bilgimce.com<<<<<Bilginin paylaşım noktası
online ziyaretçi
 

 

site içi arama

Web Sitede Ara

 


anasayfa >belirli gün ve haftalar > 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik Spor Bayramı

 

19 MAYIS (1)

 

Ey gönül üşüyorsan düşün, açıl ve ısın,

Yaşa yıl dönümünü On Dokuz Mayıs’ın…

 

Bugün rahat ve memnun köşesinde bir evin,

Tufandan kurtulduğun günleri an da sevin,

 

Ölçü tanımıyorsun o masal mazi gibi,

Gazi Anadolu’ya girmişti, “Gazi” gibi…

 

Güneşler doğdu yandı, yıldızlar söndü yandı,

Ne bahtımız ağardı, ne kanımız uyandı…

 

Tek ümit o kalmıştı vatanda kala kala,

İstanbul’dan çıktı bir gemiyle uzun yola.

 

Dediler ki “Gemini yolda batıracaklar.”

“İrkilmedi ve dedi: Belki evet, ne çıkar.”

 

“Vatanımın  önünde bir uçurum,”

“Ben onu oradan çekmek, kurtarmak istiyorum.”

 

Birlikte kurtuldular, birlikte yükseldiler,

Atatürk ve Anayurt… Bir hizaya geldiler.

 

Kalbimizi doldurup tarihlere kaldılar,

Ayrılmaz bir çift olup dünyaya ün saldılar.

 

Behçet Kemal ÇALAR

 

19 MAYIS (2)

 

Bir gemi açıldı Bandırma'dan Anadolu'ya,

Bir haber salındı Samsun'a, Bolu'ya,

Afyon'a, Sakarya'ya, bozkır içinde Kulu'ya,

Bağımsızlık meşalesi tutuşturuldu 19 Mayıs'ta.

 

Sömürüye, gericiliğe dur denildi,

Topraklarımıza göz koyanlar bir bir yenildi,

Derneler, Çanakkaleler, nice şehit erler anıldı,

Mustafa Kemal Samsuna çıktı 19. Mayıs’ta.

 

Savaştan bezmiş millet yine haykırdı çoştu,

Mehmet’iyle birlikte ana, bacı cepheye koştu,

Zalim düşman meydanlarda yenildi şaştı,

Türk milleti tarihe haykırdı 19 Mayıs’ta.

 

Doğudan batıya birer ağ örüldü,

Sana yapılan haksızlık, zulüm görüldü,

Bunca kahpeye bir bir hesap soruldu,

Kurtuluş savaşına adım atıldı 19. Mayıs’ta.

 

Mustafa Kemal gerçek yolu çizdi

Türkiye'nin yarınlarını bir bir sezdi

Tarih onu altın harflerle yazdı

Açılan yaralara su serpildi 19 Mayıs’ta

 

Bağrı yanık yağız yüzlü erler,

Özgürlük uğruna koyuyordu serler,

Buna cihanda görülmemiş olay derler,

Türk yeniden şahlanmıştı 19 Mayıs’ta.

 

Porsuk'ta, Sakarya'da su kanlı aktı,

9 Eylül, İzmir'de düşmanı denize döktü,

Türk genci senin eşin, emsalin yoktu,

Yıktın engeli, aştın dağları 19. Mayıs’ta.

 

Bir devir battı, bir güneş doğdu,

Tüm milleti neşe, sevinç boğdu,

Haksızı  haklı yine kovdu,

Biz barışı kurduk 19. Mayıs’ta

 

Atam; emaneti senden aldı Türk genci,

Kendin eşsizsin, her sözün inci,

Tüm dünyaya sen verdin bu bilinci,

Cehalete karşı and içtik 19 Mayıs’ta.

 

Kemalist Türkiye'yi kurduk Anadolu'da,

Atatürkçülük'tü uygarlığa giden yolu da,

Bizim için yalandı, sağıda, solu da,

Biz yeniden uyandık 19 Mayıs’ta.

 

Ey Türk genci! bu gün senin günün,

Sen yaptığın işle hep öğün,

Türk evladısın yoktur senin sonun,

Sonsuzluğa el uzattın 19 Mayıs’ta.

 

19 MAYIS (3)

 

Gençlik şölenimiz var,

Yurdumun dört bucağında.

Meşaleler yanıyor, bandırma vapurunda.

Güneş doğuyor, o güzelim Samsun'un ocağında...

 

Denizler artık dar geliyor,

Zalim düşmanların yaptıkları,ar geliyor.

Bakın;  bakın enginlere,

Mustafa Kemal'imiz geliyor...

 

Yeşeriyor artık umutlarımız,

Şenleniyor artık otağımız evimiz.

Bakın; bakın, enginlere...

Mustafa Kemal'imiz geliyor

 

19 MAYIS (4)

 

Şiddetle gelmişti, dört yandan vurgun,

Hem bıkkındı millet, hem de çok yorgun.

Kimi gafletteydi, kimisi dargın,

Bir sen uyanıktın, bir sen Atatürk.

 

İstanbul’dan kalktın, Samsun?a vardın,

Sonra Erzurum’da otağı kurdun.

Kanayan yarayı, Sivas’ta sardın,

Amasya?dan emir ver, sen Atatürk.

 

On dokuz Mayıs’tır, doğum günümüz,

Yayıldı dünyaya Türklük ünümüz.

Gençliğe armağan, bu düğünümüz,

Mutlu kutlanıyor bil, sen Atatürk.

 

?Devlet millet için vardır.?diyordun,

?Millet vatan için var? biliyordun.

Uğruna can feda, bir ülke kurdun,

Onunla bir ömür sür, sen Atatürk.

 

Her On dokuz Mayıs, anarız seni.

Kulluktan kurtulduk, olduk medeni.

Bu pırıltıların, sensin nedeni,

Kaldırıp başını, görsen Atatürk.

 

Hüseyin Celep

 

19 MAYIS (5)

 

Bugün 19 Mayıs

Gençlik bayramı var!

Bugün Samsun ufkundan

Yeni bir güneş doğar.

 

Karanlığa gömülmüş,

Vatana nur oldu O,

Yas bağlayan ruhlara,

Yüreklere doldu O...

 

O bir yaman volkandı,

Başbuğdu, kahramandı...

Bugünü kuran odur,

Yurdu kurtaran odur.

 

Bugün  19 Mayıs

Gençlik bayramı var!

Bugün Samsun ufkundan

Yeni bir güneş doğar.

 

İ.Hakkı TALAS

 

19 MAYIS (6)

 

Seksen iki yıl evvel,

Türklüğün içi yandı.

Birleşti yedi düvel,

Ankara’ya dayandı.

 

Saldırdı kahpe Yunan,

Anadolu uyandı.

O, öyle bir zor zaman,

Öyle bir zor zamandı.

 

Ne top vardı, ne tüfek,

Cephanemiz al kandı.

Kadın, çocuk, er, erkek,

Atasına inandı .

 

Samsun’da doğan güneş,

Ta İzmir’e uzandı.

Bu harp kıyamete eş,

Meydanlar toz dumandı.

 

Minarelerde Ezan,

Dualar çağlayandı.

Yüreğimizde iman,

Allah Rahim Rahmandı.

 

Mehmetçik cephelerde,

Eşsiz bir kahramandı.

19 Mayıs bize,

Gençlere armağandı.

 

Halil İbrahim Güncan


 

ATATÜRK ÇAĞLARI

 

Seni düşününce

Güzel aydınlık dolar içimize.

Mutlulukla ışır gözlerimizin içi

Can gelir gücümüze.

 

Karanlıkları dağıtan aydınlığı

Senin gözlerinde buluruz.

Kök salarsın derin sevgilerde

Evrimleşmek, büyümek onurumuz.

 

Al gelincikler açar kabrinde

Yarınlara yönelir sesimiz.

İçimizde büyür senin çiçeklerin

Ölünceye dek izindeyiz.

 

Senin sevginle geliştik, büyüdük

Sen verdin bize özgürlüğümüzü.

Dalgalanıyorsun göklerde bayrak bayrak

Sen güldürdün yüzümüzü.

 

Bir kez daha öğrendi bizi dünya

Türk tutsak olmaz bilsinler.

Ak evrimin masmavi aydınlığında

Açar ak  karanfiller.

 

Yurdumuzun dağlarına vurur ulu sesin

Yansır bütün yıldızlar.

Uzat ellerini bize Atatürk

Dolaşsın varlığımızda nefesin.

 

Şahinkaya DİL

 

ATATÜRK’LE

 

Ne zaman sıkılsam, çaresiz kalsam,

Atatürk’ü düşünürüm.

 

Tutar ellerimden Mustafa Kemal,

Kalkar, ardı sıra yürürüm.

 

Baktıkça resmine ısınır içim,

Atatürksüz üşürüm.

 

Nerde bir bağımsızlık gülü açsa,

Orda Atatürk’ü görürüm.

 

Atatürk’le başlar salgınlığım,

Atatürk’le  büyürüm.

 

Atatürk’le varırım sonsuzluğa,

Atatürk’le özgürüm.

 

Atatürk’le çoğalır insanlığım,

Atatürksüz ölürüm.

 

Özbek İNCEBAYRAKTAR


BANDIRMA VAPURU

 

Ben «Bandırma Vapuru»

Esme rüzgar esme halim perişan

Mustafa Kemal'im güvertede

Ben Karadeniz'de dalgalarla boğuşan

Küçük köhne bir tekne

Baştan ayağa dek iman dolu

Bu hasretlik daha ne kadar uzar

Uçmak isterim Samsun'a doğru

Bakışlarım kararır gözlerim dolar,

Ben «Bandırma Vapuru»

Karadeniz'de küçük köhne bir tekne

Yağma yağmur esme rüzgar

Yolumu bekler Anadolu

Gümüş dere durmaz akar.

Mustafa Kemal'im güvertede

Dayamış alnım ufka bakar.

Ben «Bandırma Vapuru»

Var git başımdan Karadeniz

Bu gece efkarım var

N'oldu ey gönül n'oldu

Gümüş dere durmaz ağlar

Kan ağlar altmış üç ilimiz

Kan ağlar Anadolu

Ben «Bandırma Vapuru»

Mustafa Kemal'im güvertede

Kaputuna bürünmüş

Bakışlarında kararlılık saçlarında rüzgar

Yıldızlar geçiyor alnından

Uzak zaferlerin şavkı vurmuş yüzüne.

Ben «Bandırma Vapuru»

Duyarım sesler gelir Anadolu'dan

Samsun'a  doğru

Bir şey var gecenin içinde

Rüzgarlarla karanlıklarla dağılan

Bir şey var gecenin içinde

Mustafa Kemal'in sevinciyle ağaran.

 

Mesut TARCAN

 

BAYRAK ALTINDA

 

Bu gün genç, ihtiyar, kadın, kız, kızan,

Uzanıp yatsak da çardak altında,

Boruyu çalınca yarın borazan,

Hemen toplanırız bayrak altında.

 

Bizi hiç tasalı görmez bu yerler;

Yiğitler, ölürken bile gülerler,

Yeter ki yaşayan er oğlu erler,

Bizi çiğnetmesin ayakaltında.

 

Kalbimiz çırpınır yurdu andıkça,

Gözlerde zaferin nuru yandıkça;

Üstünde bu bayrak dalgalandıkça,

Gönlümüz rahattır toprak altında...

 

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL

 

BİR ALEV Kİ AY YILDIZLI BAYRAĞIM

 

Bir alev ki

Ay yıldızlı bayrağım

Dalgalandıkça semada

Aydınlatan meşaledir yurduma

 

Bir alev ki

Ay yıldızlı bayrağım

Dalgalandıkça semada

Sınırlarımızın bekçisi

İman dolu Mehmetçiğe

Güç olur, cesaret olur.

Bir avuç toprak uğruna

Ölen şehitlerimizin ruhu huzur bulur.

Sonsuz mekanlarında

 

Bir alev ki

Ay yıldızlı bayrağım

Gök kubbemizde var oldukça

Rahat uyur çocuklarımız yataklarında

Kırılası bir el uzanmadıkça

Karanlığa girmez Türkiye’m

 

Bir alev ki

Ay yıldızlı bayrağım

Uzun yıllar boyunca

Destan üstüne destan yazmış

Geçmişte kurtuluş savaşı

Bu gün! !

Gelecekteyse var gücüyle

Yazacağız yazılmamış destanları

 

Bir alev ki 

Ay yıldızlı bayrağım

Dalgalansın diye tüm özgürlüğümüze

Kolumuz, bacağımız feda olsun

Hatta ölüm bile uğruna

En yüce mertebe şehitliktir bize.

 

Bir alev ki

Ay yıldızlı bayrağım

Dalgalandıkça semada

Anadan, evlattan ve tatlı yardan

Önde yer alır yüreğimizde

Genç, ihtiyar gölgesinde

Korkusuz yaşar Türkiye’mde

 

Bir alev ki

Ay yıldızlı bayrağım

Dalgalandıkça semada

Büyük Allah'ın yardımıyla

Ata’mızdan bize

Bizden evlatlarımıza emanet.

 

Meral Yağcıoğlu

 

BU VATAN KİMİN

 

Bu vatan toprağın kara bağrında

Sıradağlar gibi duranlarındır.

Bir tarih boyunca onun uğrunda

Kendini tarihe verenlerindir.

 

Tutuşup kül olan ocaklarından,

Şahlanıp köpüren ırmaklarından,

Hudutta gaza bayraklarından

Alnına ışıklar vuranlarındır.

 

Ardına bakmadan yollara düşen

Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan

Huduttan hududa yol bulup koşan,

Cepheden cepheyi soranlarındır.

 

İleri atılıp sellercesine

Göğsünden vurulup tam ercesine,

Bir gül bahçesine girercesine,

Şu kara toprağa girenlerindir.

 

Tarihin dilinden düşmez bu destan,

Nehirler gazidir, dağlar kahraman,

Her taşı yakut olan bu vatan,

Can verme sırrına erenlerindir.

 

Gökyay'ım ne yazsan ziyade değil

Bu sevgi bir  kuru ifade değil,

Sencileyin hasmı rüyada değil

Topun namlusundan görenlerindir ...

 

Orhan Şaik GÖKYAY

 

FETİH MARŞI

 

Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;

Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;

Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek.

 

Yürü, hâlâ ne diye oyunda, oynaştasın?

Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!

 

Sen ne geçebilirsin yardan, anadan, serden,

Senin de destanını okuyalım ezberden,

Haberin yok gibidir taşıdığın değerden..

 

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin, baştasın,

Fatih'in İstanbul'u  fethettiği yaştasın!

 

Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini,

Göster kabaran sular nasıl yıkar bendini,

Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini..

 

Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;

Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!

 

Bu kitaplar Fatih'tir, Selim'dir, Süleyman'dır.

Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinan'dır.

Haydi artık uyuyan destanını uyandır..

 

Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın,

Kızım, sen de Fatih'ler doğuracak yaştasın!

 

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan,

Yürüyeceksin.. Millet yürüyecek arkandan!

Sana selam getirdim Ulubat'lı Hasan'dan..

 

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın,

Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!

 

Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin,

Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın,

Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın.

.

Yürü, hâlâ ne diye kendinle savaştasın?

Fatih'in İstanbul'u fethettiği yaştasın!

 

ARİF NİHAT ASYA

 

 

KAHRAMANLIK

 

Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,

Ne de yıldızlar gibi parlayıp sönmemektir.

Ölmezliği düşünmek boşuna bir emektir;

Kahramanlık, saldırıp bir daha dönmemektir.

 

Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından,

Koşar adım gitmeli onların arkasından.

Kahramanlık, içerek acı ölüm tasından,

İleriye atılmak ve sonra dönmemektir.

 

Yırtıcılar az yaşar, uzun sürmez doğanlık.

Her ışığın ardında gizlidir bir kahramanlık;

Adsız sansız olsa da, en büyük kahramanlık:

Göz kırpmadan saldırıp bir daha dönmemektir.

 

Kahramanlık ne yalnız bir yükseliş demektir,

Ne de güneşler gibi parlayıp sönmemektir.

Bunun için ölüme  bir atılış gerektir,

Atıldıktan sonra da bir daha dönmemektir...

 

HÜSEYİN NİHAL ATSIZ

 

MARŞ

 

Gök mavi, başak sarışın..

Tadı ne güzel barışın.

Karları ılık olacak

Yarın yuvalarda kışın.

 

On altı yaş kucağına

Koşabilir yirmi yaşın

Kanatları üzerinde

Aşkın, dileğin, alkışın.

 

Gök mavi, başak sarışın..

Tadı ne güzel barışın!

Fakat senin on savaşa

Değer, ey yurt, bir karışın!

 

ARİF NİHAT ASYA

 

MUSTAFA KEMAL’İ DÜŞÜNÜYORUM

 

Mustafa Kemal’i düşünüyorum;

Yeleleri alevden al bir ata binmiş;

Aşıyor yüce dağları, engin denizleri,

Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda,

Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri.

 

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;

Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında,

Destanlar yaratıyor cihanın görmediği,

Arkasından dağ dağ ordular geliyor

Her askeri Mustafa Kemal gibi.

 

Mustafa  Kemal’i düşünüyorum

Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel

Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere;

Al bir ata binmiş yalın kılıç

Koşuyor zaferden zafere.

 

Mustafa Kemal'i düşünüyorum;

Ölmemiş bir Kasım sabahı;

Yine bizimle beraber her yerde.

Yaşıyor dört köşesinde vatanın;

Yaşıyor damar damar yüreklerde.

 

Mustafa Kemal’i düşünüyorum;

Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda,

Mavi gözlerini ışıl ışıl, görüyorum,

Uykularıma giriyor her gece.

Ellerinden öpüyorum.

 

Ümit Yaşar OĞUZCAN

 

O GELİYOR

 

Yıl 1919

Mayısın on dokuzu

Ufukta duran gemi gitgide yaklaşıyor.

Sanki harlı bir ateş

Yakıyor ruhumuzu.

Beklemek üzüntüsü her gönülde taşıyor.

Üzülmemek elde mi;

Hız yüklü, inan yüklü, umut yüklü bu gemi

O umut yayıldıkça ruhlara sıcak sıcak,

O hız, doldukça damarlara kan gibi,

Gizli gizli inleyen her yürek canlanacak,

Ateş püskürecek uyuyan volkan gibi;

Gittikçe büyükleşen

Gölgene  dikilmekten

Karardı gözlerimiz.

Koş, atıl gemi, sana engel olmasın deniz!

Ak saçlı dalgaları birer birer kes de gel;

Kuşlar gibi uç da gel, rüzgar gibi es de gel.

 

Celal Sahir EROZAN

 

ŞU SONSUZ KOŞU

 

Samsun’a ayak basmış kahraman bugün,

Çayır, çimen yeşermiş zafer yolunda.

Davul zurna sesinde şahlanır düğün,

Gönlüm coşup öter bir bahar dalında.

 

Atanın rüyasına gelincikler sun,

Emek bahçelerinin güzel gülünü...

Biz sonsuz bir sabahtayız... O, uyusun,

Sevincimiz coşturur onun gönlünü.

 

Nasıl çıkmış bir sabah Samsun’dan yola,

Dağlardan dağlara o zafer türküsü,

Şahlanıp bayrak çekmiş her eski kola,

Taze bir bahar açmış yurdun gözünü.

 

Al bayrağım Ankara Kalesi’nde hür,

Dalgalanmakta altın bir çağa doğru,

Yeni kahramanlar kol kol, boy boy yürür

Şu karlı dağlardaki bayrağa doğru.

 

On Dokuz Mayıs’ın hür başına çelenk,

Kiraz mevsimi, gençlik ayı, gül ayı,

Bir bahar bahçesinde gönüller renk renk,

Şu sonsuz koşuya bak, sarmış yaylayı.

 

Ceyhun Atıf KANSU

 

VATAN DESTANI

 

O kadar dolu ki toprağın şanla,

Bir değil, sanki bin vatan gibisin.

Yüce dağlarına çöken dumanla

Göklerde yazılı destan gibisin.

 

Hep böyle bulutlar içinde başım,

Hilâli kucaklar her vatandaşın.

Geçse de asırlar, tazedir yaşın,

O kadar leventsin, fidan gibisin.

 

Çiçeksin, bayılır kuşlar kokundan,

Her dalın bir yay ki zümrüt okundan,

Müjdeler fısıldar Ergenekon'dan:

Bu sese gönülden hayran gibisin.

 

Ey bütün cihana bedel Türkeli,

Açtığın cenklerin yoktur evveli,

Tarih bir nehir ki coşkundur seli,

Sen ona nispetle umman gibisin.

 

Bir yandan hep böyle taştın, köpürdün,

Bir yandan  cefalı bir ömür sürdün,

Fakat ne derece ezildinse dün,

Şimdi gene tunçtan kalkan gibisin.

 

Bir insan nihayet kemikle ettir,

Bu et, bu kemiğe can hürriyettir.

En büyük hürriyet 'cumhuriyet' tir,

Demek ki şimdi sen bir can gibisin.

 

Ey ana toprağı, ey Anadolu!

Açıldı önündeki terakki yolu.

Hamdolsun her yanın bereket dolu,

Cennette bir yeşil meydan gibisin.

 

Yeni bir ay ördün al bayrağına,

Girdin en sonunda irfan bağına,

Medenî hayatın nur ırmağına

Ezelden susamış ceylân gibisin...

 

Halit Fahri OZANSOY

 

 


19 MAYIS 1919 (1)

 

Yurdu düşmanlar sardı,

Güneşimiz karardı.

Ninelerin gözleri

Birer kanlı pınardı.

 

Serin bahar meltemi

Gibi beyaz bir gemi

Samsun’a demir attı,

Göklerimiz ağardı.

 

Bu gemide inanan,

Yurda şan, millete şan;

Büyük, eşsiz kahraman

Mustafa Kemal vardı.

 

M.Necati ÖNGAY

 

19 MAYIS 1919 (2)

 

19 Mayıs,

Türk’ün temel taşıdır,

Onun ardından gelen

Kurtuluş Savaşı’dır.

 

İşte Türk gençliğine,

Sağlam temeldir, diye,

Türk’ün bu şanlı günü

Bırakıldı hediye.

 

Dünya 19 Mayıs

Bir kurtuluş düğünü.

Bugün 19 Mayıs

Gençlik ve Spor günü.

 

R.Gökalp ARKIN

 

19 MAYIS AYDINLIĞI

 

Ses oldu vatan rüzgârında umut

Anadolu’ya oylum oylum çöreklendi

Acımasızlık, umarsızlık kara kara bulut

Mustafa Kemal aydınlığında bir bir tükendi.

 

Derinden inlemeyle uyandı toprak

Yurt üstüne uğultusunun yayıldığı

Kuvay-ı Milliye gücü bayrak bayrak

Sardı ülkeyi 19 Mayıs aydınlığı.

 

Özgürlük ve bağımsızlık üstüne

Atatürkçe yazılan destandır

Yürek yürek karanlık düne.

 

Köy okulundaki bayrak direğinde

Atatürkçülük dalga dalga yayılan

Parmak işareti kır kahvesinde.

 

Bölge bölge kalkan eğik baştır

Köye, kasabaya, kente ve yurda

Ovayı yaran tren düdüğünde haykırıştır.

 

Muhsin Durucan

 

19 MAYIS GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI (1)

 

19 Mayıs 1919 Müjdeli gün,

Türk çocuğu unutma, ne oldu dün.

Türk'ün uyanıp şahlandığı o gün,

Özgürce yaşamanı sağladı bugün.

 

Türk'ün Bayrağı karalar bağlamış,

Gitmeden esaret dalgalanmam diyor.

İstanbul Fatihi Mehmet Han ağlamış,

Mezarında Ruh'u yatmam diyor.

 

Fransızlar Adana benim diyor,

Doganbey Vatan için can veriyor.

Urfa, Maraş ve Antep'te İngilizler,

Namus ve şerefime göz dikiyor.

 

Yunan Ordusu çıkmış İzmir'ime,

Hançerini saplamak ister Yüreğime.

Antalya ve Konya'da İtalyanlar,

El uzatmış Ay-Yıldızlı Bayrağıma.

 

Samsun'da İngiliz cirit atıyor,

Ermeni-Rum Türk'ü satıyor.

Irak ve  Filistin'i İngiliz almış,

Suriye -Lübnan Fransız'a kalmış.

 

İngiliz Bayragı Yürekleri dağlıyor,

Evliyalar şehri İstanbul ağlıyor.

Eyüp Sultan'da toplanmış Şehitler,

Başta Gençosman ferman dinliyor.

 

Ermeni-Rum Çeteleri silahlanmış,

Anne karnında bebeleri süngülüyor.

İngiliz - Fransız destekli Sülükler,

Türk'ün Kan'ını içerek besleniyor.

 

Şahin bey Antep'ten seslenir,

Yakışmaz Türk'e Esaret Ar gelir.

Adana'dan Sinan Paşa cevap verir,

Esir yaşamaktansa ölüm hoş gelir.

 

19 Mayıs 1919 Kutlu sabahında,

Mustafa Kemal'im Bandırma Vapurunda.

Özgürlük Meşalesi tutuştu Samsun'da,

Yayıldı dalga dalga Anadolu’mda.

 

Mustafa Kemal'im Bayrak olup,

Esti Samsun'dan Yurdum üzerine.

Zulmün kahredici Güneşi olup,

Doğdu Emperyalist güçlerin üzerine.

 

Savunmasız Yurdum işgal selinde,

Esaret ölümdür gönül telinde,

Kefen teninde, Şehitlik dilinde,

Toplandı Milletim Ata'nın emrinde.

 

On dokuz Mayıs Gençlik Bayramı,

Gençler Sporla kutlar Bayramı,

Atatürk'ün gençliğe büyük armağanı,

19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı.

 

19 MAYIS GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI (2)

 

19 Mayıs gençlik ve spor bayramı

Spor yapsın gençler demiş Atatürk

İstemem evde boş durup da yatanı

Spor yapsın gençler demiş Atatürk

 

Sporcu dediğin centilmen olmalı

Zeki çevik ve atılgan olmalı

Güzel ahlaklı ve mütevazı olmalı

Spor yapsın gençler demiş Atatürk

 

Sigara içkiyi içmeyin demiş

Sporu gençlere tavsiye etmiş

Bu bayramı gençlere hediye etmiş

Spor yapsın gençler demiş Atatürk

 

Sağlam vücutta sağlam kafa istemiş

Cumhuriyeti gençlere emanet etmiş

Sporun faydasını yıllar önce söylemiş

Spor yapsın gençler demiş Atatürk

 

Spor  kardeşliktir yarış bahane

Hem kültürdür hem örf hem de anane

Spor yapmayan ya delidir yada divane

Spor yapsın gençler demiş Atatürk

 

Güner Kaymak

 

19 MAYISIM

 

Gençlik şölenimiz var,

Yurdumun dört bucağında.

Meşaleler yanıyor, bandırma vapurunda.

Güneş doğuyor, o güzelim samsun unun ocağında...

 

Denizler artık dar geliyor,

Zalim düşmanların yaptıkları, ar geliyor.

Bakın;  bakın enginlere,

Mustafa Kemal imiz geliyor...

 

Yeşeriyor artık umutlarımız,

Şenleniyor artık otağımız

Bakın; bakın, enginlere...

Mustafa Kemalimiz geliyor.


AKDENİZ'E DOĞRU

 

Eğilmez başımız, taç yaptık hürriyeti,

Zaferle kalbimize yazdık cumhuriyeti.

 

Sakarya'dan su içen o çelik süngülerle,

Yuvaları dağılmış, yılmaz bir avuç erle,

 

"Hedef Akdeniz, asker!" diyen parmağa koştuk;

Zafer bahçelerinden gül koparmağa koştuk.

 

Yol gösterdi göklerden bize binlerce yıldız,

Kıpkızıl ufuklardan taştı al bayrağımız;

 

 

Koştuk aslanlar gibi kükreyip dağdan dağa,

Canavarlar dişinden vatanı kurtarmağa.

 

Vahşetlere dikilmiş gözlerimiz dumanlı,

Hürriyete susamış yanık bağrımız kanlı;

 

Çılgınca  atılarak şanlı Dumlupınar'a,

Süngümüzden şan verdik coşkun yıldırımlara.

 

Sakarya'dan su içen o çelik süngülerle,

Yuvaları dağılmış, yılmaz bir avuç erle,

 

Eğilmez başımıza taç yaptık hürriyeti,

Zaferle kalbimize yazdık cumhuriyeti...

 

ÖMER BEDRETTİN UŞAKLI

 

AKINCI

 

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik;

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!

 

Ak tolgalı beylerbeyi haykırdı: İlerle!

Bir yaz günü geçtik Tuna' dan kafilelerle..

 

Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan.

Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan.

 

Bir gün doludizgin boşanan atlarımızla,

Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla..

 

Cennette bugün gülleri açmış görürüz de,

Hâlâ o kızıl  hatıra titrer gözümüzde!

 

Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik,

Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik!

 

YAHYA KEMAL BEYATLI

 

ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞINDA

 

Bir gemi yanaştı Samsun'a sabaha karşı

Selam durdu kayığı, çaparası, takası,

Selam durdu tayfası.

 

Bir duman tüterdi bu geminin bacasından

Bir duman

Duman değildi bu

Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

 

Samsun limanına bu gemiden atılan

Demir  değil

Sarılan anayurda

Kemal Paşanın kollarıydı.

 

Selam vererek Anadolu çocuklarına

Çıkarken yüce komutan

Karadeniz'in halini görmeliydi.

 

Kalkıp ayağa ardı sıra baktı dalgalar

Kalktı takalar,

İzin verseydi Kemal Paşa

Ardından gürleyip giderlerdi

Erzurum'a kadar

 

Cahit KÜLEBİ

 

ATATÜRK'TEN SON MEKTUP

 

Siz beni halâ anlayamadınız.

Ve anlamayacaksınız çağlarca da...

Hep tutturmuş 'Yıl 1919, Mayıs'ın 19'u' diyorsunuz.

Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz.

Mustafa Kemal’i anlamak bu değil,

Mustafa Kemal ülküsü, sadece söz değil.

 

Bırakın o altın yaprağı artık,

Bırakın rahat etsin anılarda şehitler.

Siz bana, neler yaptınız ondan haber verin.

Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin ?

Mustafa Kemâl'i anlamak yerinde saymak değil.

Mustafa Kemâl'in ülküsü, sadece söz değil.

 

Bana,  muştular getirin bir daha,

uygar uluslara eşit yeni buluşlardan..

Kuru söz değil, iş istiyorum sizden anladınız mı ?

Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı ?

Mustafa Kemâl'i anlamak avunmak değil,

Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

 

Halâ, o, acıklı ağıtlar dudaklarınızda,

halâ oturmuş, 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz.

Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın !

Uluslar, feşine çıkıyor, uzak dünyaların..

Mustafa Kemâl'i anlamak göz boyamak değil,

Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil..

 

Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız;

Laboratuarlarda sabahlayın, kahvelerde değil.

Bilim ağartsın saçlarınızı.. Kitaplar..

 

Ancak, böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar...

Mustafa Kemâl'i anlamak ağlamak değil,

Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

 

Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü..

Görüyorum ki, halâ aynı yerdesiniz, hiç ilerlememiş,

Birbirinize düşmüşsünüz, halka eğilmek dururken.

Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız gülen?

Mustafa Kemâl'i anlamak itişmek değil,

Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil.

 

Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla.

Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla.

Bu vatan, bu canım vatan, sizden çalışmak ister,

paydos övünmeye, paydos avunmaya, yeter, yeter!

Mustafa Kemâl'i anlamak aldatmak değil,

Mustafa Kemâl ülküsü, sadece söz değil...

 

Halim Yağcıoğlu

 

BİR GEMİ YANAŞTI SAMSUN’A

 

Bir gemi yanaştı Samsun’a sabaha karşı,

Selam durdu kayığı, çaparası, takası,

Selam durdu tayfası.

 

Bir duman tüterdi bu geminin

Bacasından, bir duman

Bir duman  değil bu!

Memleketin uçup giden kaygılarıydı.

 

Samsun limanına bu gemiden atılan

Demir değil

Sarılan ana yurda

Kemal Paşa’nın kollarıydı.

 

Selam vererek Anadolu çocuklarına,

Çıkarken yüce komutan,

Karadeniz’in halini bir görmeliydi.

 

Kalkıp ayağa ardı sıra baktı dalgalar,

Kalktı  takalar.

İzin verseydi Kemal Paşa,

Ardından gürleyip giderlerdi,

Erzurum’a kadar.

 

Cahit KÜLEBİ

 

BİR YOLCU'YA

 

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak,

Bir devrin battığı yerdir.

Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,

Bir vatan kalbinin attığı yerdir..

 

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,

Gördüğün bu tümsek, Anadolu'nda,

İstiklal uğrunda, namus yolunda,

Can veren Mehmed' in yattığı yerdir..

 

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,

Son vatan parçası geçerken ele,

Mehmed' in düşmanı boğduğu sele,

Mübarek kanını kattığı yerdir..

 

Düşün ki, haşrolan kan, kemik, etin

Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,

Bir harbin sonunda, bütün milletin,

Hürriyet zevkini tattığı yerdir...

 

NECMETTİN HALİL ONAN

 

BİRLİK

 

Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz.

Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz;

 

Düşer mi tek taşı sandın harim-i namusun,

Meğerki harbe giden son nefer şehit olsun.

 

Şu karşımızdaki mahşer kudursa, çıldırsa,

Denizler ordu, bulutlar donanma yağdırsa,

 

Bu altımızdaki yerden bütün yanardağlar

Taşıp da kaplasa afakı bir kızıl sarsar,

 

Değil mi cephemizin sinesinde iman bir;

Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir;

 

Değil mi ortada bir sine çarpıyor, yılmaz,

Cihan yıkılsa emin ol bu cephe sarsılmaz!

 

Mehmet Akif ERSOY

 

BU VATAN KİMİN

 

Bu vatan toprağın kara bağrında

Sıradağlar gibi duranlarındır.

Bir tarih boyunca onun uğrunda

Kendini tarihe verenlerindir.

 

Tutuşup kül olan ocaklarından,

Şahlanıp köpüren ırmaklarından,

Hudutta gaza bayraklarından

Alnına ışıklar vuranlarındır.

 

Ardına bakmadan yollara düşen

Şimşek gibi çakan, sel gibi coşan

Huduttan hududa yol bulup koşan,

Cepheden cepheyi soranlarındır.

 

İleri atılıp sellercesine

Göğsünden vurulup tam ercesine,

Bir gül bahçesine girercesine,

Şu kara toprağa girenlerindir.

 

Tarihin dilinden düşmez bu destan,

Nehirler gazidir, dağlar kahraman,

Her taşı yakut olan bu vatan,

Can verme sırrına erenlerindir.

 

Gökyay'ım ne yazsan ziyade değil

Bu sevgi bir  kuru ifade değil,

Sencileyin hasmı rüyada değil

Topun namlusundan görenlerindir ...

 

Orhan Şaik GÖKYAY

 

GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA

 

Ben o yılların macerasından geldim.

Barut, toz ve ihtilaldi hepten.

Dolaklı hilal bıyıklı süvarilerle,

Hüzünlü marşlar söyleyerekten

Bir davul zurna, bir üçlü, bir bayrak.

Saf çelik kılıçlar ata yadigarı

Yorgun söğütler, mahzun yollar, kağnılar

Göğsü tekmil dövmeli bir zabitin ardından

Bir yıldızlı tan yerine at sürerekten.

Derdini  bilemedik,

Dermanın olamadık Gazi Paşa,

Sana hasretimiz cân-ü yürekten.

Artık bir özge tarih oldu yaşadığımız;

Bozkırdan, mavzerden, kandan ve sesten,

Namlular elpençe, süngüler pusuda,

Kalpağın, dolgun bıyıkların, kırbacın

Bir sen kaldın, bir vatan kaldı, bir koşu,

Bir macera kaldı dillere destan,

Bir gök kaldı mavi, bir kitap yeşil.

Gayri bundan geri bana ağlamak yaraşır.

Temmuzda bir serçe kalkar Sakarya’dan

Ağustosta kartal döner.

Günler uzar hasretle dışımızdan, içimizden

Bir kudretli kumandadır bakışın Paşam,

Geceler içinde patırtılarla yanar

Ağlamak ne kelime ki bizlere,

Ankara’dan gelir geçer trenim,

Bir gün olur elbet ben de binerim,

Varır toprağına yüzüm sürerim

Biz vatan çocukları. Gazi Paşam,

Dilimiz takılı kaldı;

Diyemedik

Boynumuz bükülü kaldı;

Doyamadık

 

Turgut UYAR

 

KURTULUŞ ÖNCÜLERİ İÇİN

 

Yan yana iki çocuk görsem

İşte Atatürk diyorum

Özgürlüğün toprağı uyanıyor

İçin için seviniyorum.

 

Koşuşan iki öğrenci görsem

İçimin güneşi ısınıyor

Yürüyen bir bakış gibi

Mustafa Kemal geliyor.

 

Kol kola iki işçi görsem

Ekmeğim çoğalıyor birden

Bir ışık düşüyor ortalığa

İşte Atatürk diyorum.

 

İşte Atatürk diyorum

İlk kuruluş öncüleri

Bir gül çağrısında hepsi

Bize uzanmış elleri.

 

Mehmet KIYAT

 

MEHMETÇİK'E KASİDE

 

Ey milletimin lahzada halk ettiği ordu!

Baktın ki bir bütün bir vatan elden gidiyordu,

 

Boğdun coşarak düşmanın gayzını kanda..

Derler ki, esaret denilen halka cihanda

 

Bir geçti mi hür boyna, asırlar kıramazmış;

Bir secde eden, bir daha baş kaldıramazmış!

 

Ancak sen o zinciri söküp kırmayı bildin;

Gökten geniş alnınla ne taptın, ne eğildin.

 

Dünya seni sehpaya çekerken gözü bağlı;

Mağlubu o gün gördü cihan galip edalı..

 

Bir taştı, fakat, benliğin en sonra kabından,

Sarsıldı cihan kükremiş arslan gazabından.

 

Çarpıştın ölümlerle, boğuştun heyecanla;

Sildin kara gözlerden akan yaşları kanla!

 

Memnun kapanır gözlerim ölsem de vatanda;

Madem ki cihan neşeli, madem ki bu anda

 

Seyretmede bir kafile Türk ordularından,

Şarkın ebedi fecrini İzmir sularından!

 

FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL

 

SAMSUN GÜZELLEMESİ

 

Diner dertleri her gözü yaşlının,

Samsun’da teselli sunar dalgalar,

Şavkı vurmuş gibi “O gün başlı”nın,

Yanar pırıl pırıl, yanar dalgalar.

 

Rüzgar gibi gizli bir haber verse,

Kıyı yeşil giyip murada erse,

Ne gün kırık dökük bir gemi görse,

19 Mayıs’ı  anar dalgalar.

 

Samsun göklerinde Türk’ün bayrağı,

Samsun tarlasının eşsiz toprağı,

Samsun tütününün altın yaprağı,

Uzakta bir gümüş pınar dalgalar.

 

Samsun suya doğru kaydıkça kayar,

Görenler yüzmeye niyetli sanar,

Su maviye, bahar yeşile boyar,

Cennete ulaştık sanır dalgalar.

 

Atayı anarken yanar burkulur,

Tunçlaşmış halini heykelde bulur,

Köpük köpük beyaz güvercin olur...

Ayakuçlarına kadar dalgalar.

 

Behçet Kemal ÇAĞLAR

 

TÜRKİYEMİZ

 

Kokar burcu burcu güller,

Öter dallarda bülbüller;

Açar menekşe, sümbüller…

Ne güzeldir Türkiyemiz!

 

Sürüler yayılır kıra,

Dağlar uzar sıra sıra!

Sular can verir çayıra…

Ne şirindir Türkiyemiz!

 

Köyü, kenti çiçeklidir,

Birbirlerine eklidir.

Çelik erlerle beklidir.

Ne güzeldir Türkiyemiz!

 

Kucağında yoktur açlar,

Yeşil, boz, sarı yamaçlar…

Meyve yüklüdür ağaçlar,

Ne şirindir Türkiyemiz!

 

Kekik, yavşan kokar dağda;

Kayısı, elma, üzüm bağda…

Hele bugün, yeniçağda

Ne güzeldir Türkiyemiz!

 

Mehmet Necati ÖNGAY

 

ZAFER TÜRKÜSÜ

 

Yaşamaz ölümü göze almayan,

Zafer, göz yamadan koşana gider.

Bayrağa kanının alı çakmayan

Gözyaşı boşana boşana gider.

 

Kazanmak istersen sen de zaferi

Gürleyen sesinle doldur gökleri,

Zafer dedikleri kahraman peri

Susandan kaçar da coşana gider.

 

Bu yolda herkes bir, ey delikanlı,

Diriler şerefli,  ölüler şanlı.

Yurt için dövüşen, başı dumanlı,

Her zaman bu şandan o şana gider.

 

Faruk Nafiz ÇAMLIBEL

 

anasayfa >belirli gün ve haftalar > 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik Spor Bayramı

 

 

 

 

İLKÖĞRETİM

 

LİSE

SORU BANKASI