ÇANAKKALE ZAFERİ İLE İLGİLİ ŞİİRLER- BELİRLİ GÜN VE HAFTALAR-BİLGİMCE Eğitim ve Kültür Platformu

 

BELİRLİ GÜN VE HAFTALAR

 

ÇANAKKALE ZAFERİ İLE İLGİLİ ŞİİRLER

 

18 MART ÇANAKKALE

 

Bulutlar sarmıştı her yanı,

Kapkara bir geceydi,

Yağmur, bardaktan boşalırcasına,

Sağanak gibi yağıyordu,

Yedi düvelin gemilerinden yükselen,

Top,tüfek sesleri,

Her yanı inletiyordu,

Mustafa Kemalin askerleri,

Aslanlar gibi dövüşüyordu,

Ve Çanakkale kahramanca,

Düşmana selam veriyordu,

 

Kükrüyordu tepeden,

Mustafa Kemal,

Vatanıma ayak basacaksa düşman,

Yaşamanın ne gereği var,

En son nefer ölünceye kadar,

Dövüşeceksiniz aslanlar,

Görecek bütün dünya,

Ne aslanlar doğururmuş,

Emineler,Hatçeler,Ayşeler,Fatmalar.

 

Ali Osman Yılmaz

 

BAYRAK

 

Ey mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü…

Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,

Işık ışık, dalga dalga bayrağım,

Senin destanını okudum,

senin destanını yazacağım.

 

Sana benim gözümle bakmayanın

Mezarını kazacağım.

Seni selamlamadan uçan kuşun

Yuvasını bozacağım.

 

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder…

Gölgende bana da, bana da yer ver!

Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar;

Yurda ayyıldızının ışığı yeter.

 

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün

Kızıllığında ısındık;

Dağlardan çöllere düşürdüğü gün

Gölgene sığındık.

 

Ey şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalı;

Barışın güvercini, savaşın kartalı…

Yüksek yerlerde açan çiçeğim;

Senin altında doğdum,

Senin dibinde öleceğim.

 

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim;

Yer yüzünde yer beğen

Nereye dikilmek istersen

Söyle, seni oraya dikeyim!

 

Arif Nihat ASYA  

 

 

BİR YOLCUYA

 

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın

Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

 

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda

Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda

İstiklal uğrunda, namus yolunda

Can veren Mehmet'in yattığı yerdir.

 

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,

Son vatan parçası geçerken ele,

Mehmed'in düşmanı boğduğu sele

Mübarek kanının akıttığı yerdir.

 

Düşün ki, haşr olan kan, kemik eti

Yaptığı bu tümsek, amansız çetin

Bir harbin sonunda bütün milletin

Hürriyet zevkini tattığı yerdir.

 

Necmettin Halil ONAN

 

 

ÇANAKKALE DESTANI

 

Bir destan yazılmıştı, Çanakkale isminde,

Bin dokuz yüz on beşin, Mart’ın on sekizinde.

O bir destan değildi, masal sayılır destan,

Ölüm kalım savaşı, kurtuluştu kaostan.

Bu savaş milletimin, varlık yokluk savaşı,

Savaşan Mehmetçiğin, koltuğundaydı başı.

Üşüştü başımıza, dünyanın yabanisi,

Her birisi sanki de, cehennem zebanisi.

Mahşeri aratmıştı, o günde Çanakkale,

Kurdular her cephede, etten, yürekten kale.

Haçlı haçın altında, hedef almış hilali

Geldiyse de top yekun, yaşadı izmihlali.

Bir mühür basılmıştı, dünyanın tarihine

Kim ki şehit düşmezse, küserdi talihine.

Düğüne gider gibi, gittiler şahadete,

Koştular seve seve, en büyük ibadete.

Vatan uğrunda canlar, fedadır birer birer

Şehittir o yiğitler, ölmezler diridirler,

Cephedeydi neferi, duadaydı hastalar,

Kimi yetmiş den fazla, kimi çocuk yaştalar.

Semadan yağmur gibi, yağıyorken kurşunlar,

Sevindiler giderken, Allah’a kavuşanlar.

Nerde mal mülk sevdası, canlarından geçtiler

Kurşun kurşun, şehadet şerbetini içtiler.

Ne Yâr var akıllarda, nede çocuk hayali,

Hedef tek, canı verip, yüceltmekti hilali.

Birkaç gazisi kalan, tek savaştır cihanda,

Kanatlanıp uçtular, cennete hep bir anda.

Toprak kan kustu o gün, denizler demir yuttu,

Şehitleri O Nebi, kucağında uyuttu.

Ne gerek mezar taşı, ne gerek ona mezar

Bugün tarih onları, altın harflerle yazar.

Namazsız ve Kur’an sız, düşse de bir yanına,

Kefensiz, kanlı yelek, şahittir imanına.

Bir damla şehit kanı, bütün dünyaya değer,

Bir toprak parçasıdır, vatan değilse eğer.

Kurtarıp boğazları, şehadete erdiler,

Dünyaya yiğitliğin, bir dersini verdiler.

Gafiller ucuz sandı,oysa paha biçilmez

Sonunda anladılar, Çanakkale geçilmez.

Vatana göz dikenler, azdırdıkça azdılar,

Aslanlar savunmanın, destanını yazdılar.

Okusun bütün dünya, oturup ezberlesin,

Artık ininden çıkıp,yurduma göz dikmesin

Bu vatanın evladı, kurbandır toprağına,

Çakallar rüzgar olsa, değemez yaprağına.

Bir Hilal ki bağrında, yaşatır bu milleti,

Binlerce güneş feda, yaşasın Türk Devleti.

 

Kasım KAPLAN

 

 

ÇANAKKALE DESTANI

 

Yıl 1915

18'indeyiz Martın.

Kendine gel biraz!

Pek tekin değildi Çanakkale'nin suyu,

Geçilmez bu boğaz...

Geçilmez bu boğaz...

Bizi

Ne topun yıldırır,

Ne kurşunun.

Çünkü artık

Başladı cengimiz.

Er meydanında bulunmaz dengimiz...

Sen misin Mustafa Kemal'im ileri diyen?

İşte fırladık siperden.

Sırtına yüklenmiş kahraman

Seyit 276 kiloluk mermiyi,

Koşuyor bataryasına ateşler içinden.

Bu mermi denizlere gömecek Elizabet'i Buvet'i...

Yanıyor bugün Anafartalar yanıyor,

Denizler yanıyor,

Dağlar yanıyor.

Zafer bizimdir artık

Düşman zırhlıları batıyor...

Türk'üm,

Muzaffer olarak doğmuşuz bir kere.

Bir karış toprak uğruna Kimimiz şehit oluruz.

Kimimiz gazi.

Hiç değişmez bu yazı.

Dünyada her yer geçilir belki

Lâkin geçilmez Çanakkale Boğazı...

 

Fahri ERSAVAŞ

 

 

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

 

Çanakkale dediğin manasızdır sanma sen

Ordaki şehitlerdir tarihlere şan veren

Vatan toprağı için can ile serden geçen

Korkuyor bu kafirler tüyleri diken diken

 

Su üstü mayın dolu nusret toplar mayını

Bir yandan Elizabeth düşünüyor canını

Komayacağız yerde şehitlerin kanını

Korku bilmez bu millet artıracak şanını

 

Mehmedoğlu Seyyid'in mermiyi kaldırışı

Dünya durdu, dönmüyor seyreyliyor yarışı

Anlayacak kafirler bucağı ve karışı

Türküm başkaldırdı ki zaferdir haykırışı

 

Gaza, cihad nasib et Türk milletine ya Rab!

Anzak, Hindu, İngiliz... Hepsi harab ve bitab

Her renk, her dil, her kıta bilsin ki bu kutlu ab

Çanakkale suyu bu ne Rum dinler ne Arab

 

Anafarta, Dardanos, Boğalı, Seddülbahir

Türktedir bu topraklar dünyada evvel ahir

Kayboldu İngilizler bilinmiyor nerdedir

'Çanakkale Geçilmez' bu da açık gerçektir

 

Samet Mehmet Bora

 

 

ÇANAKKALE KAHRAMANLARI

 

Malım, mülküm

Eşim, dostum

Yarim demediniz

Hiç tereddütsüz

Gidip can verdiniz

Elimde bardağım

Çayımı rahat içebiliyorsam

Çünkü siz orda öldünüz

Daha onbeşinde, onaltısında

Kurşunlara yürüdünüz

Helal edin hakkınızı

Yapabildiğim tek şey bugün

Bir Elhamla, iki damla gözyaşı

Ruhunuz şadolsun

Çanakkale Kahramanları

 

Ayşe Adlım

 

 

ÇANAKKALE MARŞI

 

Çanakkale içinde aynalı çarşı

Anne ben gidiyorum düşmana karşı.

 

Çanakkale içinde sıra sıra selviler

Binbaşı oturmuş asker öğütler.

 

Çanakkale içinde bir kırık testi

Anneler babalar ümidi kesti

 

Arı burnundan çıktık yan basa basa

Düşmanlar kaçıyor, kan kusa kusa.

 

 

ÇANAKKALE SAVAŞI

 

Yıl 1915,

Günlerden 18 Mart,

Bugün hava yine çok sıcaktı,

Buna rağmen, savaş sürmekteydi.

Ordumuz var gücü ile savaşmaktaydı.

Sıcaktan da hiç bunalmamaktaydı.

Çünkü onlar Türk oğlu Türk’tü,

Fransız ve İngilizler,

Hem bunaldılar, hem de yenildiler.

Bu sonuca sevindi Türk oğlu,

Biraz da üzüldü hani Türk oğlu,

Çünkü 1000’lerce şehit vermişler.

Bu kutsal toprak ve bayrak uğruna,

Nice nice evladını şehit vermişler.

 

15 Mart 2003 KIRIKKALE

 

Betül Pehlivan

 

 

ÇANAKKALE SAVAŞI

 

Gülmeyiniz ey düşmanlar,

Çanakkale geçilemez.

Bekler nice kahramanlar,

Çanakkale geçilemez.

 

Filo, filoya dayansa,

Yerler bomba ile yansa,

Siperler kana boyansa,

Çanakkale geçilemez.

 

On Sekiz Mart Zaferi’ni,

Herkes tanır Türk erini,

Ölür de vermez yerini,

Çanakkale geçilemez.

 

Türk’ün göğsü, Türk’ün kolu,

İman ile kuvvet dolu,

Aslan yurdu Gelibolu,

Çanakkale geçilemez.

 

Akan kanlar dönse sele,

Conkbayır’ı geçmez ele,

Dünya kopup gelse bile,

Çanakkale geçilemez.

 

Birçok milletin askeri,

Yenilerek kaçtı geri,

Anladılar Türk’ün yeri

Çanakkale geçilemez.

 

Ali Osman ATAK 

 

 

ÇANAKKALE ŞEHİDİNE

 

Bir orduya bir bölükle,

Boş karınla, boş tüfekle,

Karşı duran yiğidim.

Ey benim yalın ayak,

Yama tutmaz libâs giyen şehidim.

Aşsız, susuz düşmana saldırıpta,

Aç karnından, kurşun yiyen şehidim.

Düşmanın çiğnediği vatanda can,

Bedenime yüktür, diyen şehidim.

 

Senin candan ve cânandan,

Yücede tuttuğun vatan,

Kolyuğa pazarlanıyor.

Sığıntılar başa geçti,

Sahipler azarlanıyor.

Parçalayıp bölmek için,

Sinsice hızarlanıyor.

 

Bizi adam belleyip,

Emanet ettiğin yurt,

Uğruna şehid olup,

Bağrında yattığın yurt,

Soysuzlar eline düştü,

Kölelik yoluna düştü..

 

Senin diktirmediğin,

Bayraklar dikiliyor.

Tüm temel değerlerim,

Sırayla yıkılıyor,

Hazan vurdu çınarı,

Yapraklar dökülüyor..

 

Biz uyurken düşmanlar,

Etrafımızı sarmış.

Meğerki içimizde,

Nice Anzaklar varmış.

Hilâlli maskelerle,

Haçlı içime girmiş.

 

Maskeli soysuzlara,

Inananda hakkın var.

Tek dişli canavara,

Yamananda hakkın var.

Yabancı bayraklarla,

Gönenende hakkın var.

 

Bizi affet demeye,

Bunların yüzleri yok.

Bunlar serapa kabuk,

Bomboşlar, özleri yok.

 

Affetme yiğidim, ihânetlerini,

Can verdiklerini, verenlerin.

İki elin yakalarında olsun, ahirette,

Bayrağı kumaş,

Vatanı toprak,

Bağımsızlığı boş görenlerin..

 

Ergenekon çevirdi, yine dört yanımızı,

Demirdağları bulmak, borcumuzdur şehidim.

Nevruz vakti, bu çemberden çıkmaya,

Ateşle geçit delmek, borcumuzdur şehidim.

Seni geçilmez eden, Çanakkale ruhunu,

Silkinip, tekrar bulmak, borcumuzdur şehidim….

 

İlhan Esen

 

 

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİ

 

Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin

Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.

Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer,

O ne müthiş tipidir, savrulur enkazı beşer.

 

Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.

Kafa göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak

Vurulup, tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

Bir hilal uğruna yarap ne güneşler batıyor.

 

Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker

Gökten ecdat inerek öpse o pak alnı değer.

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın.

 

M. Akif ERSOY

 

 

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE

 

Şu Boğaz Harbi Nedir? Var mı ki dünyada eşi?

En kesif orduların yükleniyor dördü beşi,

Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya

Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya,

Ne hayasızca tahaşşüd ki ufuklar kapalı!

Nerde-gösterdiği vahşetle “bu: bir Avrupalı”

Dedirir-yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi

Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yahut kafesi!

Eski Dünya, Yeni Dünya bütün akvam-ı beşer

Kaynıyor kum gibi, Mahşer mi, hakikat mahşer.

Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,

Osrtralya’yla beraber bakıyorsun ; Kanada!

Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk.

Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.

Kimi Hindu, kimi Yamyam, kimi bilmem ne bela...

Hani tauna da zuldür bu rezil istila...

Ah o yirminci asır yok mu, o mahluk-i asil,

Ne kadar gözdesi mevcut ise hakkiyle sefil,

Kustu Mehmetçiğin aylarca durup karşısına;

Döktü karnındaki esrarı hayasızcasına,

Maske yırtılmasa hala bize affetti o yüz ...

Medeniyet denilen kahbe, hakikat yüzsüz.

Sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbab,

Öyle müthiş ki: Eder her biri bir mülkü harab.

Öteden saikalar parçalıyor afakı;

Beriden zelzeleler kaldırıyor a’makı;

Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;

Sönüyor göğsünün üstünde o aslan neferin.

Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,

Atılan her lağımın yaktığı: Yüzlerce adam.

Ölüm indirmede gökler, ölü püskürtme de yer

O ne müthiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...

Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,

Boşanır sırtlara, vadilere, sağnak sağnak.

Saçıyor zırha bürünmüş de namerd eller,

Yıldırım yaylımı tufanlar, alevden seller.

Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,

Sürü halinde gezerken sayısız tayyare.

Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...

Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!

Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;

Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?

Hangi kuvvet onu, başa, edecek kahrına ram?

Çünkü te’sis-i ilahi o metin istihkam.

Sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler,

Beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;

Bir göğüslerse Huda’nın edebi serhaddi;

“O benim sun’-i bediim, onu çiğnetme” dedi.

Asım’ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:

İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.

Şuheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...

O, rukü olmasa, dünyaya eğilmez başlar,

Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

Bir hilal uğruna, ya Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!

Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.

Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i...

Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

Sana dar gelmeyecek makber’i kimler kazsın?

“Gömelim gel seni tarihe”desem, sığmazsın.

Herc ü merc ettiğin edvara da yetmez o kitab...

Seni ancak ebediyetler eder istiab.

“Bu, taşındır” diyerek Ka’be’yi diksem başına;

Ruhumun vayhini duysam da geçirsem taşına;

Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namıyle;

Kanayan lahdine çeksem bütün ecramıyle;

Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;

Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsan oradan;

Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına;

Uzanırken, gece mehtabı getirsem yanına,

Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;

Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;

Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...

Yine bir şey yapabildim diyemem hatırına.

Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,

Şarkın en sevgili sultanını Salahaddin’i,

Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran...

Sen ki, İslam’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;

Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın;

Sen ki, a’sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,

Sana gelmez bu ufukalar, seni almaz bu cihat...

Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,

Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber.

 

Mehmet Akif ERSOY

 

 

ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ

 

Çanakkale İçinde Vurdular Beni

Ölmeden Mezara Koydular Beni

Of... Gençliğim Eyvah

 

Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı,

Ana Ben Gidiyom Düşmana Karşı.

Of... Gençliğim Eyvah.

 

Çanakkale İçinde Bir Uzun Selvi,

Kimimiz Nişanlı Kimimiz Evli.

Of... Gençliğim Eyvah.

 

Çanakkale Üstünü Duman Bürüdü,

On Üçüncü Fırka Yürüdü.

Of... Gençliğim Eyvah.

 

Çanakkale İçinde Bir Kırık Testi,

Analar Bacılar Mektubu Kesti.

Of... Gençliğim Eyvah. 

 

 

ÇANAKKALE ZAFERİ

 

Her şeyi hesaplayıp yurdumuzu böldüler

Bizi yok etmek için sürülerle geldiler

Türk’ü tanımadılar gafletlere daldılar

Mehmetçiği görünce kanı dondu kurudu

Mehmetçik şehit oldu vatanını korudu

 

Düşmanlar tekniğiyle işini kolay sandı

Her taraf cehennemdi ateş barut ve kandı

“Çanakkale geçilmez” o ne müthiş destandı

Can verdi Mehmetçikler vatanını korudu

“Ya ölüm Ya istiklâl” buydu şartı şurutu

 

Cephede her yer müthiş, kan barut kokuyordu

Mehmetçik mermisizdi süngüyü takıyordu

Ölüme emir almış dualar okuyordu

Taarruz için değil ölmek için yürüdü

Düşmana dehşet saldı vatanını korudu

 

İşte böyle ölümü ölümsüzlük bilmişler

Ne engin iman gücü, ölürkende gülmüşler

Anladı ki düşmanlar yanlış yere gelmişler

Onları aynı anda büyük korku bürüdü

Bizim şehitler ölmez onlar öldü çürüdü

 

Der Mikdatî askerin her biri bil ki zahit

Cengaverce savaştı vatan uğrunda şehit

Kazanmayı bildiler imanlarıydı ahit

Şadolsun ecdadımız vatanını korudu

Ölen düşmanları da Mehmetçikler kürüdü

 

Mikdat Bal

 

 

ÇANAKKALE’DE OTUZBİN ŞEHİT

 

Çanakkalede otuzbin şehit,

Hepsi bir birbirinden yiğit,

Bundan sonrasını tarihler yazar,

Çanakkale de analar ağlar.

 

Derdim derdim garip halim,

Kanı içmiş dağlar sanki düşmanım,

Ne analar ne bacılar,

Çanakkalede zaferler yatar.

 

Düşman pusu atmış çanakkale yollarına,

Yol vermiyor dağlar nice yiğit aslanlara,

Yol vermesen küserim yara,

Deli gönlüm gitmek ister şanıyla.

 

Mermiler yağıyordu yağmur gibi yiğitlerimizin üstüne,

Ay yıldızlı bir bayrak dalgalanıyordu gök yüzünde,

Mekanınız cennet olsun ebediyetde,

Çanakkalede şehitler yatar diz dize.

 

 

Haydar Turan

 

 

ÇANAKKALE’DE ŞEHADET

 

Conkbayırı’nda kaldın elbet sana felaket

Bir bilseydin burası bizim memleket

Türk tür Türk e tek rakip devlet

Hep dışardan destekli büyük hiyanet

Yedi düvel hepsi birden önümde

Unutmayız anarız seni Anzak gününde

Barıştan yana oldu Çabamız

Yurtta sulh, Cihanda sulh diye öğüt veren Atamız

Tarihten alsaydık ibret

Türkü, Kürdü bir Millet

Buna şahittir Çanakkale de şehadet

Toprak rengi kızıllara boyandı

Yedi düvel hepsi birden dayandı

Bin yıl oldu bu topraklar bize yazıldı

Her göz dikene, gürzle mezar kazıldı

Çanakkale benim güzel vatanım

Fedadır sel olsa akan kanım

Ayrılık en büyük gaflet

Türkü, Kürdü bir Millet

Buna şahittir Çanakkale de şehadet

 

İrfan Kayagil

 

 

ÇANAKKALE’DE VURULAN MÜHÜR

Anadolu’dan

ege’ye vurulan mühür

lacivert kokulu suya

körüklü çizme izleri düşer

istiklal için ölmeyi emreden

asrın dehası Mustafa Kemal'in...

 

Ah bir dile gelse

conk bayırındaki taşlar

yavuz zırhlısı hançer misali

saplanır düşmanın hayaline

dalga dalga yayılır öyküsü

yedi düvel şapka çıkarır

ordularda alay kıvraklığı

güneş top sesine uyanır

gece şimşekler doğar

süngü çarpışmalarında

destanlar yazılırken

bir altın sayfa düşer tarihe

söyleşir her dinden ana kuzusu

tarihin dönüm yeri olan Çanakkale’de...

 

Ahmet Erdem

 

 

ÇANAKKALEM

 

Seni anlatmaya yetmez bu diller

Senin tarihini bilmez bu eller

Seninle ölmeye vaat edenler

Toprağın altında rahat edendir

Çanakkalem o ne büyük zaferdir

 

Yirmi bir düşmana bir türk biçilir

Uğrunda çarpışan erler seçilir

Bu destan için bir anıt dikilir

Üstüne şanlı al bayrak dikilir

Çanakkalem o ne büyük zaferdir

 

Zaferden zafere gark olan günler

Yediden yetmişe verdi ümitler

Toprağa sarılan canım bedenler

Yılmadan ölümle raks edenlerdir

Çanakkalem o ne büyük zaferdir

 

Denizde karada çarpışan asker

Vurulmuş yinede bu derdi çeker

Kutsaldır yücedir vatan her sefer

Nusretin düşmanı yardığı yerdir

Çanakkalem o ne büyük zaferdir

 

Dağlardan inen bu şanlı melekler

Karışan şafakta verir bize fer

Senindir bu zafer sevin muzaffer

Şanının adının konduğu gündür

Çanakkalem o ne büyük zaferdir

 

İlkbahar sabahı açılan güller

Sevgi bahçesine konmayı bekler

Bir toprak uğruna ezilen erler

Şehitler tahtında Rabbe gülendir

Çanakkalem o ne büyük zaferdir

 

Tazecik zihinler bu günü beller

Yıkılmaz çanakkalem yıkılmaz derler

Ecdadın kanıdır sulanan yerler

Her şey vatan için şeref içindir

Çanakkalem o ne büyük zaferdir

 

O gün bir buluttur kendine çeken

O gün bir umuttur mahvolup giden

O mucize ile hayrete düşen

Denize dökülen düşman şahittir

Çanakkalem o ne büyük zaferdir

 

 

Hüseyin Pelit

 

 

MEHMETÇİK ÇANAKKALE’DE

 

Şahittir boğazın iki yakası,

Cihandan hesabı sordu Mehmetçik.

Sırla dolu,binbir ibret vakası,

Kanıyla,canıyla vardı Mehmetçik.

 

Gelenler İstanbul düşüyle gezer,

Nusretim,demirkap mayını dizer,

Zırhlı gemileri parçalar,ezer,

Zalimin aczini gördü Mehmetçik.

 

Toplar,ölüm saçan gülleler atar,

Şehit gençler,koyun koyuna yatar,

Etrafta Cennetin kokusu tüter,

Şehitlik düşüne erdi Mehmetçik.

 

Allah Allah diyen aşkı dillerde,

Süngü bellerinde,tüfek ellerde,

Can pazarında,can kalır yollarda,

İmanı yürekte kordu Mehmetçik.

 

Ayağını örten çul ile çaput,

Soğuktan korumaz yamalı kaput,

Mezarı siperi,gerekmez tabut,

Gül bahçesi gibi girdi Mehmetçik.

 

Onyedi yaşında yedek subaylar,

Hayatın baharı.selvidir boylar,

Bu günü bekledi seneler,aylar,

Sabırla,metanet serdi Mehmetçik.

 

Bir yudum umutdu yürekte atan,

Anafartalarda sevindi vatan,

İşte ön sezgili,cesur komutan,

Mustafa Kemalim derdi Mehmetçik.

 

Yarbay Nail,Teğmen Arif coşunca,

Binbaşım Mahmutla,Sabrim koşunca,

Askerimde mangal yürek taşınca,

İşgale geleni kırdı Mehmetçik.

 

Cesarete simge Hakkı Binbaşı,

Sırada Nazmiyle,Tahsin Yüzbaşı,

İsmi gizli kalmış nice adaşı,

Zulmün çemberini yardı Mehmetcik.

 

Tefekkürle oldu ruhun bakımı,

Sadakatin kalbe nurlu akımı,

Destan yazdı,Yahya Çavuş takımı,

Savaş alanında sırdı Mehmetçik.

 

Mangası şehitti,kalmadı asker,

Topun mermisini kaldırmak ister,

Allahım bu gücü Seyitte göster,

Düşmanı denizde vurdu Mehmetçik.

 

Şahlandı askerim değmesin nazar,

Gerçeği bilenler Almana kızar,

Kadir,bu savaşta zerreyi yazar,

Hepsini anlatmak zordu Mehmetçik.

 

Ödüllü şiir.

Kadir Kaya

 

 

 

 

 

 

BELİRLİ GÜN VE HAFTALARA GERİ GİT