istemesi macera peşinde koşan Avrupalı prensleri ve şövalyeleri savaşa katılmaya yönlendiriyordu.
Haçlı Seferleri toplam sekiz tanedir. İlki 1096’da başlamış, en sonuncusu ise 1270 yılında yapılmıştır. Bunlardan, şimdilik ilk dördü bizi ilgilendirdiği için aşağıda onlardan söz edeceğiz.
Birinci Haçlı Seferi (1096-1099)
Haçlı kuvvetleri Papa II. Urbanus’un tâlimatı uyarınca Ağustos 1096’da harekete geçtiler. Sefere Batı Avrupa krallarının hiçbiri katılmadı. Fransalı (Frank) şövalyelerinin ağırlıkta olduğu haçlı ordusu dört ayrı koldan yola çıktı. Yaklaşık 4 bin atlı ve 25 bin piyadeden oluşan Haçlı kuvvetleri bir yıl içinde İstanbul’a (Konstantinopolis’e) vardı. Bizans desteğini de alan haçlılar 1097’de İznik’i Anadolu Selçuklularının elinden aldılar ve Bizans’a bıraktılar. Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıç Arslan’ın direnişi yüzünden Anadolu’yu büyük zorluklar ve kayıplarla geçen Haçlılar, sekiz aylık kuşatma sonunda Haziran 1098’de Antakya’yı aldılar. Burada ortaya çıkan veba salgını yüzünden aralarında papalık temsilcisi de olmak üzere yüzlerce Haçlı askeri öldü. 7 Haziran’da Kudüs’e ulaşdılar. Bir aylık bir kuşatma sonunda kenti Fatımîlerden alıp Müslüman ve Yahudi halkı kılıçtan geçirdiler (1099). Haçlılar Kudüs’te bir krallık, Urfa ve Antakya’da birer kontluk kurdular. Böylece Haçlı seferleri Hıristiyanlar açısından başarı ile sonuçlandı. Varlıklarını sürdüren bu devletlerden Urfa Kontluğunun daha sonra Musul Atabeyi Nureddin Zengi tarafından ele geçirilmesi Hıristiyan dünyasında büyük tepkilere yol açtı ve Papa 1145’de yeni bir Haçlı seferi çağrısında bulundu.
İkinci Haçlı Seferi (1147-1149)
II. Haçlı Seferi’nde Fransa kralı VII. Louis ile Alman imparatoru III. Konrad da vardı. VII. Louis’den bir ay önce yola çıkan III. Konrad, 1147’nin sonlarında Anadolu Selçuklu sultanı I. Mesud tarafından Eskişehir yakınlarında yenilgiye uğratıldı. İznik’e geri dönen Konrad burada güçlerini VII. Louis’ninkilerle birleştirerek Kudüs’e doğru tekrar ilerlediler. 1148’de Antakya’ya ve oradan da Kudüs’e ulaştılar. Burada Haçlı komutanlarının katıldığı bir toplantıda Şam’a saldırı kararı alındı ve 50 bin kişilik büyük bir ordu oluşturuldu. Ancak bu sefer başarısızlıkla sonuçlandı ve yenileceklerini anlayan Haçlılar geri çekildiler. Hıristiyan ahalinin çoğu kenti terk etmek zorunda kaldı.
II. Haçlı Seferini izleyen 25 yılboyunca Kudüs Krallığı varlığını sürdü. Mısır’daki Eyyübi Kralı Salaheddin Eyyubî Kudüs’ün düştüğü haberi Avrupa’da geniş yankılar uyandırdı. Papa VIII. Gregorius bir ferman yayınlayarak yeni bir Haçlı Seferi çağrısında bulundu. Mayıs 1189’da o zamana değin bir araya getirilen Haçlı kuvvetlerinin en büyüğünün başında yola çıktı. Bu sefere Alman İmparatoru Frederik Barbaros, Fransa Kralı II. Filip Ogüst ve İngiltere Kralı Arslan Yürekli Rişar katıldılar. Selçukluları yenilgiye uğrattıktan sonra Mayıs 1190 Konya’ya ulaştı. Anadolu Selçuklu Devleti hükümdarı II. Kılıç Arslan Haçlıların transit geçişine izin verdi. Ama bir ay sonra Alman İmparatoru Frederik Tarsus çayında yüzerken boğuldu ve öldü. İmparatorun ölümü Alman ordusunun dağılmasına neden oldu. Kalan Haçlı birlikleri Fransa ve İngiltere kralları önderliğinde Kudüs’e doğru ilerlemeyi sürdürdüler. Önce Kudüs’ü sonra da Şam’ı almayı tasarlıyorlardı. Ancak Selahaddin Eyyübi’yi yenemediler ve başarıla olamayarak ülkelerine geri döndüler. Haçlıların bu seferdeki en büyük kazancı Kıbrıs’ın alınması olmuştu. Ada, bundan sonraki Haçlı Seferlerinde üs olarak kullanıldı.
Dördüncü Haçlı Seferi
Papa III. Innocentius 1198’de IV. Haçlı Seferi için bir ferman yayınladı. Fransız soylusu katılmıştı. Sefere katılacak birliklerin Venedik gemileriyle taşınması kararlaştırıldı. Bunun için Venediklilere belirli bir para ödenecek ve fethedilecek topraklar Fransızlar ile Venedikliler arasında eşit olarak paylaşılacaktı. Ama Haçlıların bir bölümü doğrudan Anadolu’ya gitmeyi yeğlediğinden 1202 yazında Venedik’e gelen Haçlı birlikleri beklenenden küçüktü. Haçlılar Venediklere karşı borçlu durumuna düştü ve bu borcu kapatmak için Macaristan’ın Zara kentinin ele geçirilmesinde Venediklilere yardım etmeye karar verdiler. Kasım 1202’de Zara kenti alınarak Venediklilere verildi. Bundan sonra Venedikliler tarafından, aralarındaki ticarî rekabet yüzünden doğrudan Bizans üzerine yönlendirilen Haçlılar Nisan 1204’de Konstatinopolis’i ele geçirdiler ve yağmaladılar. Bizans İmparatorluğunu yıkıp, yerine Latin İmparatorluğu’nu kurdular. Bizans İmparatorluğu 1261 İznik’te sürdürmek zorunda kalacaktı. Müslümanlara karşı başlatılmasına karşın amacından sapan IV. Haçlı Seferi, Bizans İmparatorluğunun iyice zayıflamasına yol açtı.
Avrupalılar, 1270 yılına kadar dört tane daha Haçlı Seferi düzenledilerse de yeterince başarılı olmadılar.
Haçlı Seferlerinin sonuçları
1- Haçlı Seferleri yüz binlerce Müslüman ve Hıristiyanlık insanın ölümüne neden oldu.
2- Hıristiyanlar başlangıçta başarı elde etseler de esas amaçlarına ulaşamadılar.
3- Avrupa’da bir çok derebeylik. Yıkıldı yerine küçük krallıklar kuruldu. Yani Avrupa’nın siyasal görüntüsü değişti.
4- Bizans İmparatorluğu Haçlı Seferlerinden büyük zarar gördü ve zayıfladı.
5- Avrupalılar Haçlı Seferlerinden ekonomik bakımdan kazançlı çıktılar. Deniz ticareti gelişti. Marsilya, Venedik ve Cenova gibi liman kentleri zenginleşti.
6- Avrupa’da gemi yapımcılığı gelişti.
7- Doğu’dan pusula, kağıt ve barut gibi şeyleri alan Avrupa’nın bilim ve tekniği gelişti.
8- Haçlı Seferleri sonundan papanın ve kilisenin prestiji azaldı.
9- Haçlı Seferleri sayesinde Müslümanlar ve Hıristiyanlar birbirlerini daha yakından tanıma olanağı buldular.
YENİ BULUŞLAR ve SONUÇLARI
1. Barut'un Ateşli Silahlarda Kullanılması
Barut çok eskiden beri Çinliler tarafından biliniyordu. Ancak Çinliler barutu yalnızca eğlencelerde havaî fişek olarak kullanıyorlardı. Barut daha sonraki dönemlerde Türkler ve Müslüman Araplar tarafından kullanılmaya başlandı. Haçlı Seferleri sırasında Avrupalılar tarafından öğrenilerek Batıya aktarıldı. Barut ilk kez XIV. yüzyılda ateşli silahlarda kullanılmaya başlanmıştır. Bu yüzyılda ilk top örnekleri ve kurşun atan tüfekler icad olundu.
Fakat topun en etkili şekilde kullanılması Osmanlılar tarafından İstanbul'un fethi sırasında gerçekleşmiştir. Fatih'in yaptırdığı devasa toplar dünyanın en sağlam surları olan Bizans surlarını yıkmış ve İstanbul fethedilmiştir. Fatih'in kullandığı topların surları yıkıcı etkisini gören Avrupalı krallar, bunları yerel idareciler olan derebeylere karşı kullandılar.
Böylece Orta Çağ boyunca süre gelen feodalite rejimi toplar sayesinde ortadan kaldırılmış, krallar derebeylerin şatolarını toplar sayesinde yıkarak mutlak krallıklarını güçlendirmişlerdir.
2. Kâğıt ve Matbaanın Kullanılması
Orta Çağ'ın başlarında Avrupa'da kâğıt üretilmiyordu. Yazı genellikle tahta, taş ve kil gibi levhalar üzerine yazılıyordu. Aynı dönemde Çinliler ve Türkler ipek ve pamuktan kâğıt yapmasını biliyorlardı. Ancak Avrupa'da ipek ve pamuk az bulunduğundan kâğıt yapımı çok pahalıya mal oluyordu. Daha sonraları Avrupalılar paçavra ve selülozdan kâğıt yapmayı başardılar. Bu durum kâğıt imalâtını ucuzlatmıştır.
Matbaaya benzeyen aletleri ilk olarak Çinliler ve Uygur Türkleri kullanmışlardır. Ancak bugünkü anlamda modern matbaanın ilk mucidi Alman Jan Gutenberg'dir. Jan Gutenberg antinom ile kurşunu karıştırarak yeni bir alaşım meydana getirdi ve bununla madenî harfler dökerek matbaayı buldu (1450).
Avrupa'da matbaanın bulunması ve kâğıdın çok ucuza mal edilmesi önemli gelişmelere yol açmıştır.
Bu gelişmeler şunlardır:
1. Daha önceleri elle yazılan ve pahalıya mal olan kitaplar, bu alandaki gelişmeler sonucunda ucuzladı. Halk kitap okuma imkânını elde etti.
2. Avrupa'da okuma ve yazma oranı yükseldi.
3. Yazılı eserlerin çoğalmasıyla bilim ve kültür hızla yayıldı.
4. İnsanların kültür seviyelerinin artması hayata bakış açılarını olumlu yönde değiştirdi.
5. Bu olumlu gelişmeler bir süre sonra Avrupa'da büyük fikir hareketleri olan hümanizma, Rönesans ve Reformun doğmasına yol açmıştır.
3. Pusulanın Kullanılması ve Geliştirilmesi
Pusula görünüşte çok basit bir alet olmasına rağmen, sebep olduğu gelişmeler bakımından çok önemli sonuçlar doğurmuştur. Önceleri Çinliler tarafından kullanılan pusula, Araplar sayesinde Avrupa'ya taşınmıştır. Önceleri yönlerini kaybetme korkusuyla okyanuslara açılamayan denizciler, pusulanın kullanılmasından sonra cesurca okyanuslara açılmaya başladılar. Özellikle Kristof Kolomb'un, pusulanın sapma açısını düzeltmesiyle okyanuslarda seyahat daha güvenilir hâle gelmiştir.
Pusulanın kullanılması gemicilik sanatının da ilerlemesine neden oldu. Daha önceleri kullanılan küçük çaplı Galer ve Nef adı verilen gemiler geliştirilerek okyanuslara dayanıklı, 30 metre uzunluğunda, 3 direkli 5 yelkenli ve saatte 10 kilometre hız yapabilen Karavel adı verilen gemiler yapılmıştır. Pusulanın kullanılması ve gemicilik sanatının ilerlemesinin en önemli sonucu XV. yüzyılın sonlarına doğru gerçekleşen Büyük Coğrafî Keşif Hareketleri olmuştur. Coğrafî Keşifler sonucunda dünyanın daha önceleri bilinmeyen diğer yarısı da keşfedilmiştir (Amerika, Antartika, Avustralya, Afrika'nın güneyi ... vb.)